
AKP'nin 22 Temmuz seçimlerinde oy oranını % 47'ye çıkartmasındaki başat faktörlerden biri de sağlık alanındaki icraatları oldu. SSK'nın tasfiyesinin ardından 40 milyona yakın SSK kapsamındaki yurttaşın tıpkı Emekli Sandığı hastaları gibi serbest eczanelerden ilacını alabilmesi, devlet ve üniversite hastanelerine sevk zorunluluğunun kalkması, özel hastanelerden, özel tanı ve tedavi merkezlerinden yararlanma olanakları ve yaklaşık 15 milyon yeşil kart kapsamındaki yurttaşın da karnelerine yazılan ilaçları kaymakamlıklara başvurmaksızın doğrudan serbest eczanelerden alması yurttaş nezdinde AKP'ye büyük bir destek sağladı. Ancak AKP Hükümetinin işbaşına geldiği 2002 yılından günümüze sağlık harcamalarında da başdöndürücü bir artış oldu. Koruyucu ve önleyici sağlık hizmeti anlayışı yerine büyük ölçüde dışa bağımlı olduğumuz ilaç ve tıbbi teknoloji tüketimine odaklı tedavi edici sağlık hizmeti anlayışını önceleyen Sağlıkta Dönüşüm Programının (SDP) etkisiyle toplam sağlık harcamamız (kamu+özel) 2002 yılında 13 milyar dolar (20 milyar YTL) iken 2007 yılında geri ödeme kurumlarının borçları da göz önüne alındığında 39 milyar dolara (50 milyar YTL) sıçradı. Sağlığa ayırdığımız kaynakların önemli bir bölümünün ulus ötesi medikal kartele aktarılması küresel odaklı reform programının kaçınılmaz sonucuydu.Sağlık harcamalarımızdaki bu hızlı artışa karşın toplumsal sağlık çıktılarında beklenen sonuç alınamamıştır. Aslolan sağlığa ayırdığımız kaynakların alabildiğine artırılmasından ziyade etkili ve verimli kullanımıdır. Dünya Sağlık Örgütünün 2008 Eylülünde yayımladığı ve 53 ülkeyi kapsayan Avrupa Sağlık Atlasında (http://www.euro.who.int/Document/E91713.pdf ) Türkiye'nin yerinin son sıralarda oması sağlık alanında da Türkiye'nin Türkiye'den yönetileceği ulusal politika ve stratejilerin yaşama geçirilmesinin ne kadar gerekli olduğunu göz önüne sermiştir.Dr. Ali Rıza ÜçerTıp Kurumu Genel SekreteriSağlıkta Dönüşüm Sürecinde Sağlık HarcamalarıAKP Hükümetinin işbaşına geldiği 2002 yılının sonundan günümüze toplam sağlık harcamaları önemli bir artış eğilimi içinde olmuştur. Koruyucu ve önleyici sağlık hizmeti anlayışı yerine büyük ölçüde dışa bağımlı olduğumuz ilaç ve tıbbi teknoloji tüketimine odaklı tedavi edici sağlık hizmeti anlayışını önceleyen Sağlıkta Dönüşüm Programının (SDP) kaçınılmaz sonucu olarak toplam sağlık harcamamız 2002 yılında 13 milyar dolar (20 Milyar YTL) iken 2007 yılında geri ödeme kurumlarının borçları da göz önüne alındığında 39 milyar dolara (50 milyar YTL) sıçramıştır. Türkiye’de toplam sağlık harcamalarının GSYİH’ya oranı 1999 yılında % 6 (yeni milli gelir serisine göre % 4.5) iken 2005 yılında özellikle kamu kesimindeki reel artışın da etkisiyle % 7.4, (%6) 2007 yılında ise % 8 (% 6.2) dolayında olmuştur. 