1. Skip to Menu
  2. Skip to Content
  3. Skip to Footer>

Hukukçular Önden Buyursun

Yazdır E-posta

Taşkın Eslek - 09 Mart 2008

Önceki gün Uşak ilimizde,  Tayip Erdoğan, Cuma namazı sonrası buyurmuş; "Af yok, af yok. Suç işleyen cezasını çeker. Devlet katili affetme  yetkisine sahip değildir. Katili affetme yetkisi aslında maktulün  varislerine aittir, öyle olması lazım. Hukukçu da burada. Öyle mi?  Yanlışlık olur, haksızlık olur. Nasıl affeder? Böyle bir yetkimiz bizim  yok ki. Bununla ilgili kanun çıkardığın zaman en büyük zulmü yapmış  olursun. Katilse cezasını çekecek."

Tayip Erdoğan’ın, bu sözlerine ilk gün bir tepki görmedim. Doğrusu medya ile aram olmadığı için gereksiz iddialarda bulunmak istemem. Bu sözler mutlak birilerinin ilgisini ve tepkisini çekmiştir. Tek salak ben olmuş olamam….

Anımsanacağı üzere, 57. hükümet tarafından çıkarılan şartla salıverme, dava ve cezaların erteleme yasası sırasında medya ortalığı ayaklandırmıştı. Katiller, tecavüzcüler dışarı çıkacak diye günlerce yayın yaparak,  kamuoyu inanılmaz bir baskı altına alınmıştı.  Kamuoyuna Rahşan Ecevit affı olarak dayatılan bu yasa nedeniyle, genel kitle artık sokağa çıkılamayacağını, sokağa çıkarsa tecavüze veya saldırıya uğrayacağına çok inandırılmıştı. Söz konusu dönemde boy boy hukukçular, söz konusu yasa kapsamında olmadığı halde, devletin katilleri, tecavüzcüleri affetme yetkisinin olmadığından söz ediyorlardı. Toplum vicdanının zedeleneceğinden söz ediyorlardı. Şimdi onlara yakışır bir başbakanları olduğu için gurur duyuyor olmalılar.

Tayip Erdoğan’ın bu sözlerinin, çağdaş hukukta yerinin olmadığı çok açıktır. Tayip Erdoğan’ın deyimiyle maktul varislerine katili affetme yetkisi, ancak Şer-i hukukun gereğidir. Bir başbakan bu kadar açıklıkla Şer-i hukukun gereğinden söz ederken, sözde hukukçuların nasıl bir tavır göstereceğini merakla bekleyeceğiz kuşkusuz.

Çağdaş bir toplumda, kişiler, toplum sözleşmesi ile bu tür cezalandırma ve affetme yetkilerini devlete devretmişlerdir. Affetme yetkisi devlete ait değilse, cezalandırma yetkisi neden devlettedir. Bu düşünce yapısıyla, örneğin vergi vermeyi, kişilerin zekat anlayışına bırakmak, daha uygun düşmez mi? Böylelikle kişilere, gelirlerinin nasıl dağıtmak istediği gibi özgür bir alanda açmış oluruz. Tayip Erdoğan bir sonraki buyruğunda buna da açıklık getirir mi bilmem ama bu ülkenin hukuk anlayışına yakışacağına şüphe yoktur. Cumhurbaşkanlığı seçimini düzenleyen anayasa maddesinde, hukuksal yorum yerine,  virgüllerle anlamı farklılaştırılan Türkçe yorumun arkasına saklanılan bir ülkede, bu tür hukuksal yorumlara şaşırmamayı artık benimde öğrenmem gerek.

AKP’yi zayıflatmak, Abdullah Gül’ü Çankaya’ya çıkarmamak için, hukukun temel ilkelerini çiğnemekle kalmayıp, gece yarısı Genel Kurmay bildirileri, Soroz kokulu cumhuriyet mitingleri, yapay seçim ittifakları, neler yaptık neler. Elde ettiklerimiz; Abdullah Gül Çankaya’da, AKP çok daha güçlü bir biçimde iktidarda, MHP, CHP gibi Türkçü faşist, DTP gibi Kürtçü faşist partiler mecliste, özelleştirmeler, işten çıkarmalar, toplu yoksullaşma tam gaz, terör en can alıcı boyutta. Türbanda MHP-AKP koalisyonu, Yurt dışı askeri operasyonda CHP-MHP faşist bloku diğer yanda AKP-Ordu yakınlaşması. Artık ne kadar becerikli olduğumuza mı yanarız yoksa ne kadar becerildiğimize mi, siz karar verin…

