1. Skip to Menu
  2. Skip to Content
  3. Skip to Footer>

DSP Üzerine Eleştiriler-2

Yazdır E-posta

Taşkın Eslek - 26 Nisan 2009

Bir çok partili arkadaşımdan, seçmenin genel çoğunluğundan farklı düşündüğümü biliyorum ama yine de düşüncelerimi açıklıkça yazmayı sürdüreceğim. Uzun zamandır neredeyse hiçbir siyasinin demecini okumuyor ve izlemiyorum. Ezberlenmiş birkaç klişe slogandan öte değer taşımayan nutukları, kim niye söyler, kim neden dinler, hiç anlamam zaten.

Toplumun çoğu futbol oynayamasa da, futboldan anlar. Fakat toplumun tamamı hem siyaseti bilir hem de oynar. Mevki ayrımı gözetmez;  İster başbakanlık, ister bakanlık.  Milletvekilliği de olur, belediye başkanlığı da. Parti meclisinden, belediye meclis üyeliğine, yapılamayacak  iş yoktur herkes için.  Hepsi olur da parti genel başkanlığı olmaz mı ? İlgisi olmasına vardır ama bilgisi, zamanı, olanağı, ortamı, yeteneği var mıdır fark etmez.

Altılı yedili yaşlarımda kurardım düşünü. Ülkeyi yönetme yetkisi bir kez bana verseler; sabah kimse uyanmadan işe koyulur, gece geç yarılarına kadar bıkıp usanmadan çalışır dururdum. Bak o zaman sen gör; ne sorun kalır, ne de fakirlik...

Kim bilir kaç yıl sürdü bu çocukluk düşlerim.

Sayın Sezer’in genel başkanlığı sürecinde, oradan buraya koşturmasına bakılacak olursa, halen çocukluk düşlerine inanıyor olmalı diye düşünüyorum. 4,5 yıllık genel başkanlığı döneminde, parti yönetmenin, çok çalışmak dışında, başkaca yetenekler gerektirdiğini anlayamamış olması, üzüntü vericidir. Biraz vicdan, biraz izan sahibi olan herkes, kendi yetersizliğini takdir edebilir. Bundan öte olan duygularımı yazmaya ne elim nede partililiğim izin vermiyor.

Ben durmasına duracağım da sayın Sezer’in yerinde duramayacağı anlaşılıyor. Sayın Yağız’ın 25 Nisan 2009 tarihli demecinden anladığımız, sayın Sezer’in, genel başkanlığı bırakma kabusu yerine çocukluk düşlerine geri dönme sevdasında olduğudur.  Mustafa Sarıgül ve Gökhan Çapoğlu’nun, yeniden partimize kabul edildiği parti meclisi toplantısı, Sayın Sezer’in genel başkanlığının hiç değilse benim için, bittiği gündür.

Sayın Yağız’ın, demeci, sayın Sezer’in, istifasının, basit bir tiyatro piyesi olduğunu ortaya koyması bakımından düşündürücüdür. Medyaya yansıyan bilgilerden de anlaşılan, sayın Sezer’in düzemece bir kurultay peşinde olduğudur. Sayın Sezer, kendisini başarısız olduğu için istifa etmeyi göze alacak kadar saygın gösterip, diğer yandan yandaşları eliyle “bu parti sensiz olmaz’ı oynamaya çalışıyor.

22 Temmuz seçimlerinde, parti genel başkanlığını bırakmayı göze alamadığı için, milletvekilliği umurunda olmayan adamı oynayan sayın Sezer, şimdi yine kendi yazdığı, bir başka ucuz oyunun peşine düşmüş anlaşılan. Yazık ki, siyasi yetenekleri, tiyatro yeteneğinin çok altındadır.

Bir otel salonunda, parti üyelerine kapalı, kendi seçtikleri delegelerle, olası genel başkan adaylarına kendilerini ve düşüncelerini anlatma şansı tanımadan, yeniden sayın Sezer’i veya vekaletçisini seçtirebilirler. Bu tür ilkel ve ucuz bir yöntemin, kendilerinin keşfi olduğunu düşünmüyorlardır umarım. Tek sahnelik bu tür bir piyesin, partililer ve toplum tarafından saygın bulunmayacağı açıktır.

Bir çok kez yazıldı, söylendi, kulaktan kulağa taşındı ama doğrusu kendime yakıştıramadığım için akçeli konulara girmeyi hiç istemedim. İçtenlikle yazıyorum ki, her kim için olursa olsun, insan kanıt olmadan, bu tür suçlamalardan uzak durmalıdır. Fakat mevcut yönetimin, başarısızlık bir yana, kötü ve ilkesiz yönetme anlayışında ısrarcı olması, zihinlerde soru işareti doğuruyor.

