Parlamento parlamentarizm! (3)
Kapitalist parlamento-parlamentarizmde “Demokrasi” bir ütopyadır…
Üçüncü dünya-kalkınmakta olan-kapitalist oldum oluyorum diyen ve kapitalist ülkelerde “demokrasi” istemleri-yaygaraları gündemden çıkarılmaz, geldi-geliyor oldu-oluyor anayasa değişiklikleri-referandumlar gibi taktiklerle çekirge sürüsü sermaye sınıfının egemenliği uzatılır…
Butür ülkelerde; şovenizm-milliyetçilik-ırkçılık “demokrasi” ütopyasıyla ya atbaşı koşturulur ya da duruma göre biri öne geçer, diğeri sırasını bekler.
Butür ülkelerde; üniformalı-sivil korkular “demokrasi” ütopyasının önünde trafik ışıkları gibi dur-bekle-geçme işaretleriyle toplum yönlendirilir.
Cesaret küreğini eline almayan-alamayan kitleler açılması gereken tünellerin başında bekler, karşılarına köstebekler çıkar O’nları kendi lâbirentlerinin içine sokar.
O lâbirentlerin içinde dolanıp dururlar, çıkış yolu yoktur olsa bile birbirleriyle dalaşmaya-didişmeye başlayan toplum kördöğüşü misali durumlarına şükretmeyi yeğler.
Kapitalist parlamenter düzende barış-özgürlük-emeğe saygı-eşitlik, işçi sınıfının-emekçilerin-ezilenlerin demokratik hakları gibi söylemler daima lâfta kalmıştır, düzen partilerinin parlamento seçimlerinde başta gelen vaatleri olmuştur…
Kapitalist parlamento-parlamentarizm devrimciler-sosyalistler için bir araçtır…
Orada; yani meclis kürsüsünde “egemenlik kayıtsız şartsız egemenlerindir” tabelâsının önünde işçi sınıfının-emekçilerin ve tüm ezilenlerin haklarını-seslerini-ideolojilerini topluma duyurma olanakları doğmuştur, vardır…
Orada; yani meclis kürsüsünde “egemenlik kayıtsız şartsız egemenlerindir” tabelâsının önünde sömürü düzenini açıkça anlatabilmek, toplumu uyarmak halkların güvenini kazanarak O’nlarla birlikte doğruya-iktidara yürümek mümkündür.
Orada; yani mecliste-meclis kürsüsünde “egemenlik kayıtsız şartsız egemenlerindir” tabelâsının önünde ezenleri ve ezilenleri- ötekileştiren ve ötekileştirilenleri teşhir etmek yani burjuva ideologlarının tersine tarafsız değil halkların taraflısı olarak O’nların sesini yükseltme olanağı mevcuttur.
Kapitalist parlamento içinde ve dışında bulunan tüm devrimcilerin-sosyalistlerin birlik ve beraberliği kaçınılmazdır.
O’nların bağdaşmaz çelişkileri olamaz-olmamalıdır.
Ortak ilkeleri olduğuna göre birlik-dayanışma, halkları kapitalizmin korkularından bilinçlendirerek kurtarır ve mücadelenin içine çeker, safları sıklaştırır…
Kapitalist parlamentarizmde parlamentoya girmeyi başaran devrimciler-sosyalistler ayırım yapmaksızın halkların vekili olmalıdırlar kördüğüm çözülmelidir.
Biz en fazla ezilen Ulusuz diyerek ezen ulusun ayrıcalıklarına, zulmüne karşı savaşırken, ezilen ulusun ayrıcalık istemleri diğer ezenler gibi Şovenist-milliyetçi-ırkçı konuma dönüşürse halkların barış-özgürlük hayalleri-isteklerine de yanıt bulunamaz…
Halkların haklarını savunurken ayırım yapılamaz bu devrimcilerin-sosyalistlerin politikası-siyaseti olamaz…
HERKES YERİNE
Nurettin Kurtuluş
| < Önceki | Sonraki > |
|---|
YAZARLAR
Seçme Haber
| Altmışların Ana-Babalarına Ağıt |
|
| Devamı... |




*Ve “unumu eledim, eleğimi astım” diyerek köşesine çekilen günümüzün ana-babalarına; “İş düştü başa…Haydi çıkın sokaklara…Aldırmazsanız bugün yaşananlara; biliniz ki yarın çocuklarınız tarafından yargılanma