Sıradan bir yurttaş duyarlılığı ile bizim görüp analiz edebildiklerimizi, sözde muhalif partilerin, ordunun, ülke seçkinlerinin göremediğini, öngörülerinin bu kadar zayıf olduklarını kabul etmek, ancak bizim saflığımız olur. Herkes bir biçimiyle aynı oyunun, moda deyimle dizi filminde kendisine verilmiş rollerini oynuyor. Bu konuda ne kadar başarılı olduklarını sinema ve TV eleştirmenlerine bırakmak gerek ama yorum yapmazsam çatlarım. Haftanın her günü, her kanalında tatlı tatlı, bize izlettirilen dizi filmlerden bir farkımız kalmadı. Dizi filmlerin temel mantığı, hangi bölümünden izlemeye başlarsan başla, ne kadar bölüm kaçırırsan kaçır, izlemeye başladığın yerde, oyuna ortak olursun. Yani anlamamak söz konusu değildir. Kurgular sıradan herkesin anlayacağı bir sıradanlıkta olmasına karşın, yaratılan sahte karmaşıklık, sizi olaydaki tüm mantık hatalarından soyutlar. Yani sahte karmaşıklıkta, basit gerçeği önemsiz ve değersiz görürsünüz. Her dizide, TV’den uzanan bir el, insana ait bir duyguyu bir güzelliği yok ederken, sizi tatlı tatlı okşar. Neden onların istediği gibi düşündüğünüzü anlamadan kendinizi, oyuna kaptırırsınız. Siyasetin de bu dizilerden bir farklı olmadığı ortada. Birileri yazıyor, hep beraber oynuyorlar. Senaristin ve yönetmenin kim olduğunu, filmin altına yazmasalar bile, hiç değilse oyun ve oyuncular ortada. TV’den izlediğimiz dizi film oyuncularına taş çıkartacak kadar ustalıkla oynamaları sizi yanıltmasın. Senarist ve yönetmen, hangi rolü, kime oynatacağını çok iyi biliyor. Bu kadar doğallıkla oynamaları, oyunculuk becerisi değil özetle…

Af konusundan söz etmişken, geçmiş dönemde not ettiğim bir bilgiyi vererek sözlerimizi noktalayalım. Bir önceki dönemde DYP Denizli milletvekili Ümmet Kandoğan’ın soru önergesini yanıtlayan Adalet Bakanı Cemil Çiçek, 2000 yılında çıkarılan ve 23 Nisan 1999 tarihine kadar işlenen suçlardan dolayı şartla salıverme, dava ve cezaların ertelenmesini içeren yasadan yararlanarak tahliye olan tutuklu ve hükümlü sayısının 28 bin 114 olduğunu ve bu kişilerden ancak  447'sinin tekrar suç işlediği için cezaevine konulduğunu açıklamış. Bunların 193'ü hırsızlık, 48'i ise yağma suçu. Adalet Bakanı Cemil Çiçek’in verdiği rakamlara bakılacak olursa,  2001 yılından 2004 Mayıs ayına kadar kamu kurum ve kuruluşları ile özel sektörde işe yerleştiren hükümlü sayısının 19913 olduğu anlaşılıyor. Yeniden suç işleme oranı 447 / 28114= % 1,6. Yani yüzde 2 bile değil…

Söz konusu dönemde koparılan yaygaranın istatistiksel sonucunu,  kimsenin değerlendirmeyeceğini biliyorum. O dönemde şartlandırılan beyinlerin, kendilerini sorgulama zahmetine katlanmak yerine, nedenini kendisinin bile bilmediği bir biçimde ne kadar haklı olduğuna ve doğruyu düşündüğüne olan iman ve inancını değiştiremeyiz. Kişi bir kez bile, acaba oyuna getirilmiş olabilir miyim diye sormaya kalksa, oyunun ne tadı kalır ne de tuzu.

Ne diyelim iyi diziler, bol seyirler..

Saygıyla.

Taşkın Eslek

 

Seçme Haber

Dur Yolcu...!

Bilmeden gelip bastığın bu toprak,  Darbecilerin ancak otuz –otuz beş sene sonra yargılanabildiği yerdir... Üstelik darbenin bütün kurumları sapa sağlam ayakta iken... Sadece ölüme üç günü kalmış iki ihtiyarın yargı önüne çıkarıldığı yerdir...

Devamı...