1. Skip to Menu
  2. Skip to Content
  3. Skip to Footer>

Kadıköy'de Misyonerlere Geçit Yok

Yazdır E-posta

Güvercinevi - 15 Aralık 2003


KKTC seçimleri,  AB fonlarından aktarılan paralarla yurttaşların nasıl etkilendiğinin en somut örneğidir.  KKTC’de sivil toplum örgütleri ve belediyeler aracılığı ile yapılan bu tür hibe anlaşmaları aldatmacası altında insanlar, kendi ülkelerine muhalif hale getiriliyorlar. Sözde insan hakları, demokrasi adı altında, AB şimdi elini Türkiye’ye uzatmış durumdadır. Bu sözleşme ile Kadıköy Belediyesi’nin meşru kurumsal kimliğinin altına gizlenmiş, yurt dışında hazırlanmış bir proje yürürlüğe konulmaya çalışılıyor.

Kadıköy, ulusal güçlerin en sağlam kalesidir. Eğer bu kale Selami Öztürk ve yandaşları eli ile yıkılacak olursa,  geri döndürülmesi zor bir sürece gireceğiz. Bu projede bazı mağdur gruplar istismar edilerek büyük bir oyun oynanıyor. Selami Öztürk şimdi bu projenin tanıtımına başlamış durumdadır. Kadıköy’lü yurttaşların, Kadıköy’ün ve ülkemizin sahipsiz olmadığını, Selami Öztürk’e ve misyonerlere göstermesi gerekir. Ülkemiz aleyhine jurnalci yetiştirmeyi hedef alan bu projeye karşı hep birlikte direnmeliyiz. Selami Öztürk’ün kişisel ne çıkarı vardır, bilemeyiz ama bu projenin % 20’si bir hiç karşılığında Kadıköylü yurttaşlara ödettirilmektedir. Sözleşmeye göre yaklaşık 153.000 EURO karşılığında Kadıköy’ün  tek kazancı 20 tane elemanını eğitmesidir. 

Selami Öztürk’ü buradan bu projeden vazgeçmeye çağırıyoruz. Bu iş için kimlerin ne karşılığı bu projede olduklarının ise takipçisi olmaya devam edeceğiz. 

KKTC seçim sonuçları ve Selami Öztürk’ün bu projeyi pazarlamaya başlaması, bizi yeniden hareket geçirdi. Bu nedenle 2003 Temmuz ayındaki dosyayı yeniden açmak zorunda kaldık. Aşağıda Temmuz ayında yazdığımız yazımızı yineliyoruz. Sözleşme metninin tamamını okumak ve incelemek isteyenler yine ana sayfada, sözleşmenin tam metnini bulacaklardır.

Saygılarımızla.

Güvercinevi Yurttaş Girişimi

Not : Soru ve yorumlarınız için lütfen Bu e-Posta adresi istek dışı postalardan korunmaktadır, görüntülüyebilmek için JavaScript etkinleştirilmelidir adresine yazınız.

Avrupa Toplulukları ile Kadıköy Belediyesi arasında “İnsan Haklarının Korunması ve Demokrasinin Güçlendirilmesi için Türk Toplumunun Sosyal Aktörlerinin İşbirliği” başlıklı çalışma için verilecek hibe anlaşmasına ilişkin protokol düşündürücü bir çok madde içermektedir.

Oldukça detaylı düzenlenen bu sözleşme örneğine göre yapılması düşünülen çalışmanın her bir adımı ücretlendirilerek keşif çalışması yapılmıştır. Bu sözleşmede yer alan seminer ve eylemlerin gerçekleştirilmesi için EUR 765.940 harcanması öngörülmüş ve bu bedelin % 80 karşılığı olan EUR 612.752 kadar bir miktarın hibe olarak Avrupa Toplulukları Komisyonu tarafından finanse edileceği belirtilmiştir.

