1. Skip to Menu
  2. Skip to Content
  3. Skip to Footer>

Başbakan'ın Medyayı Tehdit Etmesiyle İlgili Önerge

Süleyman Yağız - 27 Şubat 2010

TÜRKİYE BÜYÜK MİLLET MECLİSİ BAŞKANLIĞI’NA

Aşağıdaki sorularımın, Başbakan Sayın Recep Tayyip Erdoğan tarafından yazılı olarak yanıtlanması isteğimi bilgilerinize sunarım.
Saygılarımla.                                                                          26 Şubat 2010

Süleyman Yağız
DSP İstanbul Milletvekili 

Birçok konuşmanızda medyayı eleştiriyor, hatta eleştirinin de ötesinde tehdit ediyorsunuz. AKP Genel Merkezi’nde 26 Şubat 2010 günü Genişletilmiş İl Başkanları Toplantısı'nda yaptığınız konuşmada da Cumhurbaşkanı Sayın Abdullah Gül’ün başkanlığında yapılan “üçlü zirve”yi eleştirenleri kastederek, şunları söylediniz:

“Ben bu yazıları yazan gazetelerin patronlarına sesleniyorum; 'Ne yapayım, hâkim olamıyorum' diyemezsin. Sen maaşını veriyorsun. Bir taraftan gelip hükümete vuracaksın, bir yandan da köşe yazarlarına sahip olamayacaksın. Bu noktada ben uyarımı yapmak zorundayım. Bu ülkeyi germeye de hakları yok. Bir ülkenin yönetiminde bu tür anlayışların yeri olamaz. Herkes fikrini söyler ama o insanlara da o kalemi teslim edenler, 'Kusura bakma kardeşim, bu dükkânda sana yer yok' demeli.”

Bu bağlamda sormak istiyorum:

1- Bir başbakanın, işten atılmaları için gazete yazarlarını patronlarına şikâyet etmesi normal midir?
2- Tutumunuz, söz konusu yazarlarla ilgili medya patronlarına yönelik tehdit anlamı da taşımıyor mu?
3- Başka hangi demokratik ülkede, yazarını şikâyet ederek patronu üzerinde baskı kurmaya çalışan başbakan vardır?
4- Gazete yazarlarını ve patronlarını uyarmak sizin göreviniz midir?
5- Gazete yazarları sizi eleştirmeye devam ederse onlara ve patronlarına ne yapacaksınız? Nasıl bir işlem uygulayacaksınız?
6- Bu sözlerinizi, dilinizden düşürmediğiniz ve adına “demokratik” dediğiniz “süreç”le bağdaştırabilmek mümkün müdür?
7- Toplumda “açılım”lara yönelik güvensizliğin, büyük oranda bizzat sizin bu tür baskıcı davranışlarınızın sebep olduğu görüşünü nasıl karşılıyorsunuz?
8- Yazarların sizi eleştirmesiyle “ülkenin gerilmesi” arasında ne gibi bir bağlantı kurulabilir?
9- Hem, “Herkes fikrini söyler” diyorsunuz; hem de aynı cümle içinde, “Ama o insanlara da o kalemi teslim edenler 'Kusura bakma kardeşim, bu dükkânda sana yer yok' demeli” ifadesini kullanıyorsunuz; bu sözleriniz, birbiriyle çelişki oluşturmuyor mu?
10- Böyle sürekli şikâyet ve tehdit etmek yerine, eleştirileri “sabır”la ve “hoşgörü”yle karşılamayı hiç denemeyecek misiniz?

 

Seçme Haber

Londra Konferansı ve İkinci İnönü Zaferi

Cumhuriyet tarihimizde 1921 yılı savaşlar (daha doğru bir deyimle muharebeler) ve anlaşmalar dönemi olarak kabul edilebilir. Konumuzla ilgili en önemli olaylardan biri, “Sevr” in revize edilmiş bir şeklini

Devamı...