2008 yılında toplam sağlık harcamalarının GSYİH’ya oranının % 8.5’a (% 6.5) yaklaşacağı öngörülmektedir. Kamu Sağlık HarcamalarıKamu sağlık harcamalarının GSYİH’ya oranı 2007 yılında yeni milli gelir serisine göre % 4.1’dir. Toplam sağlık harcamaları içinde kamu sağlık harcamalarının payı artarak % 70’lere ulaşmıştır. Bu artıştaki başat faktör sosyal güvenlik kurumları ve yeşil kart sağlık harcamalarındaki artıştır. Kamu sağlık harcamalarını gerçekleştiren temel kurumlar Sosyal Güvenlik Kurumu, Sağlık Bakanlığı, Hudut ve Sahiller Sağlık Genel Müdürlüğü, Sosyal Yardımlaşma ve Dayanışmayı Teşvik Fonu, üniversiteler ve yerel yönetimlerdir. Kamu sağlık harcamaları daha çok bütçe dışı kaynak kullanılarak gerçekleştirilmektedir. Bütçe kaynaklarını kullanma oranı ortalama % 40 olup yeşil kart ve memur sağlık harcamaları ayıklandığında bu oran % 20’lere düşmektedir. Oysa ki eğitim sektöründe bütçe kaynaklarını kullanma oranı % 90’ı aşmaktadır. 2007 yılında toplam kamu sağlık harcamalarının % 70’ini Sosyal Güvenlik Kurumu (% 58.5) ve yeşil kart (% 11.5) harcamaları oluşturmuştur. Sağlık Bakanlığı harcamalarıysa yeşil kart sağlık harcamaları göz ardı edildiğinde kamu sağlık harcamalarının yalnızca % 18’ini oluşturmaktadır. Kamu sağlık harcamaları 2002 yılında 13.7 milyar YTL iken 2007 yılında 35.3 milyar YTL’ye yükselmiştir. (% 157 artış) Sabit fiyatlarla (2006=100) 2002’de 28 milyar YTL olan kamu sağlık harcamaları 2007 yılında 32.7 milyar YTL’dir. (% 17 artış). ABD doları bazındaysa 2002 yılında 9.1 milyar dolar olan kamu sağlık harcamaları 2007 yılında 27.2 milyar dolara çıkmıştır. (% 200 artış).Sağlık Bakanlığı harcamalarının GSYİH’ya oranı 2008 yılında % 1.46’dır. (yeni seriye göre % 1.12). Yeşil kart harcamaları çıkarıldığında bu oran % 0.92’ye düşmektedir. (yeni seriye göre % 0.71). Buna karşın aynı yıl sosyal güvenlik kurumları sağlık harcamalarının GSYİH’ya oranı % 3.09’dur. (yeni seriye göre 2.33) Sağlık Bakanlığı bütçesinin toplam sağlık harcamaları içindeki payı düşmekte, koruyucu sağlık hizmetleri içinde yer alan halk sağlığı harcamaları da reel olarak azalmaktadır. Halk sağlığına ayrılan merkezi bütçe kaynaklarının GSYİH’ya oranı % 0.04’e, sağlık harcamaları içindeki payı ise % 1.1’lere kadar düşmüştür. Sağlık Bakanlığı tedavi harcamaları başta olmak üzere ödeneğin üzerinde harcarken halk sağlığından tasarruf etmeye çalışmaktadır. OECD verilerine (2005) göre kişi başına koruyucu nitelikte halk sağlığına yönelik yapılan harcamaların düzeyinin en düşük olduğu ülke Türkiye çıkmaktadır. 1999 yılında kişi başına 5 dolar düzeyinde olan koruyucu sağlık harcaması 2003 yılında 4,8 dolara düşmüştür. Tablo-1 Seçilmiş Ülkelerde Kişi Başına Koruyucu Sağlık Hizmetleri (ABD Doları) Kamu Sağlık Harcamalarının Yönünde Özel Sağlık Sektörüne Kayma VardırSağlıkta Dönüşüm Programı sürecinde kamu sağlık harcamaları reel olarak artarken kamunun özel sağlık kurumlarından aldığı tedavi hizmetleri de artmaktadır. 