İçlerinden hiç değilse biri çıkıp, neden bırakmak istemediklerini, parti yönetimini bırakmamak için, neden bu tür basit ayak oyunlarına başvurduklarını açıklamalıdır. Bu yollardan elde edilecek ‘yönetme yetkisinin’, ne parti içinde ne de toplumda bir saygınlık getirmeyeceğini bildiğiniz halde, neden bırakamıyorsunuz? Kasa da duran 29 milyon için mi,  yoksa harcanmış bulunan 100 milyon için mi?

Sayın Yağız’ı, henüz parti milletvekili değilken, Takvim gazetesi köşe yazarlığından tanırım. O yıllarda, neredeyse hiçbir köşe yazarı DSP ve sayın Ecevit’e, yer vermezken, sayın Yağız, DSP ve sayın Ecevit hakkında sürekli olumlu yazılar yazmıştır. Yine o yıllarda, kendisine gönderdiğim yazılardan mutlak köşesine alıntı yaparak, beni çok kez onurlandırılmıştır. Sayın Yağız’ın tutumu, partimiz milletvekilliği sürecinde de değişmemiştir. Yıllarca parti içinde herkes benimle aynı fotoğraf karesi içine girmeye korkup, isminin benimle anılmasından kaygı duyarken, sayın Yağız, dostluğumuzu sakınmadan dile getiren ender kişilerden biridir. Bu anlamda benim için yeri özeldir.

Sayın Yağız’ın beni, doğru bildiklerimi söylemekten vazgeçmeyeceğimi bilecek kadar yakın tanıdığımı sanıyorum. Umuyorum ki, şimdi yazacaklarımdan ötürü, dostluğumuza siyaset bulaşmaz.

Parti meclisince yeni seçilen DSP Genel Başkan vekilini tanımıyorum. İzlenen yöntemlere bakılacak olursa, bırakınız vekilliği, basit bir kukla kadar değer taşımadığı anlaşılmaktadır. Eğer kendisinden beklenen, bu tür bir kurultay için, görsel vekillik ise ve bunu kendisine yakıştırıyorsa, derdini çocuklarına anlatsın. Fakat sayın Yağız’ı tanıyan birisi olarak, sayın Sezer’in özel sekreteri gibi, peşine takılıp gitmesini, onun ayıplarını örtmeye çalışmasını ve oyunlarına aracılık etmesini anlamıyorum.

Sayın Yağız, partimizin genel sekreteri olarak sorumluluğu sayın Sezer’e karşı değil, parti ve biz partililere karşıdır. Özellikle içinde bulunduğumuz süreçte, toplumun dikkatle izleyeceği bir kurultayın, demokratik yöntemlerle ve Demokratik Sol Kültüre yaraşır olgunlukta yapılması için, kendisine büyük bir sorumluluk düşmektedir.

Parti içinde, şahsıma karşı yapılmış bulunan hiçbir yanlış davranış ve haksızlıktan dolayı, alınmadım, yüksünmedim ve yılmadım. Sayın Yağız’da çok iyi bilirler ki, bugüne kadar uğradığım sayısız haksızlıkların hiçbiri için, ne kendisinden ne de bir başkasından, özel bir talebim olmamıştır ve olmaz. Şimdi kendisinden dostluğumuz adına değil, bir partili olarak, partimizin genel sekreterinden rica ediyor, göreve çağırıyorum. Partimizin dürüst imajına gölge düşürecek, saygınlığını azaltacak ve biz partililerin inançlarını sarsacak yöntemlerden lütfen uzak durunuz.

Demokrasi mücadelesi uğruna, sayın Ecevit’in, neleri göze aldığını bilmek, her demokratik solcu için, uğranabilecek kişisel kayıpları gözetmeden, cesur ve onurlu bir duruş göstermek için yeter nedendir. Ötesi laf kalabalığı ve ziyandır.

Saygıyla

Taşkın Eslek

 

Seçme Haber

Sigorta Poliçelerine Ödediklerimiz ve Bir Öneri

Hayatınız boyunca sigorta şirketlerine ne kadar para ödüyorsunuz, hiç düşündünüz mü? Bunu hesaplamanız çok zor olabilir ancak basit bir şekilde hayatınız boyunca sigorta şirketleriyle ne

Devamı...