Hibrit Ekmek Yer misiniz?
Genetiği Değiştirilmiş Buğday-Arpa-Mısır gibi ekmeği yapılan unlardan üretilen ve bir de o bildiğimiz mis gibi aroması da katılmış ekmeği bilerek yer misiniz?
Bilmeyerek yiyeceksiniz, aparsanız da köpürseniz de yiyeceksiniz.
Çünkü yeni GDO yönetmeliğine göre üzerine melez üründür diye bir etiket yapıştırılmayacak.
İçinde çekirdekleri (tohumları) olmayan bayrak kırmızısı domates, Yeni Osmanlı yeşili hıyarı yiyeceksiniz, yedirecekler!
Sen melez armut gibi oturup tespihini çekiştirirsen, rakı masasında uflayıp puflayarak devrim yapmaya çalışırsan daha çok şeyler yersin!
Domuz gribi ortalığı kasıp kavururken biri çıkıp “ben aşı olmam” “ulan” derken bağışıklığı mı var, yoksa onun aşısı özel mi?
Aynı kişi “ben GDO’lu ürün yemem” “ulan” derken onun için organik ve doğal ürün üreten özel tarlaları olduğunu düşünebilir ve de “şükrolsunlar la-hamdolsunlar la” yaşamaya devam edebilirsiniz…
Ya sizden sonraki nesiller ölümcül hastalıkların bini bir para ederken ne der buna “ulan hibrit herif” demez mi?
Dünyanın başına belâ olan Siyonizm ve kuklası USA imparatorluğunun bir MONSANTO’su var, dünya GDO’lu tarımını ele geçiren tarihin en lekeli şirketi.
Vietnam Savaşı sırasında yaprak döken ilâç kansorejen (farklı kanser oluşumlarını yaratmalarına sebep olan fiziksel etmenlere verilen genel isim) herbisit 2.4.5-T, DDT ve Agent Orange ile ürünlerine ürün (!) kattılar.
Aynı kansorejen hücrelerin kalıtsal, biyolojik veya kimyevi yapılarını değiştirerek kontrolsüz ya da doğal işlevlerinden farklı nitelikte çoğalmalarına, dolayısıyla organizma içerisinde bulundukları konuma göre farklı kanser oluşumlarını yaratmalarına sebep oluyor.
Yani GDO’nun temelinde kanser insanlığın geleceğini belirleyebiliyor…
Bu lekeli şirketin insan sağlığı için yaptığı katliamlar karşısında duyarlı olanlar özellikle Avrupa ülkeleri GDO’yu yasaklar ve Monsanto ile ilişkilerini keserken ülkemize nasıl girebiliyor, nasıl kabul ediliyor?
Burası Türkiye olur böyle şeyler diyemeyiz artık.
Yeteri kadar insanlarımızın sırtından “köşeyi dönenlere” karşı tavır almak hepimizin görevi değil mi?
Bu hibrit tohumların GDO’ların uzun yıllardır üretildiğini yeni duyan tüketiciler bağışıklı mıydı da hâlâ yaşıyorlar?
Uyarılar çeşitli kurumlarımız arada uyarılarını yapıyordu.
Hacettepe Üniversitesi Araştırma sonuçlarını Dr. Bülent Serbetioğlu “doğal gıdalar tüketelim derken” katkı maddelerinin başımıza neler açacağını da anlatıyor:
Siz çocuğunuzun kanserojen madde içeren gıda almasını ister misiniz?
Sayın Serbetioğlu’nun çok uzun olan raporuna göre hazır gıdaların hemen tamamı sağlığa son derece zararlı.
Mide ve bağırsak hastalıkları.
Vücuttaki vitamin B12’yi yok eden.
Kalp hastalıkları, damar sertlikleri ve tıkanıklıkları.
Nörolojik (sinirsel) hastalıklar.
En tehlikeli kansorejen katkısı maddeleri araştırılırken;
Ülker lüks Gofret-Meysu (Özellikle Kayısı)-Knor Domates-İşkembe çorbası-Tüm teneke konserve ve turşular-7up-Schweps’in tüm ürünleri-Jelibon-Tamek yaprak sarma-Piyale hazır çorba-Olips-Tüm sosis ve salamlarda-fanta portakal-Cinomel-Ülker Cokokrem-Tüm kolalı içeceklerde Kullanılan katkı maddelerinin tespiti için ANALİZ yapılmasına izin verilmemiştir, neden?
GDO’nun amacı neydi?
Açlığa çözüm getireceği, daha çok ürün alınacağı idi!
Fakat endüstriyel ya da modern tarım yöntemleri ile açlığa çözüm bulunamadığı gibi, tam tersine özellikle Afrika ve Asya'daki geri bıraktırılmış, gelişmekte olan ülkelerde tarımsal üretim azalmış, açlık ve yoksulluk artmıştır. (Turhan ÇAKAR Tüketici Hakları Derneği Genel
Bu hükümetin yeni GDO yönetmeliği ise “GDO'lara ve GDO'lu ürünlerin 1.3.2010 tarihine kadar, hiçbir kontrole ve risk değerlendirmesine tabi tutulmadan serbestçe Türkiye'ye girmesine izin verilmiştir”.
Avrupa Birliği uyum yasaları ile ortalıkta dolaşan bugün erki ele geçirenler bu yönetmelikle insanları kobay yerine koymaktadır etmeyeceklerini bildiğimiz halde istifaya zorlanacaklardır.
HERKES YERİNE
| < Önceki | Sonraki > |
|---|
YAZARLAR
Seçme Haber
| Bir Nisan Ayı da Böyle Geçti |
|
| Devamı... |




Nisan; ilkbaharın güneşiyle, yağmuruyla, bazen serin, bazen ılık havasıyla en güzel ayıdır. Erguvanlar, leylaklar, erikler dallarda çiçeklenir…Kent yaşamının olumsuz dışsallıklarının o dayanılmaz kokusuna baskın gelir bahar çiçeklerinin kokusu… Ağaçlarda yalnızca çiçekler mi var ?... Dallara konan kuşlardan oluşan doğanın o muhteşem korosu…