2007 yılında kamu kurumlarının özel sağlık kurumlarından aldığı hizmetlerin bedeli 3 milyar YTL (2.3 milyar dolar) düzeyine çıkmıştır. Bedeli ödenmeyerek ertelenen harcamalarla bu tutar 2.5 milyar dolar dolayındadır. Toplam kamu sağlık harcamalarının % 9’u, toplam tedavi harcamalarının % 21’i özel sağlık kurumlarına kaymıştır. Oysa ki bu oranlar 2002 yılında sırasıyla % 3.8 ve % 14’tür. Aşağıda ayrıntılı biçimde değerlendirilen Sosyal Güvenlik Kurumu sağlık harcamalarında da görüldüğü gibi özel sağlık kurumlarına aktarılan kaynak 2008 yılında 2007 yılında aktarılan kaynağın yaklaşık iki katına yükselmiştir. Hastane ilaç harcamaları da göz önüne alındığında Sosyal Güvenlik Kurumu sağlık harcamalarının yarıya yakınını ilaç harcamaları oluşturmaktadır. Tıbbi teknoloji, cihaz ve sarf malzemeleri harcamaları da buna eklendiğinde oran % 70’lere yaklaşmaktadır. İlaç, tıbbi teknoloji, sarf malzemeleri ve özel sağlık hizmetlerine kaydırılan bu kaynaklar Sağlıkta Dönüşüm Programının kaçınılmaz sonucudur.. B) Sosyal Güvenlik Kurumu (SGK) Sağlık HarcamalarıSosyal Güvenlik Kurumu sağlık harcamaları AKP hükümetinin işbaşına geldiği 2002 sonundan bugüne hızlı bir artış göstermiştir. 2002 yılında 7.6 milyar YTL olan toplam SGK (SSK, Bağ-Kur ve Emekli Sandığı) sağlık harcamaları 2007'de 20 milyar YTL'ye, 2008'de de (tahmini) 30 milyar YTL'ye çıkmıştır. Kurumun devlet hastaneleri, üniversite hastaneleri, özel hastaneler, özel tanı-tedavi merkezleri, serbest eczaneler ve firma borçları yaklaşık 5 milyar YTL’dir. Bu da göz önüne alındığında SGK’nın 2008 yılındaki toplam sağlık harcaması 35 milyar YTL’ye yaklaşacaktır. SGK’nın 2002 yılında 4.3 milyar YTL olan ilaç harcamaları 2007'de 8.85 milyar YTL'ye, 2008'de de (tahmini) 12 milyar YTL'ye yükselmiştir. AKP hükümeti döneminde SGK ilaç harcamaları yaklaşık 3 kat artmıştır.SGK toplam sağlık harcamalarının yarıya yakınını oluşturan toplam tedavi (hastane ve özel merkezler) harcamalarında dikkat çekici bir artış göze çarpmaktadır. Özelikle AKP'nin "Sağlıkta Dönüşüm Programı" çerçevesinde tıpkı üniversite hastanelerinde olduğu gibi her biri 'kárlılık' hedefine odaklanarak döner sermayeli bir sağlık işletmesine dönüştürülen devlet hastanelerinin yanı sıra bu küresel programla hararetli bir teşvik gören özel hastane harcamalarındaki artış da oldukça dikkat çekicidir.2002 yılında 2.8 milyar YTL olan hastane harcamaları ağırlıklı toplam tedavi harcamaları 2007'de 10.3 milyar YTL'ye, 2008'de de (tahmini) 16 milyar YTL' ye çıkmıştır. SGK'nın döner sermayeli devlet hastanelerine yaptığı ödeme 2002 yılında 1.8 milyar YTL iken 2007'de 6.4 milyar YTL, 2008'de de (tahmini) 8.5 milyar YTL olmuştur. Sosyal Güvenlik Kurumunun Özel Hastane Ödemelerinde Dikkat Çekici Artış VardırSGK hastane ödemeleri içerisinde özel hastanelerdeki çok hızlı artış programın kaçınılmaz sonucudur. 2002 yılında 0.4 milyar YTL olan SGK özel hastane ödemeleri 2007 yılında 2.35 milyar YTL'ye 2008'de de (tahmini) bir önceki yıla göre katlanarak 6 milyar YTL'ye yükselmiştir. AKP hükümeti döneminde SGK'nın özel hastanelere aktardığı kaynak 15 kat artmıştır. Sağlıkta Dönüşüm Programının desteğiyle özel hastane sayısı 380'e ulaşmıştır. İstanbul, Ankara ve İzmir’deki toplam özel hastane sayısı 177, (Türkiye’deki özel hastanelerin yarısı) özel hastane yatak sayısı ise 10.156’dır. (Türkiye’deki özel hastane yataklarının % 56’5’u). Türkiye’nin toplam nüfusunun % 18’ini oluşturan İstanbul’da özel hastanelerin % 38’i, özel hastane yataklarınınsa % 44’ünün olması