1. Skip to Menu
  2. Skip to Content
  3. Skip to Footer>

Ordu Çökerse Namus da Gider

Burhan Özbey - 08 Şubat 2010

Başbakan Damat Ferit…
Ülkeyi işgalci güçlere peşkeş çekmek için her türlü ihanet içindeydi.
Doğu Anadolu’da ki 9. orduyu geri çekmek istiyordu.
Bunun için de Ordu Komutanı Yakup Şevki Paşa’yı ısrarla Erzurum’dan İstanbul’a çağırıyordu.
Paşa gitmekten çekindi ama sonra gitti.
26 Nisan 1919 günü geldiği İstanbul’da trenden iner inmez tutuklanarak Malta’ya sürüldü.

Bu nasıl ihanetti?
Türkler kendi halkına ihanet eden bir yönetimle karşı karışaydı.
Çünkü 9. Ordu, Doğu Anadolu’nun sigortasıydı. Emniyetiydi.
Kars, Erzurum, Ardahan ve daha nice il ve ilçelerdeki Türk köylerini, kadınlarını, çocuklarını katliamlardan 9. Ordu koruyordu oysa.
Kendi halkını, canını, namusunu koruyan bir orduyu nasıl geri çekerdi. Hükümet?
Osmanlı İmparatorluğu maceracı bir kararla Birinci Dünya Savaşında Türk erkeklerini ölüme terk ederken, köyünde bıraktığı karısını, kızını ve namusunu da 9. Orduya teslim ve terk ediyordu ayni zamanda…
Sonunda ne oldu?
Ordu çekilince katliamlar arttı.
Gazeteci Falih Rıfkı Atay, Pasinler örneğini vererek şunları yazdı:

X

“Pasinler ovasını hatırlarsınız.
Bu ad, Osmanlı tarihinin başına bir çadır gölgesi gibi vurur.
Pasinler ovasında uzak bir hatıra kadar unutulmuş Türk köyleri vardı.
Bir sabah bu köylerin sularından Rus ordularına kılavuzluk eden atlar geçti.
Pasinler’de genç kızlara bekçilik eden 93 rediflerinden başka erkek, yaşlı anadan gayrı silah yoktu.
Bakınız çeteler ne yaptılar
Pasin erkeklerini koyun gibi boğazladılar.
Kadınları tavuk gibi boğdular.
Ve Pasin kızlarını arkadan gelen kazak sürüsünün kucağına attılar.
Pasin kızlarının bakir kanları, ölülerin ılık kanına ve kazak şarabına karıştı.
Kim bilir, sonradan nerelere kaçtılar?
Kim bilir, eğer dönenler olmuşsa, nişanlılarının yüzlerine bakabildiler?
Kim bilir, Doğu Anadolu’da böyle kaç ıstırap, bir göz bebeği ıslatmadan kaybolup gitti…”` (*)

X

İstiklal marşımızın yazarı ünlü şairimiz Mehmet Akif Ersoy ne demişti:
“Allah bu millete, yeniden bir istiklal marşı yazdırmasın”
İstiklal marşımızın kabulünden sonra (12 Mart 1921) aradan geçen 90 yılın ardından bugün ülkemiz, Türkiye Cumhuriyetimiz ne durumdadır?
Soruyoruz size sevgili okurlar ve değerli halkım?

X

İçimiz yanıyor!..
TBMM’de ki tartışmalara (daha doğrusu kavgaya) ve ülkeyi yönetenlerin geldiği noktaya bakın!
Ordumuz sanki işgal (düşman)ordusu gibi, her gün saldırıya uğruyor ve amansızca yıpratılıyor…

Bir başbakan yardımcısı, Türk Silahlı Kuvvetleri’nin başında bulunan komutanın, Genelkurmay Başkanı’nın yaptığı açıklamalarla alay ediyor.
Gazetecilerin kendisine yönelik sorusuna, sarakaya alan bir konuşma biçimiyle
“Keşke olmasaydı sizin o dediğiniz televizyonlarda ki bir program değil miydi?” diyebiliyor...
TSK adına içimiz sızlıyor, kan ağlıyor…

X

Ülkenin Başbakanı, iki yıl önce olmuş bir olayı, bugün olmuş gibi durup dururken, çıkıyor Meclis kürsüsünden ve milyonların önünde kıpkırmızı bir yüz, öfke dolu sözler ve gözlerle; “Eşimi GATA’ya almadılar” diye haykırıyor…
Sırası mıydı bunun?

Oysa ülkenin o denli büyük sorunları var ki…
Halk yoksulluktan ve işsizlikten bitip tükenmiş kan ağlıyor…
Binlerce TEKEL işçisi, aylardır tam bir perişanlık içerisinde karda kışta soğukta hak mücadelesi veriyor…
İşsizlik yuvalar söndürüyor…
Ama “türban” olgusu yine oy hesaplarıyla ülkenin baş meselesi yapılmaya devam olunuyor…

Sonuç:
Ordusu yıpratılmış bir milletin, güçlü biçimde “Emperyalist akbabalar” karşısında mücadele edebilmesi ve ülkesindeki türbanlı - türbansız kadınlarımızın, annelerimizin, eşlerimizin, kız kardeşlerimizin, yengelerimizin, halalarımızın NAMUSUNU KORUMASI Pasinler’de olduğu gibi kolayca mümkün olmayacaktır…
Allah o günleri bir daha bu asil millete yaşatmasın!...

BURHAN ÖZBEY

(*) “İhanet Basını” - Aydın Keleşoğlu – Bilgi yayınevi – basım Ocak 2010 – syf: 89

 

 

Seçme Haber

Eş Durumundan Generallerin 8 Mart’ı…

ATATÜRK İLKE ve DEVRİMLERİ’nin izindeyiz diye yıllardır bizleri aldatanlara kanan benliğim gibi, Şubat sonu-Mart başı  arasında yaşanan yalancı bahara aldanan bedenim de günlerdir yatay durumda… Kuş gribi desem değil, kış gribi desem hiç değil ama benimki kesinlikle 

Devamı...