Blogosferdeki Türk Akademisyenlerin Profili
Blogosferdeki Türk Akademisyenlerin Profili
Alkan Soyak
Bu köşenin okuyucuları, zaman zaman akademik dünyadan önemli gördüğümüz bazı doktora ve yüksek lisans tezlerini köşemize taşıyarak, buralardaki kritik tespitleri kendileriyle paylaştığımızı hatırlarlar. Ancak, şimdiye kadar okuyucuyla buluşturmaya çalıştığımız tezlerin hemen hepsi “ekonomi alanından” idi. Bu sefer ilk defa alan dışına çıkarak, Gazetecilik dalından ilginç bulduğum bir doktora tezinin tespitlerini sizlerle paylaşmak istiyorum. Günseli Bayraktutan Sütçü tarafından hazırlanan ve Ankara Üniversitesi, Sosyal Bilimler Enstitüsü, Gazetecilik Anabilim Dalı’nda 2010 yılında kabul edilen doktora tezinin ismi, “Blog Ortamı ve Blogosferdeki Akademik Entelektüeller Örneği”.
Burada iletişim teknolojileri ve internetin hayatımızda yarattığı değişimlerden uzun uzadıya söz etmeyeceğim. Amacımız da bu değil zaten. Ama konuya uzak olabilecek okuyucuların varlığını da düşünerek “blog ve blogosfer” kavramları hakkında kısa bir hatırlatma yapmakta yarar var. İnternetin özgür ansiklopedisi Vikipedi de blog şu şekilde tanımlanmış: “Genellikle güncelden eskiye doğru sıralanmış yazı ve yorumların yayınlandığı, web tabanlı yayın. Çoğunlukla her gönderinin sonunda yazarın adı ve gönderi zamanı belirtilir. Yayıncının seçimine göre okuyucular yazılara yorum yapabilir”. “Blogosfer” ise “blog âlemi” ya da “blog dünyası” anlamında kullanılan bir kavram.
Bu ön açıklamalardan sonra gelelim ilgili teze. Tez çalışmasının konusu, “entelektüel ve medya arasındaki ilişkinin yeni medya bağlamında “akademik entelektüeller” örneği üzerinden nasıl bir görünüm sergilediğinin eleştirel bir biçimde çözümlenmesi” şeklinde özetlenmiş. Tezin, iletişim bilimine özgü kavramsal-kuramsal tartışmalarını ve kullandığı metodolojiyi bir kenara bırakarak, konuya yönelik genel değerlendirme biçimindeki bazı tespitlerini şu şekilde özetleyebiliriz:
-Cinsiyetler açısından bir karşılaştırma yapıldığında, hem akademisyen hem de öğretim üyesi kategorisinde erkek blog kullanıcısı sayısının, kadın kullanıcılara oranla daha fazla olduğu tespit edilmiş.
-Örneklem içinde blog yazmada yaşa göre yığılma erkek akademisyenlerde 26–30 yaş arasında, kadınlarda ise 31–35 yaş aralığında oluşmuş. Dolayısıyla her iki cins için de 26-35, blog yazmada yoğunluk yaşanan yaş aralığı olarak ortaya çıkmış.
-Yapılan profil analiziyle, blogosferde yer alan sosyal bilimci akademisyen sayısının diğer alanlara göre daha fazla olduğu tespit edilmiş.
- Bloglara şifreli erişim çok nadir rastlandığından, akademisyen blogosferinde de şifreli erişime sahip blog sayısının çok az olduğu belirlenmiş.
-Blogların büyük çoğunluğunun tek yazar tarafından yürütüldüğü, buna karşın özel amaçlı bazı bloglarda birden çok yazara rastlandığı görülmüş.
-Bloglarda kullanılan isimlerin ise genellikle; takma isim, günlük ve kişisel notları imleyen blog isimleri, mottolar ve/veya blog yazarının iç dünyasını yansıtan blog isimleri, mesleki ve akademik nitelikli isimler ya da hobileri önceleyen blog isimleri olduğu tespit edilmiş.
-Bu bağlamda, ilgili tezde blokların kimlik tanımlayıcısı olarak isim analizi yapılmış; akademik unvanın ön plana çıkarılmadığı, yazarın “iç dünyasını ve bloğun amacını birleştiren takma isimlerin” kullanıldığı bloglara örnek olarak “Krizalit” isimli bloğumuza da atıfta bulunulmuş. Bu noktada özellikle erkek akademisyenlerde akademik unvanı içeren blog isimlerinin öne çıktığı vurgulanmış.
- Kimlik tasarımının önemli ipuçları olarak profilde kullanılan görsel imgeler incelendiğinde, büyük çoğunlukla bloglarda fotoğraf kullanıldığı görülmüş.
- Coğrafi dağılıma bakıldığında blogcuların daha çok İstanbul, Ankara ve İzmir gibi metropollerden yazdıkları tespit edilmiş.
Önümüzdeki haftalarda akademik dünyadan ilginç bulduğumuz yüksek lisans ve doktora tezlerinin tespitlerini bu köşede paylaşmaya devam edeceğiz.
Şimdilik iyi haftalar…
Bu e-Posta adresi istek dışı postalardan korunmaktadır, görüntülüyebilmek için JavaScript etkinleştirilmelidir
Ulus Gazetesi, 4 Temmuz 2011
| < Önceki | Sonraki > |
|---|
YAZARLAR
Seçme Haber
| Çık, Çıkabilirsen İşin İçinden… |
|
| Devamı... |




60’lı yılların ortalarında (ki 27 Mayıs 1960 sonrasında askerin, yönetime karışmasıyla gerçi ne değişti ?... MENDERES gitti DEMİREL geldi, 12Eylül 1980 sonrasında da DEMİREL’in gidip, ÖZAL’ın gelmesi gibi…Ne fırıldaklar dönmekte sürekli Asker-Hükümet işleri ve ABD arasında ?...