Söz konusu sözleşmenin “Avrupa Demokrasisi ve İnsan Hakları Girişimi” başlıklı EK-1’de yer alan  hükümlerden hedefler başlığı altında;

Türkiye’de İnsan Hakları ile ilgili şimdiki durum, onlara uyulma ve ihlalleri ile ilgili bulunabilen verileri, kadınlar ve özürlüler gibi belirli toplumsal gruplar üzerine odaklanarak İnsan Hakları ve Demokrasinin çağdaş Türkiye’de incitilebileceği çeşitli durumları incelemek için aynı alanda son yıllardaki durum hakkında bilgileri toplamak ve sunmak gibi, ülkemizi yabancılara şikayet edecek ve jurnalleyecek ajanlar yetiştirilmesi amaçlanmaktadır.
Yine hedefler kısmında yer alan bir başka hüküm, Belirli sorunlar ile mücadelenin geliştirilmesi ve daha demokratik bir toplum için acil ve etkin önlemler alınması konusunda politika belirleyicilerin ve hükümet üyelerinin uyarılması amacıyla Proje ile ilgili örgütlerin derhal benimseyeceği bir somut ve rantabl çerçeve çizmek gibi, ülke aleyhine ciddi eylem koyabilecek lobicilik faaliyetlerinden söze edilmektedir. KKTC’de muhalefetin nasıl AB yanlısı politikalar için kendi bağımsızlıklarından ve ulusal onurlarından taviz verdikleri akıllara getirilecek olursa, Topluluğun Kadıköy Belediyesi eli ile yaptırmayı düşündüğü lobiciliğin amacı daha iyi anlaşılır.
Bu Proje çerçevesinde 500 kişi ile çalışılmasından söz edilmektedir. Projenin birinci aşamasında 20’şer kişilik 9 ayrı gruptan ve Kadıköy Belediyesinde çalışan 20 kişi ile birlikte toplam 10 gruptan ve 200 kişinin eğitilmesinden ve bilinçlendirilmesinden söz edilmektedir. Burada Kadıköy Belediyesinin, Avrupa Topluluğu Komsiyonunun yapacağı misyonerlik faaliyetlerine sağladığı kılıf karşılığında ödüllendirilmesi de söz konusudur. Örneğin Kadıköy Belediyesi adına çalışan ve bu projenin ilk aşamasına katılan 20 kişinin eğitim seminerlerinden başarı ile geçmeleri durumunda Projenin ikinci kısmına katılmalarına da olanak sağlanmasından söz edilmektedir.

Projenin ikinci aşamasında her grupta yine 20 kişilik yeni bir on çalışma grubundan söz edilmektedir. 5 grubun 5 ayrı kurban grubu için olacağı söz edilmesine karşın diğer kurbanların kimler olacağı sözleşme ve eklerin hiçbir yerinde anılmamaktadır. Projede sık sık kurban gruplar olarak özürlüler, eğitimsiz kadınlar ve seks emekçileri veya bazen cinsiyet aşanlar gibi ifadelr kullanılmış olmasına karşın, diğer kurban grupların içeriği ısrarla açıklanmamaktadır. Bu tür misyonerlik faaliyetlerinde asıl kurbanın Türk halkı olacağı açıktır. Ülkemiz aleyhine lobicilik yaptırılması düşünülen ve bunun karşılığı hibe adı altında para dağıtılarak satın alınacak kişilere, Kadıköy Belediyesi’nin yasal bir zemin ve kılıf sağlaması amaçlanmaktadır.

Oldukça ayrıntılı düzenlenen bu projenin 8. sayfasında, "Projenin amacı için en uygun “Kurban Grupları”nın bir listesini yapmış olsak da, diğer kurbanların belirlenmesinin ilk aşamanın sonuçlarından biri olmasının daha iyi olacağını düşündük", gibi muğlak kavramlar kullanılmaktadır. Sözleşme metninde sık sık vurgulanan özürlüler, kadınlar ve seks emekçileri dışında herhangi bir gruptan söz edilememesinin bir unutkanlık olmadığı, bu ifadeden de net anlaşılmaktadır. Sözleşme metnine yerleştirilen bu kurban gruplarının masumiyetinden yararlanmayı amaçlayarak sözleşme metninin gerçek amacını saklamayı hedefleyen bu sözleşme metnini hazırlayanların, yoksulluk ve ezilmişlik duygularından nasıl bir muhalefet yaratacaklarını iyi bildikleri anlaşılıyor.

