1. Skip to Menu
  2. Skip to Content
  3. Skip to Footer>

Neden Susuyoruz?

Musa Abay - 14 Aralık 2011

NEDEN SUSUYORUZ? (çünkü borçlunun beli kırık olur)

ÜLKEMİZDE HERGÜN BİRÇOK OLUMSUZ GELİŞME YAŞANIYOR. GİDİŞAT SESSİZ KALINACAK GİBİ DEĞİL. OLAYLAR, OLMAK YA DA OLMAMAK AŞAMASINA ÇOKTAN GELDİ.

YÖNETİCİLER BAĞIMSIZ DEVLET POLİTİKASINI TERK ETMİŞ GÖRÜNÜYOR.

NE HAZİNDİR Kİ HALK DA UMUTSUZLUK VE DUYARSIZLIK İÇİNDE. UMURSAMAZ BİR GÖRÜNTÜ VERİYOR. İKİ KOLİ YİYECEK VE BİR KAÇ ÇUVAL KÖMÜR EN YÜCE DEĞER OLMUŞ.

PEKİ, NİÇİN?

Bu sorunun birçok başka sebebi olabilir. Ancak en önemlisi ekonomik olanıdır ve müsebbibi 1980 12 Eylül darbesidir. Ülkemiz,1980 yılına kadar Dünya’da kendi kendine yeten 7 ülkeden biriydi.

Darbe ve ardından gelen iktidar; “dışa açılıyoruz”, “çağ atlıyoruz” aldatma ve saçmalığıyla ülkemizin temel ekonomik yapısını şiddetli biçimde bozdu.

Hayali ihracat gibi birçok rezalet ve yolsuzlukla ülke borç batağına sokuldu. Sonradan gelen iktidarlar da aynı yolu takip ederek bu batağı daha da derinleştirdiler.

Sadece 1999 Ecevit hükümeti döneminde, az da olsa duraksama gösteren borçlanma trendi daha sonrada artarak devam etti. Bu dönemde sadece 2001 yılında cari işlem açığında bir gerileme görülür.

Sonuçta 'borcu olanın beli kırık olur' deyimi işlerlik kazandı. Devletin durumu özetle böyle.

Peki ya halkımız ne hale geldi? 1980’den önce halk arasında yaygın kabul gören bir söylem vardı: “Türkiye’de devlet fakir, millet zengindir".

Gerçektende yastık altı diye bilinen bir kaynak her zaman olmuştu.

Bu kaynak bazen akraba dayanışması, bazen dost paylaşımını getiriyordu. Bu nedenledir ki, Türkiye’de yaşanan ekonomik krizlerin halkı etkilemesi kolay olmuyordu.

1980’den sonra ilk olarak ortaya bir banker faciası çıktı. Bu konuda rahmetli Kastelli'nin "bana ne kızıyorsunuz kardeşim, bunu bana Devlet yaptırdı" deyimi konunun özünü anlatır niteliktedir.

Bu yolla yastık altının bir bölümü boşaldı. Akabinde bankalar devreye girdi. "yüksek faiz" aldatması ile halkın elinde kalan son kaynaklar da çekildi.

Halk bankere kaptırdığı paralarını bankalardan çıkarabilmek adına bir daha söğüşlendi. Bu arada halkı yoksullaştırma süreci sistematik olarak devam etti.

Gereksiz tüketime yönlendirilen ve kaynakları tüketilen insanların eline kredi kartları tutuşturuldu.

Her köşe başında albenili bayanlar kredi kartı dağıtmağa başladı.

Ek olarak konut, araç gibi kredilerle insanlar olmayan paralarını harcamaya başladılar.

Bütün bunların rastlantı olduğunu düşünmek biraz safderûnluk olacağına göre, her şeyin planlı programlı olarak yapıldığı hesaba katmak gerekir.

Gelinen noktada toplumun büyük bir kesimi borç batağına girmiş durumdadır. Böylece, "borçlunun beli kırık olur" söylemi halk için de geçerlilik kazandı.

İŞTE BUNUN İÇİN SUSUYORUZ.

Ülkemizin de Halkımızın da dik durabilmesi için bu bataktan çıkarılması lazım. Bunu başaracağız. Nasılmı? Anadoluda bir deyim var. 'çivi battığı yerden çıkar'

DİP DALGASI olarak ve ilk iş olarak bu sürecin sorgulanmasını istiyoruz.

 

 

Seçme Haber

Bir Nisan Ayı da Böyle Geçti

Nisan; ilkbaharın güneşiyle, yağmuruyla, bazen serin, bazen ılık havasıyla en güzel ayıdır. Erguvanlar, leylaklar, erikler dallarda çiçeklenir…Kent yaşamının olumsuz dışsallıklarının o dayanılmaz kokusuna baskın gelir bahar çiçeklerinin kokusu… Ağaçlarda yalnızca çiçekler mi var ?... Dallara konan  kuşlardan oluşan doğanın o muhteşem  korosu…

Devamı...