Üçüncü Oniki!
12 Mart’ı onaylayan 12 Eylül üniformalı faşizmin Anayasası halka kabul ettirilmiş ve bugüne dek defalarca delinerek kuşa çevrilmiş ve Barış-Adalet-Hak-Hukuk-Eşitlik-Demokrasi-Huzur gibi demagojilerle-senaryolarla uyutulan toplumdan 30–40 yıl sonra üçüncü 12, 12 Eylül 2010’da tekrar “evet” denilmesi isteniyor. Medyaya baktığımız zaman işine gelenler yarım ağızla “Hayır” demeye, yine işine gelenler örümcek kafalarıyla doğrudan “Evet” dedirtmeye çalışıyor.
Bu yılın Eylül 12’sine kadar Türkiye’nin gündemi REFERANDUM.
Sonrası Allah Kerim!
Cepte yeni senaryolar hazır bekliyor, leblebi gibi.
O leblebilerin içinde kurşun gibi ağırları olan Yolsuzluk-Yoksulluk-Açlık-İşsizlik gündemleri bulunmuyor, yaşasın Sosyal Sadaka Devleti.
Atatürk Anıtının önündeki parkta Banka reklâmlı banka oturmuş iki vatandaş konuşuyorlardı;
“Ulan Mehmet birkaç seçim, referandum olsa ne iyi değil mi?”
“ Neden “ulan”, devlete zarar bu?”
“ Nedeni var mı devlet malı deniz “ulan” yemekle bitmez, cebimiz para, sobamız kömür, mutfağımız erzak görür, iyi değil mi?”
Türkiye toplumunun karşısına kutuplaşma dayatılmıştır,
“Evet” ve “Hayır”…
“Evet” diyenler bizden “Hayır” diyenler ötekiler…
Boykotçular ne demek istiyor?
Çevir kazı yanmasın mı?
Peki, sonuç ne olur?
Yandaş ve ayrıca tarafsız gibi görünen (ki tartışılır ve tarafsız olmak taraf tutmaktır da) araştırma kurumları ibrenin “Evet”’ten yana olduğunu yayarak toplumu bu yönde odaklamaya çalışıyorlar.
“Sürüden ayrılanı kurt kapar ha!”
Peki, sandıktan “Evet” çıksa ne olur, “Hayır” çıksa ne olur?
“Evet” demek;
12 Eylül faşizminin başı intihar edeceğine söz vermişmiş!
Yağlı boya resim yapmaya devam NÜ olsun, yakışır!
“Evet” demek;
Faşizmi ve Anayasasını,
Sosyal Sadaka Devletini,
İşsizliği-Açlığı-Yoksulluğu-Yolsuzluğu,
Ülkenin peşkeş çekilmesini
Onaylamaktır…
“Hayır” demek;
Geçmiş 30–40 yıla “Hayır” demektir…
Yeter mi?
Hayır, yetmez…
Bugünkü düzeni-sistemi, halkın-emeğin demokrasisine-iktidarına çevirinceye dek mücadele…
Kürt sorunu ile ilgili “Açılım” adı verilen gelişmelerin sonucunda varılan nokta en sonunda tekrar delinen Anayasa için “Referandum” oldu.
Oysa Kürt sorunu ya da Türkiye’de halkların barışı bu uydurmaca senaryolarla değil; Demokrasi sorunu çözülmeden hallolması mümkün değildir.
Hani demek isterimde, olur mu, hadi canım sende derler?
“Ölüm nereden ve nasıl gelirse gelsin... Savaş sloganlarımız kulaktan kulağa yayılacaksa ve silahlarımız elden ele geçecekse ve başkaları mitralyöz sesleriyle, savaş ve zafer naralarıyla cenazelerimize ağıt yakacaklarsa ölüm hoş geldi, safa geldi...”
“Che Guevara”
HERKES YERİNE
| < Önceki | Sonraki > |
|---|




Elektrikteki kaçak değil bu, hani bir yerlerden sızıp da insanı yerinden zıplatıp, çarpacak türden…Gerçi elektriğin de KAÇAK olanı var sürekli vebali faturalarımıza eklenen…Eklense de KAÇAK elektriğin bedeli sırtımıza, yine de yenilmiyoruz hırsımıza; ödüyoruz…
