Öküz Ölmedi Ortaklık Bozuluyor mu?
Anadolu’da iki on yıllık kısa sürede toplumun önemli bir bölümü kimlik ve kişilik ya da siyasal mücadele bilinçlerini yükseltirken gelecekte de ekonomik paylaşımın, halklar arası Barışın-Özgürlüğün temellerini atmaya çalışarak örnek oluyor, hattâ efsaneleşiyorlardı… Bu kısa süredeki aşamalarda siyasi üretimler toplumda istek ve güven sağlarken özellikle emekçi sınıfıyla olan sıcak ilişkilerin Devrime dönüşeceği korkusu düzenin ve işbirlikçilerinin karabasanı olmaktaydı…
Çözüm arayan siyasi ve ekonomik sorunlar Avrupa ve Dünyada insanlığı yeniden doğruları üretmeye zorlarken-yönlendirirken Anadolu halklarını tıpkı Cumhuriyet öncesi Kurtuluş Savaşı öncesinde olduğu gibi birlikteliğe götürüyordu.
Başkaldırı geleneği-deneyimini kuşaktan kuşağa devam ettirenler din-ırk-renk-ulus ayrımı yapmadan birlikte yaşadıkları topraklarda Barışın-Kardeşliğin-Özgürlüğün oluşan ya da oluşmaktaki maddi şartlarını değerlendirmeye çalıştılar…
Demokrasi ve Devrim yolunda atılan adımlarda toplumsal başkaldırı Devrim dönemini olgunlaştırırken karşı devrimciler-sivil ve Üniformalı Silâhlı Kuvvetleri devreye sokan erktekiler toplumu alabildiğine bir karmaşanın içine almaya çalışıyordu…
Emekçilerim haklı kavgaları olan ekonomik rahatlama bilinçlenmesi bu kısa süredeki siyasi-yasal istemlerin üretimi sonucuna bağlanabilir…
Burjuva, içinde beslediği-büyüttüğü üretim ilişkilerindeki uzlaşmaz teorisi ve pratiği üretici güçleri emek-sermaye çelişkisinde maddi koşullarını da beraberinde gündemde yoğurur ve bu uzlaşmaz karşıtlık nihayetinde kara tahtaya beyazla yazılır.
Bu ilk on yıllık devre olan 1960–70 yıllarında Sivil İktidarı koruma ve kollama görevini üstlenen Üniformalı Silâhlı Kuvvetler sonunda darbe girişimi muhtırasıyla sivil iktidar ortaklığına yani ikili koalisyonlara son adımı da atmış oluyordu.
Bu devre içinde Üniformalı Silâhlı Kuvvetlerin sıkıyönetimlerle Devrimcilerin ve Emekçilerin üzerine saldırması deneyimlerini de artırmış oluyordu…
O yıllarda Barış-Özgürlük-Tam Bağımsız Türkiye şiarıyla yola çıkan yiğit insanların birçoğu Kürt kardeşlerimizden oluşuyordu.
Omuz omuza verilen bu mücadelede terörist-hain-vatanı satacaklar denilen bu güzel insanların haklılığı bugün daha iyi anlaşılıyor, O’nlar tarihin ak sayfalarında yazılıyor…
Yaklaşık yarım asırdır ikili koalisyonlar olan sözde sivil ve ortağı Üniformalı Silâhlı Kuvvetler üçüncü devre olan 1980’den bugüne dek yıllarca süren OHAL ortak deneyimleriyle, özellikle Kürtlerin yoğun bulunduğu coğrafyada “Korku İmparatorluğunu” yaşatabiliyorlar…
“Demokratikleşme Açılımı” nedir-ne değil diri tartışırken yarım asırlık tarihin tümü üç devreye (1960–70/71–80 ve 80’den bugüne dek) ayrılarak ikili koalisyon iktidarlarını daha iyi tahlil edebiliriz.
Bugün seçimle gelmiş erktekilerle koalisyon ortağı Üniformalı Silâhlı Kuvvetler arasında görünür-duyulur çekişmeler-çelişkiler vardır, bu bir post kavgasıdır.
Anadolu Halklarının, emperyalizme karşı Kurtuluş Savaşı vermiş TSK’yi tüm değerlerin üstünde hattâ mukaddes ve hattâ Sivil Hükümetlerden de önce görmesi erktekileri ve Batı emperyalizmini rahatsız edebilir.
Bu ikili koalisyon önce ben- sonra sen kavgasında mıdır?
Üniformalı Silâhlı Kuvvetler dış ve iç senaryolarla yıpratılmış halkın gözünden düşürülmeye çalışılmış-çalışılmaktadır fakat ülke darbelerden kurtarılmış mıdır?
Sosyalistler-Devrimciler çözümlemelerinde iyi-doğru yaparken “Demokratikleşme Açılımı” için de üreteceklerine acilen başlamalıdır.
Anadolu’da öncüller Sosyalistlerdir-Devrimcilerdir, Öncüller Kümesini de onlar belirlemelidir…
HERKES YERİNE
| < Önceki | Sonraki > |
|---|
YAZARLAR
Seçme Haber
| TBMM Hangi Şartlar İçinde ve nasıl Açıldı |
|
| Devamı... |




Meclis’in açılacağı günlerde batı dünyası dinsel fanatizmin ve emperyalizmin acımasızlığının en canlı örneğini veriyorlardı. 12 Şubat–10 Nisan 1920 günleri arasında Londra’da Türklerle yapılacak barış antlaşmasının esaslarını tespit etmek amacıyla yapılan toplantıda
