Biz (AKP’liler) Ve Onlar (AKP’li Olmayanlar)
Şu bir gerçek ki; yazar olarak, zaman zaman okurlarınızdan övgüler aldığınız gibi, tabi ki kimi zaman da eleştirilere de hedef oluyorsunuz…Bu normaldir…
Hangi hakem, hakemlik yaşamında seyirciden, sayısız kez tepki ve protesto almamış olsun, böyle bir şey görülmüş mü?
Dünyanın en iyi hakemi de olsa, seyircinin istediği kararı vermediği takdirde, galeyana gelmiş seyirciden en ağır tepkiyi alması kaçınılmaz…
Köşe yazarları, bu gerçeği göze alarak yola çıkmalıdırlar.
Ki zaten öyle de oluyor…
Son yılarda, AKP iktidarı sayesinde, toplumda kamplaşmalar, zıtlaşmalar hatta ciddi bölünmeler görünür biçimde ortaya çıktı...
Öncelikle iktidarın önde gelenleri; toplumun kamplaşmasında önemli roller oynadılar. BİZ (AKP’liler) ve ONLAR (AKP’li olmayanlar) diye halkı tam anlamıyla ikiye böldüler…
AKP’den taraf olanlara “BİZ” dediler, AKP karşıtı laik, demokrat, Atatürkçü ve cumhuriyeti içtenlikle savunan kesime de “ONLAR” patentini yerleştirdiler…
AKP’yi, hükümeti ve Başbakan’ı eleştiriyorsanız, tanımınız hemen statükocuya çıkıyor… Bunlara göre 87 yıldan bu yana ülkeye zulüm eden (!)insanlardansınız. Yobaz, tarikatçı, cemaatçı değilseniz; Allah korkusu taşımayan, dinden uzak kötü bir insansınız(!) Sanki din onların egemenliğinde…
****
Bu tanımları yapanlar kimler?
Başta gelenler; iktidardan bol bol nemalanan, kesesi ve kasası AKP sayesinde havadan gelen tatlı paralarla dolan zatı muhteremler.
Genellikle bu zatı muhteremler; tarikatçı, cemaatçı olarak “dini sömüren” ve bu sayede, dünyalıklarını yapan mutlu azınlıklardır.
Eşleri ipek türbanlı, son model jeeplerde gezen ve dünya modasının önde gelen markalarından giyinen, lüks apartman dairelerinde ya da orman içlerinde ki havuzlu villalarda yaşam süren talihli refikalardır.
Duraklarda; yağmurda, karda kışta saatlerce otobüs bekleyen, gecekondularda iktidarın dağıttığı kömürleri is pas içinde yakmaya çalışan türbanlılarla, sosyal yaşamda en küçük bir ortak paydaları yoktur..
****
Sözün başına gelelim…
İnternet sitelerinde yazmakta olan köşe yazarlarına saldıran bir takım, kurgulanmış, “nöbetçi yorumcular” var.
Bunların yorumlarında (yazı biçimlerinde) kültürden, edepten ve insanlıktan eser yoktur...
Çoğu cahil cüheladır...
Muhtemelen, AKP’nin dağıttığı kuru bakliyatla geçinen, evlerinin önüne indirilen kükürtlü yüksek kömürlerle ısınan, “çaresiz duruma” getirilmiş bu zavallılardan bazıları; boyundan büyük işlere girerek, akılları sıra site yöneticilerine köşe yazarlarını gammazlamaya çalışırlar.
Yazarları pasifize etmek için, site yönetimlerini yaptıkları yorumlarla etkileyeceklerini sanırlar…
Doğruları ve gerçekleri yazan köşe yazarlarından kurtulmanın, onları susturmanın yegane çaresinin bu olduğuna inanan aymazlar; çirkinliklerini internetteki çeşitli sitelerde “sahte isimlerle” uygulamayı iş edinmişlerdir…
Adeta “nöbetçi yorumcu” lardır… Büyük olasılıkla bu işlevlerden ötürü görevlendirildikleri yerlerden ciddi ödüller de alıyorlar… Kutsal mesailerinin karşılığı olarak tabii (!)
****
Gelelim sadede…
Ülkeyi ikiye bölüp “BİZ” (AKP’liler) ve “ONLAR” (AKP)li olmayanlar) fenomenini yaratan AKP iktidarı, bakalım bunun faturasını, ülkeye ve Türk halkına nasıl ödetecek!
Açılan büyük yara kapanacak mı?
Kapanacaksa da, ne zaman ve ne bedeller ödeyerek olacak bu?
Sözü burada bağlarken, kültürsüz, cahil ve bir takım odaklar adına hareket etmekte olan, “sahte isimli” yorumculara, burada daha fazla bir şey söylemek istemiyoruz…
Bizim söyleyeceğimizi ya da söylemek istediğimizi Hz. Mevlana bakın ne güzel söylemiş:
Kör cehalet çirkefleştirir insanları
Suskunluğum asaletimdendir.
Her lafa verecek bir cevabım var
Lakin bir lafa bakarım laf mı diye
Bir de söyleyene bakarım adam mı diye.
Daha fazla söze gerek var mı?
Not: Seviyeli yorumlarıyla, köşe yazarları olarak bizleri eleştiren, değerli yorumculara, her zaman saygımız olduğunu özellikle belirtmek isteriz Onlar bizler için yol gösterici bir tür deniz feneridirler… Tabi milleti soyan şu ünlü “Deniz Feneri”nden değil…
BURHAN ÖZBEY
| < Önceki | Sonraki > |
|---|
YAZARLAR
Seçme Haber
| Demokrasi Getirmek |
|
| Devamı... |


ABD, nükleer silah bulundurduğu gerekçesiyle Irak’a girdi. Bulamayınca bu sefer “Demokrasi getireceğim” dedi, 1 milyona yakın insan, hayatını kaybetti ve sonuçta Irak ikiye bölündü.
