Siyasilerin Mezuniyet Törenleri…
Kapitalist düzendeki partiler iç bütünlüğünü korumak için Almanya örneğinde görüldüğü gibi kendi elemanlarını gençlik örgütlerinde yıllarca eğitirler-yetiştirirler ve gün gelince seçmenlerin önüne sürerler. Burada yetişen gençler partinin çeşitli kademelerinde çalışır Eyalet Parlamentolarına-Şehir Belediye meclislerine girerler başarılı olduğu kabul edilenler kendini en iyi şekilde ispatlayanlar parti tepe sorumlularınca halkın vekilliğine aday gösterilirler.
Kısacası, partiye uygun kafalar aranmaz, yetiştirilir.
Örnek olarak, Alman Sosyal Demokrat Parti SPD’nin gençlik örgütü JUSOS’lara (Jung Sozialisten-Genç Sosyalistler) Sosyalist bir eğitim verilmez, tam tersine Demokrasi-Özgürlük-Barış (Demokratie-Freiheit-Frieden) gibi insanlığın temel ilkeleri ancak Sosyal Demokratlar tarafından yaşatılır-korunur savları O’nlar için vazgeçilmez olarak kabul ettirilir-edilir…
Bu prensipler diğer partilerde de aynen görülebilir:
CDU-Jugend (Hıristiyan Demokratik Birliği-Gençlik), CSU-Jugend (Hıristiyan Sosyal Birliği-Gençlik) gibi tutucu-gerici dinine sadık-bağlı (!) Partiler tarafından da yukarıdaki ilkeler savunulur.
Fakat nedense ırkçılığın karşısında ise istenildiği gibi-yeterli karşı tavırlar alınmaz. İnsan hakları kendilerince yorumlanır, kendilerine göre uygulanır!
Neden?
Çünkü oy kaygısı Almanya ve Avrupa’da her şeyden üstündür!
Mezuniyet törenlerini tamamlayan bunlar, yeni takım erkleri de olurlar; erkte-parlamentolarda kalmak için yerel ve küresel konjonktüre (toplu duruma göre) siyasi ve ekonomik stratejilerinde (izlemlerinde) yeni-değişik makyajlarla reformlar hattâ devrim-demokrasi yutturmacılarıyla toplumların gözlerini boyarlar, ayakta kalırlar…
Kapitalist olma özentisindeki ülkelerde ise bu durum:
Maddi saygınlığı (!) olanlar arasından, parazit olmayacak Başkanına (liderine değil) biat edecek, görevi genelde evet-hayır için el kaldırmak olan bu arada Başkanının izniyle çizmeyi aşmadan konuşabilecek özellikle de siyasi bilinç yetersizliği kimliğine kazınmış ya da çıkarı uğruna dönek kişilerden seçilir, tercih edilir…
Üçüncü Dünya Ülkeleri; emperyalistlerce geri bıraktırılmış-biraz sen de kalkın denilen, bu durumu çeşitli nedenlerle özellikle emperyalistlerin izniyle aşarak kapitalist olma özentisindeki ülkelerde durum nedir?
Meselâ Lâik Türkiye Cumhuriyetinde?
Menemen ya da Kubilay olayı olarak bilinen ve 23 Aralık 1930 günü gerçekleşen, önemli irtica hadisesinden sonra vartayı (!) atlatan şeriatçılar-hilafet yanlıları daha sonraları deri değiştirerek (!) moda terimle Ilımlı İslâm-Yeni Osmanlıcılar siyasi eğitimlerine başlamışlar ve 72 yıl sonra erki ele geçirmişlerdir…
Bu devreden özellikle 2002’den sonra daha da yoğunlaşan eğitimleriyle USA Emperyalizminin de desteğiyle kalıcı olmayı plânlayan, büyük bir ihtimalle de şimdilik gitmeleri mümkün görünmeyen bu düzen yerini gittikçe sağlamlaştırıyor “toplatılmış besleme kıtaları” ve Liboşlar umarsızca O’nları alkışlıyor.
Mezuniyet imtihanlarına hazırlanan çoğununun da başarılı olacağı kesin görünenler törenlerine hazırlanıyorlar…
“Siyaset okulu”
“Cemaat okulları”
“İllegal ve legal örgütlerin” kuran kursu maskesi altında eğitilen insanlar "minareler süngü/ kubbeler miğfer/ camiler kışlamız/ müminler asker," sav sözleriyle nöbetlerine (!) devam ediyor, edecekler…
Ne zamana, nereye kadar? Neredesin payidar?
HERKES YERİNE
| < Önceki | Sonraki > |
|---|
YAZARLAR
Seçme Haber
| TBMM Hangi Şartlar İçinde ve nasıl Açıldı |
|
| Devamı... |




Meclis’in açılacağı günlerde batı dünyası dinsel fanatizmin ve emperyalizmin acımasızlığının en canlı örneğini veriyorlardı. 12 Şubat–10 Nisan 1920 günleri arasında Londra’da Türklerle yapılacak barış antlaşmasının esaslarını tespit etmek amacıyla yapılan toplantıda
