1. Skip to Menu
  2. Skip to Content
  3. Skip to Footer>

“Ustalık Döneminde” Sıra “En Temel Taş”ta Mı?

Yazdır E-posta

Alkan Soyak - 11 Mayıs 2011

Her şeyden önce, yeni genel başkanı ve oluşturulan yeni kadrolarıyla birlikte belirginleşen “yeni CHP imajını”; 12 Haziran seçimlerine hazırlık sürecinde ortaya konan ve “AKP’ye alternatif getirmek yerine” onların politikalarına benzer açılımları kendi politikalarıymış gibi sunan üst yönetimin uygulamalarını “içime sindiremediğimi” belirtmek istiyorum. Ancak bu yazıya konu olan “taş üstüne taş koymayan parti” polemiğine açıklık kazandırmak için, şu anki CHP yönetimine taraf olmak da gerekmiyor.

"Hâkimiyet kayıtsız ve şartsız milletindir. İdare usulü, halkın mukadderatını bizzat ve bilfiil idare etmesi esasına dayanır. Türkiye Devletinin hükümet şekli cumhuriyettir".

Cumhuriyet işte bu esaslara dayalı olarak 29 Ekim 1923 günü ilan edilmiş ve yeni Türk Devleti'nin adı “Türkiye Cumhuriyeti” olmuştur. Başbakan Recep Tayyip Erdoğan’ın “taş üstüne taş koymayan parti” olarak nitelendirdiği CHP, “Halk Fırkası” adıyla Mustafa Kemal tarafından 9 Eylül 1923 tarihinde kurulmuş ve parti Sivas Kongresi’nde filizlendiği için de bu durum tarihi kayıtlara “devlet kuran parti” olarak yansımıştır. Sözün kısası CHP’nin bu ülke için koyduğu “en temel taş” Türkiye Cumhuriyeti’nin ta kendisidir.

CHP’nin tek parti olarak iktidar olduğu yıllarda yapılanların bir kısmına bile baksak, birçoğu AKP iktidarları döneminde olmak üzere, 1980 sonrasında “sağ iktidarların haraç mezat sattıkları” ulusal varlıkların temellerinin aslında bu yıllarda atıldığı görülecektir. AKP iktidarları döneminde hem ulusal varlıklar hızla elden çıkarılmış, hem de Cumhuriyet tarihinin en büyük borç yükü halkın üzerine yıkılmıştır.

Hâlbuki Osmanlı Devleti’nin borçlarının %62,5’ini ödemek zorunda olan genç Cumhuriyet, bu borçlarının çok önemli bir bölümünü CHP hükümetleri döneminde ödemiştir. Osmanlı döneminde yabancıların sahipliği altında olan birçok alanda “ulusallaştırmalar” yine bu dönemde yapılmıştır. Demiryolları şebekesi, maden işletmeleri, limanlar, su, elektrik, tramvay ve telefon idareleri ulusallaştırılmıştır. Tütün Rejisi Fransızlardan satın alınmış ve Tekel İdaresi oluşturulmuştur. İş Bankası, Merkez Bankası, Halk Bankası, Emlak ve Eytam Bankası, Denizcilik Bankası, Sümerbank ve Etibank gibi kuruluşlar faaliyete geçmiştir. Uşak, Alpullu, Eskişehir ve Turhal Şeker Fabrikaları, Sivas Çimento Fabrikası, Karabük ve Ereğli Demir Çelik Fabrikaları, Paşabahçe Şişe Cam, Isparta Gül Yağı, Keçiborlu Kükürt, Zonguldak Antrasit Fabrikaları, İzmit Selüloz ve Kâğıt Kombinesi, Kayseri, Nazilli ve Malatya Dokuma Fabrikaları bu yıllarda üretime geçmiş kuruluşlardır. İlk etapta aklımıza gelen bu kuruluşlar olmak kaydıyla, Türkiye ekonomisinin yapı taşlarının CHP’nin tek parti iktidarı olduğu yıllarda atılmış olduğunu söylersek, abartmış olmayız herhalde.

Bu taş koyma polemiği ilk defa 2008 yılında gündeme geldiğinde, Başbakan Erdoğan'ın, "CHP'nin taş taş üstüne koyduğu yoktur" sözlerine, CHP eski genel başkanı Deniz Baykal’ın verdiği şu tepki, dönemin en büyük özelleştirmesine dikkat çekilmesi açısından da manidardır:

"O sattığın Telekom'un altındaki PTT var ya, işte o CHP'nin kurduğu bir tesis. Sen CHP'nin kurduğu tesisleri, işletmeleri satacaksın, ondan sonra çıkıp tam bir kadir bilmezlik içinde, daha ileri bir şey söylemek istemiyorum. Tam bir, haksızlık içinde, çıkıp diyeceksin ki, 'bunlar taş taş üstüne koymadı' Gözüne dizine o üç milyar dolar. Bu dönemi böyle yaşayacağız. Ama bu böyle gitmeyecek” (Eurozaman.com. 23Nisan 2008).

