Diploma
Biraz kaliteli bir kağıt parçası, üzerinde mezun olunan fakülte ve bölüm ve adın yazılı. Çevresi kırmızı işlemeli, birazca da büyük, hani şu duvara asılası cinsten… İşte o kağıt parçası, insanın hayatından giden, kiminin dört kiminin beş senesini hatırlatır. Dostluklar saklıdır, sevgiler ve aşklar… Bir o kadar da kıskançlıklar, hırslar ve üzüntüler… Çocukluklar saklıdır içerisinde.
Ortalama ile ters orantılıdır hatıralar. Ortalaman ne kadar yüksekse, genelde o kadar azdır yaşadıkların, ya da öğrendiklerin… (Ya da bizim gibi ortalaması düşüklerin uydurmasıdır.)
İçinde bölümünüzün en gerekli ve en gereksiz bilgileriyle birlikte, yaşanmışlıklarımız da saklıdır. Gece yarıları can yoldaşımız için kilometrelerce yürüyüşlerimiz, üşüyüşlerimiz soğuk odalarda, anlatışlarımız kızları boğazımız ağrıyıncaya…
Özleyişimiz ailemizi, halı saha maçlarımız, kavgalarımız, sabah dersine gelip, hoca girmeden “counter strike” oynamak için kaçışlarımız, her kar yağdığında tatil olur mu acaba diye bekleyişlerimiz ve her defasında yaşadığımız hayal kırıklıkları, bakmalarımız bir güzelin ardından ve susmalarımız o güzellerin karşısında, oturmalarımız tahta sıralara, yazıpta bir köşeye çekemediğimiz kopyalarımız ya da yazarken ezberlediklerimiz, yemekhane sıralarımız, “kırmızı dört” nolu otobüsü bekleyişlerimiz, derslere geç kalışlarımızdaki devamsızlıkta kalma korkularımız…
Kimimize yetmedi o diploma bir tane daha istedi, kimimiz gitti askere aldı teskeresini, kimimize ise yetti o diploma başladı okuduğu bölümle alakalı veya alakasız bir hayata…
Şimdi herkes kendini, geleceğini düşünüyor biliyorum. Ben de öyle…
Desenize, zaman bizi de başladı, yok etmeye…
Artık, paranın, bir saat fazla uyumanın önemi biraz daha ön sırada ya da öyle olmak zorunda. Artık boşveremeyişlerimiz var hayatımızda ve düşünmeden konuşamayışlarımız.
Bir resim, resimde bir kız ve elinde kıvrılmış bir diploma…
İşte hepsi bu…
Ersel AKANT
| < Önceki | Sonraki > |
|---|
YAZARLAR
Seçme Haber
| Nurettin Kurtuluş’u Kaybettik |
|
| Devamı... |


Güvercinevi yazarlarından sevgili dost Nurettin Kurtuluş'u kaybetmiş bulunmaktayız. Çok değil bundan 1 ay önce, yazılarından dolayı "kaza"ya uğrayabilir kaygısıyla diye benden telefonumu istediğinde, "Memlekete yaşayacak adamlar gerek" diye özen göstermesini rica etmişim kendisinden.