Bu projeye katkı sağlayacak olanlar arasında gazeteciler, avukatlar ve öğretmenler gibi  toplumsal sınıflar seçilmesi, muhalefet unsurunun bu kişiler eliyle güçlendirilebileceklerine olan inançlarından kaynaklandığını sözleşmenin bir çok yerinde itiraf etmektedirler. Bu katılımcılara özel bir eğitim verileceğinden, özel konumlarında yapılacak iyileştirmeler gibi, ne anlama geldiği çok anlaşılmayan ifadelerle dolu bu sözleşme metninde Kadıköy Belediyesi’ne sağlanan çıkar açıkça yazılmıştır. Bu proje ile 20 elemanının yetiştirmek. Özetle Kadıköy Belediyesi elemanlarını lobicilik ve ülke muhalefeti için yetiştirmiş olmayı, Kadıköy Belediyesi’nin sağlayacağı çıkar olarak tanımlamakta hiçbir sakınca görülmemiş.

Bu projede Kadıköy Belediyesi’ne manevi övgüler de eksik edilmemiş. Kadıköy Belediyesi ve Kadıköy sakinlerinin ilk kurbanlar olacağı açıkça yazılmamış olsa da, bu projenin pilot bölge olarak Kadıköy’ü seçtiği ve bu pilot bölgede elde edilecek deneyimlerin ileride başka belediye sakinlerine uygulanmak için temel teşkil edileceği vurgulanmaktadır.

Ayrıntılarını burada anlatamayacağımız kadar titizlikle hazırlanmış bu projede toplam 30 aylık sürede Eylem-1’de Görev-1, Görev-2, Görev-3, Eylem-2’de Görev-1, Görev-2, Görev-3, Eylem-3’de Görev-1, Görev-2, Görev-3, Eylem-4’de Görev-1, Görev-2, Görev-3, Görev-4, Eylem-5 ve Eylem-6’da  Görev-1, Görev-2, Görev-3, Görev-4 çalışmalarının takvimi sunulmuştur. Bu çalışmada yerel radyolardan yararlanma, dergi ve yayıncılık, seminerler, konuşmacılar, toplantı düzenleri gibi bir dizi ayrıntılar verilmektedir. Çıkarılacak her türlü yayının sayfa sayısından, basılacak adetlere kadar, broşürlerin sayısı, boyutu ve hatta toplantı yapılacak masanın şekline varıncaya dek ayrıntılar sıralanmış. Metodoloji başlığı altında verilen bu tür ayrıntılardan en göze batan ve yürek burkanı ise aynen şöyle tanımlanmış:

-         Konuşmacılar Türk ve Türk gerçeğine odaklanmadan kaçınma ve diğer ülkelerin deneyimlerinden yararlanma amacıyla ve görüş çeşitliliği sağlanması için diğer ulusların öğretmenleri, uzmanları ve profesyonelleri olacaktır.

Avrupa Topluluğu Komisyonu yukarıdaki  cümleden de anlaşılacağı üzere, seminerlerde Türk konuşmacılara bile tahammül gösterememektedir.

30 Haziran 2003 tarihinde Kadıköy Belediyesi Hukuk Komisyonu’nda ve 2 Temmuz Çarşamba günü Kadıköy Meclisinde ele alınacak 55 sayfalık kötü tercüme bu metnin içeriği ve hedefleri ancak cümle aralarından anlaşılmaktadır. İngilizce’de kullanılan, ancak Türkçe’de kullanımı olmayan bazı deyimlerin(örnek: last, but not least) motomot çevrilmiş olması, aslında bu sözleşmenin İngilizce olarak hazırlanıp gönderildiği, burada Türkçe’ye çevrilerek, aynen kabulünün istendiğini ortaya koyuyor. Ayrıca, mağdur yerine kurban(victim) sözcüğü çeşitli defalar kullanılmış. Sonuç olarak, bu sözleşmenin okuyup anlaşılması amacıyla değil, salt bir prosedürün yerine getirilmesi  hedeflenerek Türkçe olarak hazırlandığını söyleyebiliriz. Özetle bu proje ve Sözleşmenin hazırlanmasında hiçbir ulusal emek göze çarpmamaktadır.

Sözleşmedeki “Genel ve İdari Hükümler” başlıklı bölümde Kadıköy Belediyesi Lehdar olarak yukarıda çok kısa bir özetini sunmaya çalıştığımız operasyonu gerçekleştirmekle yükümlü kılınmıştır. Bu bölümde sık sık tanımlanan veya tasarlanmış operasyonun başarısız olması, iyi uygulanmamış olması durumunda Kadıköy Belediyesi’ne verilen hibe’nin geri alınması ile tehdit edildiği göze çarpmaktadır. Hemen her maddede bu tehdit yolsuzluk yapılması gibi onur kırıcı biçimde sürdürülmektedir. Topluluk Kadıköy Belediyesini bir alt taşeron gibi sık sık rapor vermekle de yükümlü kılmış. Her an herhangi bir konuda rapor isteyeceğini ve bunun en geç 30 gün içinde gönderilmesi yoksa verdiğimiz hibeyi geri alırız gibi tehditlere başvurmaktadır.

