Densiz ve Bölücü Biden; ve BOP
DENSİZ VE BÖLÜCÜ BİDEN; VE BOP
SÜLEYMAN YAĞIZ
Başbakan Erdoğan, önce BOP’un Eş Başkanı olduğunu söylemiş, sonra inkâr etmişti. Ancak daha sonra nedense, “BOP başlamadan sona erdi. Bush döneminde ABD bu konuda Türkiye, İtalya ve Yemen’i Eş Başkan olarak ilân etti. Biz kadın hakları ve demokrasi konusunda örnek olacaktık. Ama bu hayata geçirilmedi” ifadesini kullanmıştı.
Bana göre, BOP, Erdoğan’ın “sona erdi” ifadesini kullandığı güne denk gelen süreçte aktif olarak devreye sokulmuştur. Adına “Arap Baharı” denilen de BOP operasyonlarından başka bir şey değildir.
***
ABD Başkan Yardımcısı Joe Biden’in Türkiye’ye gelişi de BOP içindir. Anlaşılan, Biden, BOP çerçevesinde yeni şeyler söyleyecektir.
Kendini bütünüyle ABD’ye teslim eden Türkiye yönetimi de söylenecek olan yeni şeylerle ilgili olarak üstüne düşen neyse onları yapacaktır.
Bilindiği gibi, Erdoğan, bir ara, “NATO Libya’ya müdahale etmeli midir? Böyle bir saçmalık olur mu yahu? NATO’nun ne işi var Libya’da?” demişti.
Ama sonra, “NATO, Libya’nın Libyalılar’a ait olduğunu tespit ve tescil için oraya girmelidir” ifadesini kullanarak çark etmişti.
***
Erdoğan, “füze kalkanı” ile ilgili olarak da önce, “NATO'nun bir üyesi olarak şüphesiz ki bu konuda atılacak bir adım ve bu işin komutasının kime verileceği konusu çok önemli. Özellikle bu konu topraklarımızın genelini teşkil ediyorsa komuta kesinlikle bize verilmelidir. Komutanın başka bir ülkenin kontrolünde olmasının kabulü söz konusu olamaz” demişti...
Fakat bu sözünden de çark etmek zorunda kalmıştı… Bakın, nasıl çark etmişti:
“Komuta sisteminin tamamıyla NATO'da olması gerektiğini söyledik ve bunu savunduk. Bundan sonraki gelişmelere göre de tavrımız ülkemizle alakalı bir konuda, gelişmeler hangi noktaya gelecek bilemediğimiz için şu anda bir şey söylemek erken olur. Komutanın kesinlikle NATO'da olması gereğini ifade ettik ve NATO, mâlûmunuz olduğu üzere bir saldırı sistemi oluşturmuyor, bir savunma sistemi oluşturuyor.”
(Tayyip Bey, bu tür çark edişlerine karşın, başkalarını “çarkçı” diye suçlamaya bayılıyor... Bu da herhâlde “baskın çıkma” taktiğinin bir sonucu olsa gerek.)
***
Demek ki, Erdoğan, NATO ne derse ya da ABD ne isterse onu yapıyor.
Bu çerçevede ilginç bir haberi anımsatmak istiyorum:
Cumhuriyet Gazetesi Yazarı Utku Çakırözer’in 7 Ekim 2011 tarihli haberine göre, Suriye Devlet Başkanı Beşar Esad, kendisini ziyaret eden CHP heyetine, “Türkiye’nin, Obama’nın sözcüğü gibi davrandığını” ifade etmişti. Esad ayrıca şunları söylemişti:
“Bana ‘Türkiye ile ne oldu da böyle oldunuz?’ diye soruyorlar. Ben değişmedim, Başbakanınız değişti. Bunu Başbakan’a sorun. Benim kanaatim Türkiye-Suriye dostluğunu ABD istemedi. Ne Tunus, ne Libya, ne de Suriye’de dertleri demokrasi... Asıl mesele kaynaklarımızı kontrol etmek. Türkiye’den gelenler Obama’nın sözcüsü gibi davranıyor. ‘Obama şöyle istiyor, böyle istiyor’ diye geliyorlar bana. Oysaki ABD’nin Şam’da büyükelçisi var, gelip söylüyor zaten bize. Türk kardeşlerimizin aynı sözleri tekrarlaması bizi üzüyor” demişti.
Erdoğan’ın, yakın zamana kadar can ciğer kuzu sarması olduğu, ailecek beraber tatil yaptığı Beşar Esad’a, ABD’nin talebi doğrultusunda “çekil çağrısı” yapması, Esad’ın bu ifadelerini doğruluyor.
***
Tekrar Biden’e dönecek olursak… Bu kişi, 1999 yılında Ecevit’e, “ABD’nin, Türkiye’ye ihtiyacı yok, ama siz ABD’ye muhtaçsınız. Kıbrıs sorununu çözün, istenenleri yerine getirin, kredi verelim” diyerek küstahça bir tavır sergilemişti.
Ecevit de nezaketinin tüm sınırlarını zorlayarak, “Kıbrıs meselesi 1974’te bitmiştir. Bunu son kez söylüyorum. Umarım anlatabildim’’ diyerek Biden’e haddini bildirmişti.
Gazetelerimiz de bu nedenle Biden’den söz ederken, “Densiz Biden” ifadesini kullanmıştı… Biden bir de “Irak’ı üçe bölelim” demişti… Onun içindir ki, ben, bu zat için, “Densiz ve Bölücü Biden” diyorum…
Tayyip Erdoğan yönetimi, işte bu zatla görüşecek…
***
Türkiye ne yazık ki, tarihinin “ABD’ye en bağımlı” dönemini yaşıyor. Turgut Özal, “Türkiye’nin gelmiş geçmiş en Amerikancı lideri”ydi. Tayyip Erdoğan onu geçecek bu gidişle… Belki de geçti…
“Arap Baharı” palavradan ibarettir. Sözde devrim naralarının atıldığı ülkelerde olanlar gerçekten devrim olabilse… Ama değil… Olanlar, BOP operasyonlarından başka bir şey değil… Densiz ve bölücü Biden’in Türkiye turu da bu minval üzeredir.
Gelişmeler, ülkemizin ve ulusumuzun hayrına değil. Başımıza yeni çoraplar örülebilir. Başbakan Erdoğan’ın TIME’a kapak yapılması; çeşitli yabancı yayınlarda “şöyle büyüksün, böyle büyüksün” denilerek övülmesi, “gaza getirme” girişimlerinden ibarettir.
www.suleymanyagiz.net
| < Önceki | Sonraki > |
|---|
YAZARLAR
Seçme Haber
| Londra Konferansı ve İkinci İnönü Zaferi |
|
| Devamı... |


Cumhuriyet tarihimizde 1921 yılı savaşlar (daha doğru bir deyimle muharebeler) ve anlaşmalar dönemi olarak kabul edilebilir. Konumuzla ilgili en önemli olaylardan biri, “Sevr” in revize edilmiş bir şeklini