Geçtiğimiz hafta “İstanbul Alışveriş Festivali”nin açılış konuşmasında, "Biz 3 Kasım'la çıraklık sürecini başlattık, 22 Temmuz'da kalfalık dönemini başlattık, 12 Haziran'la ustalık dönemine başlıyoruz. Böyle bir süreçle inanıyorum ki iktidarımız Türkiye'mize çok şeyler kazandıracak" vurgusunu yapan Başbakan Erdoğan’ın, yine CHP’yi kastederek, “…bunların bu ülkede taş üstüne taş koydukları vaki değil, sadece hep eleştirirler, sadece engel olmaya çalışırlar'' söylemine şahitlik ettik. Peki, çoğu 1980 sonrası neoliberal ekonomi politikalarını güden sağ iktidarlar ve özellikle de AKP hükümetleri dönemlerinde haraç mezat satılan ulusal varlıklarımız nelerdir? Ve kimlere gitmiştir? Bilmek ister misiniz? İşte size “üst üste konmuş taşların satış listesi”:

Özelleştirmeyle Yabancılara Satılan Bazı Önemli Kuruluşlar Ve Yabancı Şirketlerin Kökenleri
TÜPRAŞ…………..........................…(Amerikalı)
Türk Şeker Fabrikalarının bir kısmı………(İsrailli)
SEKA Fabrikalarının bir kısmı………………Yunanlı)
Sümerbank’ın bazı fabrikaları……………(İngiliz)
Çimento fabrikalarının bir kısmı……(İtalyan)
Çimento fabrikalarının bir kısmı……(Fransız)
Tekel …………………………...............(İsrailli)
Yozgat YİBİTAŞ……..................(Portekizli)
Türk Telekom…………...............(Arap ve Amerikalı)
Telsim…………………………...........(İngiliz)
Türk Kablo………………...............(Finli)
İzmir Limanı…………..................(Hong Konglu)
Kuşadası Limanı….................(İngiliz)
PETKİM………………………....(Amerikalı ve Ermeni)
Rakı Üretimi………..................(Amerikalı)
Araç Muayene hizmeti…............(Alman)
Başak Sigorta……….................(Fransız)
Güneş Sigorta……….................(Fransız)
Denizbank………………..............…(Belçikalı)
Oyakbank………………..............……(Hollandalı)
Dışbank…………………..............……(Hollandalı)
Şekerbank……….............………..…(Kazak)
Adabank……………….............……..…(Kuveytli)
Yapı ve Kredi Bankası...................…(İtalyan)

Kaynak: H. İvgin, “Herşeyimiz Satılmış Ama Haberimiz Olmamış”, Ulus Gazetesi, 30 Ağustos 2010, s. 4

----------------------------------

İlgili liste bu sorunun yanıtını net bir biçimde göstermektedir. Özelleştirmeye konu olan kamu işletmelerinin birçoğu CHP hükümetleri döneminde faaliyete geçmiş kuruluşlardır. Yani Erdoğan’a göre “taş üstüne taş koymayan” partinin döneminde(!). Peki, bu kuruluşların “en önemlileri ve çoğunluğu” hangi dönemde satılmıştır? “Taş üstüne taş koyan(!)” AKP hükümetlerinin “çıraklık ve kalfalık dönemlerinde”. Başbakan, 12 Haziran seçimlerinden zaferle çıkarlarsa “ustalık” dönemiyle birlikte iktidarlarının Türkiye’ye çok şeyler kazandıracağından söz etmektedir. Eğer AKP’nin ve başbakanın bu “taş üstüne taş koyma” mantığı aynen devam ederse, bu sefer sizce CHP’nin katkıda bulunduğu “hangi en temel taş”ın elden çıkarılmasına sıra gelecektir?

Geçtiğimiz günlerde CHP ile sanatçıların buluştuğu bir toplantıda konuşan Rutkay Aziz ipucunu verdi aslında: "Her ülkenin seçimi önemlidir. Ama sanıyorum ki, 12 Haziran Türkiye’sindeki seçim olağanüstü bir seçim olma önemi taşıyor. Yani rejim oylanacaktır; demokratik, laik Türkiye Cumhuriyeti”.

Ulus Gazetesi, 11.04.2011

 

Seçme Haber

TBMM Hangi Şartlar İçinde ve nasıl Açıldı

Meclis’in açılacağı günlerde batı dünyası dinsel fanatizmin ve emperyalizmin acımasızlığının en canlı örneğini veriyorlardı. 12 Şubat–10 Nisan 1920 günleri arasında Londra’da Türklerle yapılacak barış antlaşmasının esaslarını tespit etmek amacıyla yapılan toplantıda

Devamı...