Ondan, Bundan, Şundan
Askerin dayatmayla hazırlayıp onaylattığı anayasanın yıllar sonra bir çok maddesinin kabul edilemez olduğu ortaya çıktı. Bu anayasayı değiştirmek için bu defa belli görüşe mensup bir grup sivil (AKP) kendilerine uygun olacak şekilde dayatmayla belli maddelerde değişiklikler hazırlayıp, bu değişiklikleri halka onaylatmaya çalışmaktadır. Hükümet tarafı anayasa değişikliklerinin kabulü anlamına gelen ‘evet oyu kullanılması’ için çalışmalar yaparken, muhalif grubun hedefi ise referandumda ‘hayır’ oyu çıkması ve anayasa değişikliklerinin kabul edilmemesidir.
Bu konuyla ilgili olarak siyasi partilerin referandum çalışmaları hızla devam ediyor. Ancak yapılan bu uğraşlarda ne yazık ki siyasi partiler anayasa maddelerindeki değişikliklerin fayda veya sakıncalarını halka anlatmak yerine birbirlerini kötüleme yarışına girmiş durumdalar. Referandum çalışmalarını özetlersek;
‘Tencere dibin kara, seninki benden kara’.
Bundan birkaç gün önce Trabzon Sümela Manastırı’ nda özellikle Yunanlıların öncülük ettiği bir ayin yapıldı. Bu ayin Türkiye Cumhuriyeti Devletinin barışçıl amaçlarını, komşularına dost elini uzattığını göstermesi bakımından anlamlıydı. Trabzona turist akını olmasını sağlayabilecek bir girişimdi. Ancak, Devletimiz bu yumuşamayı gösterirken Yunan Hükümeti aldığı bir kararla sadece Yunanistan’ın ana karasına değil pasaportsuz ve günübirlik gidip gelinen Güney Batı bölgemizdeki Yunan adalarına, yeşil pasaportlulara bile vize zorunluluğu getirmişti.
Bu ve benzer uygulamaları yan yana getirerek büyük resme baktığınız zaman, Türkiye Cumhuriyeti Devletini, kendisini idare edenler tarafından, diğer devletlerle ilişkilerinde zayıf ve aciz duruma düşürülmüş gibi görmekteyiz. Tıpkı ABD nin Irak’a demokrasi götürmek istediğinde bizim Irak ile ilgili kırmızı çizgilerimiz olduğunu söylediğimiz ve kimsenin buna aldırış etmediği durumdaki gibi. Tıpkı askerimizin başına çuval geçirildiğindeki çaresizliğimiz gibi.
Bu şekildeki, görüntülerin ortaya çıkmasını isteyen dış mihrakların uzun vadeli planlarını iyi izlemek ve söylemlerini de göz ardı etmemek gerekir.
Yaz tatilinde Fethiye’ ye yerleşmiş bir İngiliz ile konuştum. Türkiye’ de insanların nasıl fakir kalabildiğine şaşırdığını söyledi. Sebebini sorduğumda verdiği cevap yüzüme tokat gibi şakladı; Geçen yıl 38 000 Euro vererek aldığı bir villayı restore ettirmiş ve 148000 Euro fiyatla satmıştı. Birçok arkadaşı da aynı şekilde parasını birkaç kat katlayarak ülkelerine dönmüştü.
Bu ülkemizin zayıf ve aciz görünmesinin dışında nasıl bir soygun düzenine de alet edildiğinin daha net anlaşılmasını sağlayan bir cevaptı. Çünkü benzer bir uygulamayı Kıbrıs’ ta görmüştüm; Orada İsrailliler arsa alıyor. Toplu konut yapıyor ve bu konutları satarak elde ettikleri büyük karları ülkelerine götürüyorlardı.
Aynı şekilde özelleştirme furyasıyla yabancılara peşkeş çekilen bankalar, büyük şirketler, madenler ve diğerlerinden de yabancılar elde ettikleri karları ülkelerine götürerek ülke sınırları içersinde elden ele dolaşan paranın azalması sonucu, yerli üreticinin ve esnafın işinin azalmasına, işsizliğin, açlığın, terörün, fahişeliğin, yozlaşmanın ve diğer toplumsal aşınmaların hızlanmasına yol açtılar. Örnekleri arttırabiliriz ama özetlersek sonuç hepsinde aynı olacak;
Birileri ülkemizi soyuyor haberimiz de var amma,,, biz geyik muhabbetine devam ediyoruz.
| < Önceki | Sonraki > |
|---|


Elektrikteki kaçak değil bu, hani bir yerlerden sızıp da insanı yerinden zıplatıp, çarpacak türden…Gerçi elektriğin de KAÇAK olanı var sürekli vebali faturalarımıza eklenen…Eklense de KAÇAK elektriğin bedeli sırtımıza, yine de yenilmiyoruz hırsımıza; ödüyoruz…
