Oğluma Gemicik Alamadım!
Türkiye Cumhuriyetinin en büyük koalisyonu ya da alternatifsiz Sağ Çatı partisi AKePe’nin içinde, gökkuşağı gibi her renkten kişilikli-kişilerin bulunması görünümde bir başarıydı. Parti içi uyum nasıl sağlanıyordu?
Her şey güllük gülistanlık mıydı?
Bu vekillerin yükümlülükleri sadece el kaldırmak mıydı?
Bu sorulara AKePe’nin eski (!) Elazığ Milletvekili Feyzi İşbaşaran Partisinden (!) istifa ettiği gün verdiği basın toplantısında yanıt veriyordu.
"Parti içi demokrasinin işlemediği, benim gibi fikrini ifade eden milletvekillerini şantaj ve tehdit ile susturulmaya çalışıldığı bir partide milletvekili olarak görevimi sürdürmem imkânsız hale gelmiştir.”
Şantaj...
Tehdit…
Her ikisi de aynı kapıya çıkıyor.
TDK’ye göre; Herhangi bir çıkar sağlamak amacıyla bir kimseyi, kendisiyle ilgili lekeleyici, gözden düşürücü bir haberi yayma veya açığa çıkarma tehdidiyle korkutma…
Gözdağı verme!
İşbaşaran devamla; "Buradan bütün dünyaya, bütün demokratik ülkelere sesleniyorum, AB üyesi ülkelerin büyükelçilerine sesleniyorum; sesimiz kısıldı. Susturuluyoruz. Şantaj yapılıyor. Ölümle tehdit ediliyoruz. Ailemin ve benim can güvenliğim kalmadı. Eğer benim başıma bir şey gelirse, bunun sorumlusu Tayyip Erdoğan'dır" diye konuştu.
Susturulan milletvekilleri.
Gözdağı verilen milletvekilleri…
Nelerle susturuluyor, nelerle korkutuluyor?
Tüm bunları Kuran’ın üzerine elini koyarak yemin eden milletvekili Feyzi İşbaşaran doğruları akıllarda dolaşan soruları da açıklamak zorundadır…
Milletvekili Feyzi İşbaşaran “Ben hep fikrimi açık açık söyledim. Susmadım. Devletin ormanında kaçak villa yapmadım. Milyon dolarla ifade edilen rüşvetle protokol yapmadım. Özelleştirme mallarını peşkeş çekerken kimseye aracı olmadım. El feneriyle Deniz Feneri’yle hiç kimsenin malını götürmedim. Damadımın yönettiği şirkete radyo ve televizyon da almadım. Oğluma gemicik falan da almadım.”
Ve çok ilginç ve çok büyük bir skandalı daha açıklıyor Milletvekili Feyzi İşbaşaran: “Bütün dünyaya, demokratik ülkelere, AB büyükelçilerine sesleniyorum; sesimiz kısıldı, susturuluyoruz, şantaj yapılıyor, ölümle tehdit ediliyoruz. Benim, çoluk çocuğum ve eşimin can güvenliği kalmadı. Başıma herhangi bir şey gelirse, sorumlusu Tayyip Erdoğan’dır.”
Demesi.
İspat edilebilirse bu hükümetin ve 2.Başbakanları RTE’nin derhal istifasını gerektirir…
Ayrıca TBMM’ye girmesinde de sakıncalılar listesine alınmalıdır.
RTE burada “Sayın Başkan siz mi susturacaksınız, ben mi susturayım” gibi “öfkeli hitabet sanatını” devam mı ettirir, yoksa zararla mı oturur?
Bunun hesabını da yapmalı…
Bir gün sonra ise yine AKePe Ankara Milletvekili Zekai Özcan; “Kürt Açılımı, Alevi açılımı, Roman açılımı, Ergenekon davası, DTP'nin kapatılması, Başbakan Yardımcısı Bülent Arınç'a suikast iddiaları ve Elazığ Milletvekili Fevzi İşbaşaran'ın ortaya attığı asker-polis tartışması ile ilgili olarak, "Konuşmazsam sorumluluğumu yapmamış olurum" değerlendirmesini yapıyor.
Sağ’ın alternatifsiz koalisyonu Sağ çatı partisi AKePe ve 2.Başbakanları RTE bu söylemlere ne diyecek? Bekleyelim mi?
HERKES YERİNE
| < Önceki | Sonraki > |
|---|
YAZARLAR
Seçme Haber
| Nurettin Kurtuluş’u Kaybettik |
|
| Devamı... |