Bu bölümün 5. maddesinde Komisyon ve Kadıköy Belediyesi’nin  madde 2’de sıralanmış bir çok raporun ve kendilerine gizli olarak verilen belgelerin, bilgilerin veya diğer malzemelerin gizliliğini korumayı taahhüt edeceğini yazılıdır. Komisyonun neyi gizlemeyi amaçladığı anlaşılmamaktadır. Kadıköy Belediyesi’ne gizli olarak ne tür bilgi, belge ve malzeme vereceği veya Kadıköy Belediyesi’nden ne tür belge ve bilgi isteyeceği, sözleşme hakkında kuşkulanmak için yeter bir nedendir.

Topluluk kendi amaçlarının net bir biçimde anlaşılmaması için her türlü yapılacak yayın ve belgede sorumluluğun Kadıköy Belediyesi’ne ait olduğu uyarısının eklenmesini şart koşmuştur. Şart koşulan diğer bir konu, bu tür çalışmaların Avrupa Birliği’nin mali yardımı ile üretildiği ifadesinin eklenmesidir.

Bu sözleşmede çıkan uyuşmazlıklarda ihtilafların Brüksel Mahkemeleri’nce çözüleceği ve sözleşmenin Belçika kanunlarına tabi olduğu açıkça yazılmıştır. Ne tür bir operasyon yapılacağı bile anlaşılamayan bu projenin uygulama sahasının Türkiye ve Türk halkı  olmasına karşılık, Belçika yasaları ve Brüksel mahkemelerinin yetkili olması da kolay kabullenebilir bir durum değildir.

Avrupa Topluluğu Komisyonu’nun ne yapmak istediğini burada uzun boylu tartışacak değiliz. Bizlerin onuruna dokunan Kadıköy Belediyesi’nin bu tür bir misyonerlik faaliyetine  yasal kılıf ve taşeronluk yapmasıdır. Burada hibe olarak verilecek miktarın hiçbir şekilde EUR 612.752 aşamayacağı sözleşme ile sabittir.  EUR 765.940 keşif değeri olan bu projenin geri kalan bölümü Kadıköy Belediyesi tarafından karşılanacaktır. Keşif tutarının altında kalınması durumunda % 80’lik oranın korunacağı ve Kadıköy Belediyesi’nin hiçbir şekilde ve suretle bu işten kar sağlayamayacağı açıkça sözleşmede yazılıdır.

Bu kadar onur kırıcı, küçük düşürücü bir projeyi her zamanki yöntemlerle saman altından yürüterek bugünlere getiren ve bir anlık oldu bitti ile Kadıköy Belediye Meclisi’nden geçirmeye çalışan  Kadıköy Belediye Başkanı Selami Öztürk’ün bu işte ne çıkarı olduğunun sorgulanması gerekir. Bu projenin Kadıköy Belediyesine ve Kadıköy’lülere bir yarar sağlamayacağı açıkça belli olmasına karşın, Selami Öztürk’ün bu projenin peşinden koşturan nedir ?

Kadıköy Belediye Meclisi ve Başkanı Selami Öztürk’ü açıkça uyarıyoruz. Bu sözleşmenin imzalanması ve yürürlüğe girmesi durumunda yaklaşan yerel seçimlerde Kadıköy’ü kendisine dar ederiz. KKTC’de tezgahlanan oyunların, ülkemizde oynanmasına seyirci kalmayacağımızı ve kamu adına görev yapan birisinin, ulusal onurumuzu hiçe sayarak ülkemiz aleyhine muhalefet örgütlenmesi için misyonerlik faaliyetlerine soyunmasına izin vermeyeceğimizi ve sesimizin ulaştığı her yerde bu projenin takipçisi olacağımızı kamuoyuna saygıyla bildiririz.
Not: Selami Öztürk ve İnci Başpınar, ısrarla bu projeyi kendilerinin hazırladıklarını iddia ediyorlar. Bu nedenle sözleşme metninde yer alan bazı ifadeleri değiştirmeden aynen altını çizerek yazıyoruz. Bu ifadelerden sözleşmenin kim tarafından hazırlanmış olacağının yorumunu ise sizlere bırakıyoruz.

