1. Skip to Menu
  2. Skip to Content
  3. Skip to Footer>

Damat Ferid Dönemini İstemiyorsak Solu Dimdik Ayakta Tutmalıyız

Dr. Masum Türker - 08 Şubat 2010

DSP GENEL BAŞKANI MASUM TÜRKER, DSP YENİMAHALLE İLÇE KONGRESİ’NDE KONUŞTU

“DAMAT FERİD DÖNEMİ İSTEMİYORSAK SOLU DİMDİK AYAKTA TUTMALIYIZ”

**DSP Genel Başkanı Masum Türker, Türkiye’nin bugün yaşadıklarının Damat Ferit Paşa Hükümeti zamanında yaşananlara benzediğine dikkat çekti ve “Bugünkü iktidar partisinin Damat Ferit Paşa’nın partisinden, bugünkü Başbakan’ın Damat Ferit’ten hiç farkı yoktur. Türkiye’de bir daha Damat Ferit Paşa dönemi yaşanmasını istemiyorsak, solu dimdik ayakta tutmamız gerekmektedir” diye konuştu.

ANKARA- DSP Genel Başkanı Masum Türker, Türkiye’nin bugün yaşadıklarını Damat Ferit Paşa döneminde yaşananlara benzetti ve “Bugünkü iktidar partisinin Damat Ferit Paşa’nın partisinden, Başbakan’ın Damat Ferit’ten hiç farkı yoktur. Türkiye’de bir daha Damat Ferit Paşa döneminin yaşanmasını istemiyorsak, solu dimdik ayakta tutmamız gerekmektedir” dedi.

Türker, DSP Yenimahalle İlçe Kongresi’ne katıldı. Yenimahalle Belediyesi Tiyatro Salonu’nda gerçekleştirilen kongrede DSP Genel Sekreteri ve Denizli Milletvekili Hasan Erçelebi, DSP Genel Saymanı Mecit Şekercioğlu, DSP Genel Başkan Yardımcısı ve İstanbul Milletvekili Hasan Macit, DSP Örgüt Kurulu Başkanı ve Genel Başkan Yardımcısı Tufan Bural, DSP Genel Sekreter Yardımcısı Soydal Sılay, Parti Meclisi Üyesi Tuncer Ertürk, DSP Merkez Danışma Kurulu Üyesi Uluç Gürkan, Genel Başkan Başdanışmanı Mehmet Tomanbay ve DSP Kadın Kolları Genel Başkan Yardımcısı Pervin Özcan da hazır bulundu.

DSP DİMDİK AYAKTA

Türker konuşmasında DSP’nin il ve ilçe kongreleri hakkında bilgi verdi ve DSP’nin her geçen gün büyüyerek güçlendiğini söyledi. 12 Eylül darbesinin ardından birçok parti kurulduğunu ancak bunlardan çoğunun kapandığını ya da birleştiğini anlatan Türker, “DSP dimdik ayakta. Şu an faaliyet gösteren partiler arasında en eskisi DSP’dir” dedi.

DSP KİMSEYE YEM OLMAYACAK

Türker, DSP’nin iktidar yolunda yürümeye devam ettiğini ancak bazı kesimlerin ‘solu bölmeyin, birleşin’ dediğini kaydetti ve “Ben her zaman ‘hayır yolumuzda dimdik yürüyeceğiz’ dedim. Ecevit’in döneminde olduğu gibi DSP’nin önce barajı aşması sonra solun birinci partisi, ardından da Türkiye’nin birinci partisi olup hükümeti kurması gibi geleceği hedefleyerek, hiç kimseyle birleşmeden, kendi çatımız altında halkımızı birleşmeye davet ederek genel başkanlığı sürdüreceğim. DSP hiçbir partiyle birleşmeyecek. DSP kimseye yem olmayacak ve bir gün gelecek Türkiye’de herkes ‘yeniden Demokratik Sol’ diyecek” diye konuştu.

1999 seçimlerinde CHP’nin 9.5, DSP’nin yüzde 22.5 oy aldığını ve iki partinin oylarının toplamının yüzde 32 olduğunu anımsatan Türker, 2007 seçimlerinde CHP’nin yüzde 20 oy aldığını ve aradaki yüzde 12’lik farkın AKP’ye kaydığını anlattı.

