1. Skip to Menu
  2. Skip to Content
  3. Skip to Footer>

DSP Üzerine Öneriler-1

Yazdır E-posta

Taşkın Eslek - 02 Mayıs 2009

Kişisel gözlemin, hemen her partilinin, mevcut durumdan şu yada bu nedenle sıkıntılı olduğudur. Görüş, düşünce ve eylemlerinde farklılıklarda olsa, partimizin yeniden ayağa kaldırılması konusunda, hemen her partilinin iyi niyetli bir çaba içinde olduğunu varsaymak zorundayız. Umutların tükenmesi ve çaresizlik duygusu, kimi zaman  tartışmaların, düşünce alanından çıkıp, kişiselleştirilmesine neden olsa da, biz yine işin kolayına kaçmadan, umutlarımızı yenilemek ve arayışımızı sürdürmenin yollarını bulmalıyız.

İçinde bulunduğumuz bu sıkıntılı süreci, başarıyla veya hiç değilse en az zararla atlatmak için, hemen her partiliye, görev ve sorumluluk düştüğü kanısındayım. Örneğin bugün İzmir’de Demokratik Sol Atılım’ın öncülüğünde gerçekleştirilen panele, DSP Genel Başkan adaylarının bir kısmının katılacak olması, bu yönde atılmış bir adımdır. Umarız adaylar partimizin geleceğine ilişkin görüş ve düşüncelerini, birbirini kırmadan, yarın yine birlikte yoldaşlık yapacaklarını unutmadan yaparlar. Bu süreçte inisiyatif üstlenerek, bu tür bir panel gerçekleştiren ve katkı sağlayan tüm Demokratik Solcu arkadaşlarımızı ayrıca kutlarız.

17 Mayıs 2009 tarihinde yapılacak kurultay için, Kadıköy delegeleri ile Kadıköy ilçesine kayıtlı örgüt üyelerinin bir araya getirilmesi için toplantı düzenlenmesi ricasında bulunduğumuz, Kadıköy İlçe başkanı sayın Mustafa Kökçeli, bu ricamızı yerinde bulduğu için 15 Mayıs 2009 tarihinde gerçekleştireceğini söyledi. Bu girişim için, kendisi kutlarken, tüm il ve ilçe başkanlarımıza örnek olarak, önermek isteriz. Umarım, bu yazımız üzerine, toplantının iptali için,  bir baskı ile karşılaşılmaz…

Bu süreçte delegenin, adaylara yakınlığı veya kendi kişisel görüşleri kriter olarak kullanılmamalıdır. Parti üyelerimizin görüş ve düşünceleri büyük önem taşımaktadır. Delege olan arkadaşlarımız, Kurultay’da bizleri temsil etmekle görevli olduklarını unutmamalıdır. Oylarını bizlerin görüş ve düşünceleri doğrultusunda kullanırlarsa, demokrasinin en önemli kurumu olan “Temsil” öğesi işletilmiş olur. Eğer il ve ilçe başkanlarımız, yapılması çok zor olmayan bu tür toplantı için inisiyatif üstlenirlerse, sadece partimiz adına değil, ülke siyaseti adına da önemli bir katkı ve kazanım olacaktır.

Demokratik bir kurultay için, her bir parti üyemize görev düşmektedir. Bu tür bir toplantıdan kaçınan il ve ilçelerde, parti üyeleri ısrarcı olmalıdır. Parti içinde bu tür bir gelenek başlatılması, partimizin kamuoyundaki itibarını arttıracağı gibi, parti üyelerinin, partimizi sahiplenmesi açısından da olumlu katkı sağlayacaktır. Parti tabanının görüş ve düşüncelerinin, bu veya benzeri yöntemlerle, bir karara dönüştürülmesi, o siyasal partiye işlerlik ve ivme kazandırır. Bunun olağan dönemlerde nasıl yapılabileceğine ilişkin somut önerilerimizi de, bir başka yazıda ayrıca yazacağız.

Zaman kısıtlı olduğundan önerilerimizi şimdilik, Kurultay süreci için, yapmak zorunluluğu duyuyoruz. Bu kurultay için, partililerimiz arasında çok tartışılan ve biraz da umut edilen sayın Yılmaz Büyükerşen’in aday olması hakkındaki görüşlerimi de, paylaşma gereği duyuyorum.