Metnin 8.sayfasında

Bu dokuz gruba ek olarak, Kadıköy Belediyesi için çalışan insanlardan yirmi kişilik onuncu bir grup kurulacaktır. STÖ  üyeleri için tanımladığımız aynı etkiyi sağlayacağına inandığımız, eğitimlerinin teorik kısmından ayrı olarak, esas itibarıyla belirli Belediye politikalarını ve uygulamalarının, vatandaşlarının insan haklarını ve Belediye içindeki yaşamın demokratikleşmesini etkileme yöntemlerinin ayrıntılı bir incelemesini kapsayacak olan ikinci bir kısmına katılacaklardır.

Metnin 8 ve 9. sayfasında

b) Ana kaygımızın sadece eğitime (geniş anlamıyla) büyük sayıda insanın katılmasının değil, aynı zamanda kurbanlar veya durumu düzeltici aktörler de olsalar, değişik toplumsal grupların en geniş ölçüde temsili ve etkileşimi olduğu açıktır. Bu şekilde, Proje etkinliklerine katılan insanların dışında, önemli ölçüde büyük sayıda Kadıköy sakininin de etkileneceğine inanıyoruz. Bir defa katılımcıların aileleri, arkadaşları ve meslektaşlarına doğrudan yaklaşım sağlanacaktır. Dolaylı olarak Kadıköy nüfusunun çoğunluğu ile, çeşitli yayma yöntemleri ile temas edilmiş olacak ve kendileri, Proje içinde düzenlenecek çeşitli önlemlerin pilot uygulaması ile kaşılaşacaktır…….

Metnin 9. sayfasında

d)  Proje çerçevesinde sadece seminerlerde getirilecek somut önerilerin pilot uygulamasına geçmeyi değil, aynı zamanda uygulamanın etkisini ( bir somut kriterler sistemi ile) izlemeyi ve değerlendirmeyi planlıyoruz. Bu şekilde, çerçeveyi ve önerilen önlemlerin belirli özellikleri gözden geçirilecek ve Projenin tamamlanmasından sonra elimizde sadece Kadıköy Belediyesi’ne değil, genel olarak Türk toplumuna insan haklarının korunması yönünde kararlı adımlar atmasına yardımcı olabilecek bir araç olabilecektir….

Metnin 19 sayfasında;

Kadıköy Belediyesi’nde belirli önlemlerin pilot uygulamasının değerlendirilmesine özel dikkat gösterilecek, ancak göstergeler bu ölçümlerin doğasına göre tanımlanacaktır.

Metnin 26. sayfasında;

Kadıköy Belediyesi, çeşitli bölümlerinde çalışan ve İnsan Hakları ve Demokrasinin korunması alanında geri kalan personel için geleceğe dönük eğitimciler olarak görev yapacak 20 kadar personelini eğitmiş olma fırsatını bulacaktır.

Metnin 28. sayfasında;

Projeye katılmış olan STÖ ve Belediye mensupları deneyim kazanmış ve değişik insan hakları ihlallerine karşı koyma alanında belirli bir beceri kazanmış olarak Projenin tamamlanmasından sonra dahi çalışmaların bir bölümünü herhalde sürdürecek durumda olacaklardır…..

 

Etkinlik Takvimi

Ağustos 2010
P S Ç; P C C P
26 27 28 29 30 31 1
2 3 4 5 6 7 8
9 10 11 12 13 14 15
16 17 18 19 20 21 22
23 24 25 26 27 28 29
30 31 1 2 3 4 5

Seçme Haber

Hükümet Anayasa Değişikliğiyle Dikta Rejiminin Temel Taşlarını Örüyor

DSP Genel Başkanı Masum Türker, referanduma sunulan Anayasa değişikliğinin, hem Anayasa Mahkemesi’nin,  hem de Hakimler Savcılar Yüksek Kurulu’nun yapısını değiştirdiğini belirterek “Hükümet Anayasa değişikliğiyle dikta rejiminin temel taşlarını örüyor. O yüzden referandumda ‘hayır’ oyu kullanacağız” dedi.

Devamı...