“Sağda sıkışmış sol oyları ortaya çıkarıp geri alabilecek politikalar üretmeliyiz” diyen Türker, sözlerini şöyle sürdürdü:

“Madem yelpazenin solundayız, birbirimize inanıyorsak Parlamento’ya girelim orada el ele verip sol politikalar uygulayalım, Türkiye’nin umudu olalım. 1999’da CHP barajı aşıp Parlamento’ya girebilseydi iki parti yüzde 32 oluşturabilseydi o zaman DSP’nin ANAP’la ya da MHP’yle koalisyon kurmasına gerek kalmaz, iki sol parti farklılıklarını koruyarak siyaset yaparak Türkiye’nin geleceğini şekillendirebilirlerdi.” 

BAŞBAKAN’IN DAMAT FERİT’TEN FARKI YOK

Türker, Türkiye’nin bugün yaşadıklarının Damat Ferit Paşa Hükümeti zamanında yaşananlara benzediğine dikkat çekti ve “Bugünkü iktidar partisinin Damat Ferit Paşa’nın partisinden, bugünkü Başbakan’ın Damat Ferit’ten hiç farkı yoktur. Türkiye’de bir daha Damat Ferit Paşa döneminin yaşanmasını istemiyorsak, solu dimdik ayakta tutmamız gerekmektedir” diye konuştu. 

AKP ALINMIŞ, ADINI ANMADIM BİLE

Kocaeli’de yaptığı bir konuşmadan dolayı AKP’nin kendisine 25 bin liralık tazminat davası açtığını belirten Türker, davaya konu olan konuşmasının hiçbir yerinde AKP’nin adının geçmediğini söyledi ve sözlerini şöyle sürdürdü:

“Kuduz köpek hikayesi anlattım. Bir ülkede kuduz yaygınlaşmış, herkesin kudurma durumu söz konusu, bir sandık içinde de kuduz ilacı varmış. Ancak bu sandığın üzerinde de kuduz köpek duruyormuş. ‘Eğer biz kendiliğinden kuduz köpeğin gitmesini beklersek kudururuz’ dedim. ‘Kudurmak istemiyorsak, üzerine atlayarak bir kaçımız yara bere içinde bile olsa geri kalanımızı kurtarırız’ dedim. Ben o kuduz köpeğin üzerine atlamaya hazırım, hodri meydan.

AKP alınmış, 'Kuduz köpek bize diyor' diye bana 25 bin liralık tazminat davası açmışlar. Ne yapayım onlar alınıyorlar ben demiyorum ki. Bana bundan sonra ölçülü konuş demek istiyorlar. Ne yani biz felsefe yapamayacak mıyız? İroni yapamayacak mıyız? İroni yapmak sadece AKP yandaşlarının hakkı mı? Beni yandaş yapamayacağınıza göre için ben korkmadan bunları söylemeye devam ederim. Benim gibi korkmayan herkese de DSP’nin kapıları açıktır.”

SAĞLIK BAKANI NİYE HALA YERİNDE?

Türker, Sağlık Bakanlığı’nın domuz gribi için bünyesinde oluşturduğu kriz merkezini kapatmasına da değindi ve domuz gribi konusunun “fiyasko” ile sonuçlandığını kaydetti. İthal edilen aşılardan 4 milyonunun kullanıldığına stoktaki 4.4 milyon aşının ise elde kaldığına dikkat çeken Türker “Aşıların tamamı 5 milyar dolar tutuyor. Şimdi soruyorum, bu ülkenin Sağlık Bakanı niye hala yerinde duruyor? Başbakan inatla kendi bakanına rağmen ‘ben aşı olmam’ dedi. Ama ‘ben aşı olmam’ demen seni bu aşılara ödenen paranın sorumluluğundan kurtarmaz” dedi.