Sayın Bülent Ecevit, sayın Rahşan Ecevit ve sayın Zeki Sezer’in, çeşitli dönemlerde sayın Yılmaz Büyükerşen’e, genel başkanlık için teklifte bulunması nedeniyle olsa gerek, ne zaman bu tür bir arayış doğsa, sayın Büyükerşen’in ismi öncelik kazanıyor. Beni tanıyanlar konu hakkındaki açık görüşlerimi biliyorlar. İlk günden başlayarak, sayın Yılmaz Büyükerşen’in, siyasi düşünce ve reflekslerinin, Demokratik Sol Partiyle bağdaşmadığına inanıyorum.

Kendisine “Genel Başkan Ol” biçiminde yapılan iki özel görüşmede,  bulunmuş birisi olarak, görüşlerimde bir değişiklik olmadı. İTÜ’de yaptığı bir konuşmada söz alarak, görüş ve düşüncelerinin Demokratik Sol düşünce ile bağdaşmadığını açık bir eleştiri olarak kendisine de söyledim. 29 Mart 2009 seçimleri öncesi bir televizyon kanalında, DSP ve CHP hakkındaki düşüncelerini izlerken, sayın Ecevit adına derin bir üzüntü duydum.

Konumuz sayın Büyükerşen’in siyasal görüşleri olmadığı için, daha fazla ayrıntıya girmeyeceğim. Sayın Büyükerşen’in, bütün ısrarlara karşın, genel başkan adayı olmak istememesini çok iyi anlıyor ve hak veriyorum. Fakat partimiz ile  ilgisi yok gibi davranmasını, anlamakta zorlanıyorum.

Bizim kendisini beğenmememizin bir önemi yok. Gerek kamuoyunda gerekse parti içinde, ciddi bir itibarı olan sayın Büyükerşen’in, partimizin geleceğini yakından ilgilendiren bir kurultay sürecinde, hiçbir sözünün olmaması, düşündürücüdür. Kendisine bu kadar güven duyan insanlara karşı sorumluluk duymuyorsa bile, sayın Bülent Ecevit’e karşı borçlu olduğunu unutmamalıdır.

Sayın Büyükerşen,  parti genel başkanlığı için yaşının ileri olduğunu ileri sürerek, buna yanaşmıyor. Yaşının ileri olması, genel başkanlığa engel olarak gösterilse de, parti içinde bir ağabeylik görevi yapmasına engel değildir.  Kurucusu olduğu DSP’nin geleceği hakkında, haklı bir kaygı taşıyan sayın Rahşan Ecevit’in, sayın Büyükerşen’e ciddi bir güven duyduğunu biliyoruz. Ve bizce yine yıllarını DSP ve Ecevitler için vermiş sayın Orhan Birgit’in, bu süreçte deneyimlerini birleştirerek, partimizin geleceğine ilişkin gerçek ve geçerli bir yol haritası çizmeleri, parti içindeki belirsiz havayı bir anda dağıtacaktır.

Partimizin geleceği adına, Sayın Rahşan Ecevit, sayın Orhan Birgit ve sayın Yılmaz Büyükerşen’in, zaman yitirmeksizin bir araya gelmelerinde ciddi yarar görüyorum. Eğer iş ağırdan alınacak olursa, giderek sertleşeceği anlaşılan genel başkanlık yarışının partimize yarar değil, zarar getireceğini düşünüyorum.

Saygıyla

Taşkın Eslek

 

 

Seçme Haber

"Yavuz Hırsız" Rolü Oynanıyor

İktidarın yandaş yazar ve sözde aydınları, bütünüyle AKP ile Tayyip Bey’i koruyup kollamayı ve yargıyı ele geçirmeyi amaçlayan ve bu niyet anlaşılmasın diye de içine bazı elma şekerleri sokuşturulan anayasa değişikliği paketine karşı çıkanları; demokrasi karşıtı (!), darbeci (!) ve statükocu (!) olmakla suçlayacak kadar faşist olabiliyorlar.

Devamı...