UYUŞTURUCU KULLANIMI ARTTI

Türkiye’nin işsizlik ve yoksulluktan sonra en büyük sorunlarından birinin günden güne artan uyuşturucu kullanımı diğerinin ise yolsuzluk olduğuna dikkat çeken Türker, şöyle konuştu:

“Uyuşturucu kullanımından dolayı son iki yıl içinde hapishaneye girenlerin sayısı 10 bin kişi artmıştır. Uyuşturucudan dolayı insanlar yavaş yavaş intihar etmeye başlamışlardır. Bu intiharların sayısı neden bize duyurulmuyor? Neden gençlerimiz, çocuklarımız uyuşturucuya açık bir hale getirildi?

ULUSALCILIK KELİMESİ ÖCÜ OLDU

Diğer bir sorun ise yolsuzluktur. Bu son sekiz yılda yapılan yolsuzluklar Türkiye Cumhuriyeti tarihinde yapılan yolsuzlukların toplamından fazladır. Fakat bunları duymuyoruz. Neden? Çünkü vergi denetimi korku aracı haline getirildi. Vergi denetimini silah olarak kullanıp Türkiye’nin en büyük medya patronuna diz çöktürdüler. Türkiye’yi baskı altında bir ülke haline getirebilmek için Türkiye’nin paşalarına saldırdılar. Ulusalcılık kelimesi öcü haline getirildi. Ulusalcıların hangisi bu ülkenin bir kibrit çöpünü başkasına peşkeş çekti?”

TEKEL İŞÇİLERİ ÖRGÜTLÜ TOPLUMUN SON ŞANSIDIR

DSP lideri, Tekel işçilerinin eylemini de gündeme getirdiği konuşmasında “Tekel işçileri Türkiye için bir milattır, örgütlü toplum olmanın son şansıdır” dedi.

Anayasa değişikliği tartışmaları konusunda ise Türker, DSP’nin bütün partilerin üzerinde uzlaştığı bir değişiklikten yana olduğunu vurguladı ve sözlerini şöyle tamamladı:

“Uzlaşmanın örneği, 2002 yılında DSP önderliğinde yapılan anayasa değişikliğidir, Tayyip Erdoğan’ın yandaşları ya da kendi partisi tarafından hazırlanan anayasa değişikliğini onaylamak değil. Ha askeri darbeden sonraki anayasa, ha Tayyip Erdoğan’ın hazırlattığı anayasa… Birbirinden ne farkı var?”

TOMANBAY: AKP REJİMİ RAYINDAN ÇIKARDI

Türker’in ardından konuşan Genel Başkan Başdanışmanı Mehmet Tomanbay ise Türkiye’nin çok kötü bir dönemden geçtiğini, AKP iktidarının rejimi rayından çıkardığını kaydetti ve şunları söyledi:

“Atatürk’ün kurup bize daha da geliştirmemiz için emanet ettiği laik, demokratik cumhuriyet içinde yaşadığımızı düşünmüyorum. Okyanus ötesi müdahale ile rayından çıkarılmış rejimi yeniden rayına oturtmak için ciddi bir sosyal demokrat yapılanmaya ihtiyaç var. Yeni bir alternatifi Türkiye’nin önüne koymalıyız. Dürüst, donanımlı kadrolarıyla DSP, Türkiye’nin önünü açacak tek partidir.”

GÜRKAN: AKP, DSP’NİN PARLAMASINDAN RAHATSIZ

DSP Merkez Danışma Kurulu Üyesi Uluç Gürkan ise AKP’nin iktidarda olduğu sekiz yılda yarattığı haksız düzeni değiştirecek tek partinin DSP olduğunu söyledi ve “Başbakan DSP’nin yeniden bir umut olarak parlamasından duyduğu rahatsızlığı MHP üzerinden gösteriyor ve 57. Hükümet dönemini karanlık olarak nitelendiriyor. Eğer o dönem karanlık olarak tanımlanıyorsa, o dönemin halkımız tarafından özlenmesinden korkuluyor demektir” dedi.

 

 

Seçme Haber

Mezhep - Meşrep Ayrımcılığı Önergesi

Türkiye’de “bir insanın Alevi olması” veya “bir ordu komutanının, cemevleri ile Alevi köylerine olan ilgisi nedeniyle meşrep olarak kendini Aleviliğe yakın hissetmesi” suç mudur?

Devamı...