dikkat çekicidir. Üç büyük ilin nüfusunun toplamıysa 20,778 milyondur. (İstanbul, Ankara ve İzmir'in nüfusu Türkiye'nin toplam nüfusunun % 29.5'udur, oysa ki Türkiye'deki özel hastanelerin % 48.5'u, özel hastane yataklarının da % 56.5'u üç büyük ildedir). Özel hastaneler sosyoekonomik açıdan gelişmiş ve büyük illerde yoğunlaşmakta, alım gücünün yüksek olduğu toplumsal sınıf ve katmanlara daha yüksek oranda ve yoğunlukta hizmet sunmaktadır. SGK İlaç Harcamaları da Hızla Artmaktadır SGK'nın Ocak-Ağustos 2008 toplam sağlık harcaması 19 milyar YTL’dir. Bunun 8 Milyar YTL'si (%42) ilaç harcamalarıdır. Hastane ilaç harcamaları bunun içinde değildir, zira Kurum istatistiklerinde hastane harcamaları arasında yer aldığından görünmemektedir. Bu durum da göz önüne alındığında SGK harcamalarının yaklaşık yarısı ilaç harcamalarıdır. Burada SSK'nın tasfiyesinin yarattığı sonuçlar oldukça dikkat çekicidir.SSK'nın 2004 yılındaki (tasfiyesi öncesi) ilaç harcaması 2.7 milyar YTL, 2007 yılındaki ilaç harcamasıysa 6.4 milyar YTL’dir. SSK’nın 2008 yılı ilaç harcaması yaklaşık 8 milyar YTL olacaktır. SSK ilaç harcamalarında 2004 yılına göre yaklaşık 3 kat (5 milyar YTL) artış vardır. Bu paranın büyük bölümü ulus ötesi ilaç şirketlerine transfer edilmiştir.Baş döndürücü biçimde artış gösteren Sosyal Güvenlik Kurumu sağlık harcamalarının önemli bir kısmı büyük ölçüde dışa bağımlı olduğumuz ilaç, tıbbi teknoloji-tıbbi cihaz-tıbbi malzeme harcamalarına aittir. Yani ulus ötesi medikal kartele transfer edilmektedir. En büyük alıcısının Sosyal Güvenlik Kurumu olduğu ilaç ve medikal ürün pazarında 2007 yılında ithalatımız 6.5 milyar dolar dolayında, dış ticaret açığımız da 6 milyar dolar dolayındadır. Her yıl artan dış ticaret açığımız ve cari açığımızda ilaç /medikal ürün ticaret dengemizin önemli boyutlarda bozulması başat faktörlerden biri olmuştur. C) Yeşil Kart Sağlık HarcamalarıYeşil kart kapsamındaki yurttaşların sayısı genel ve yerel yönetim seçim dönemleriyle de ilintili olarak hızlı bir değişkenlik göstermektedir. 2000 yılından bu yeşil kart sağlık harcamalarında 18 kat artış görülmüştür. 2000 yılında 10 milyon yeşil kartlı sayısı 2002 yılında 13 milyona ulaşmıştır. 2004 yılında ise 6.7 milyona düşen yeşil kartlı sayısı 2005 yılında yine artış göstererek 10,8 milyon, 2006 yılında 12,5 milyon 2007 yılında da 14,5 milyona çıkmıştır. 22 Temmuz 2007 genel yönetim seçimlerinin ardından yeşil kart iptal işlemlerinde yeniden bir yoğunlaşma olmuştur. Eylül 2008 itibarıyla yeşil kart kapsamı 9,4 milyona gerilemiştir.Yeşil kart toplam sağlık harcamaları 2002 yılında 816 milyon YTL iken 2003 yılında 1 milyar 170 milyon YTL, 2004 yılında 1 milyar 131 milyon YTL, 2005 yılında 1 milyar 810 milyon YTL, 2006 yılında da 2 milyar 870 milyon YTL’ye ulaşmıştır. 2007 yılında yeşil kart harcamaları 2 milyar 870 milyon YTL’ye, 2008’in ilk altı ayında da 2 milyar 229 milyon YTL’ye sıçramıştır. Yeşil kart sağlık harcamalarının 2008 yılında 4.5 milyar YTL dolayında gerçekleşeceği tahmin edilmektedir. Yeşil kart sağlık harcamalarının yarıya yakını ilaç harcamalarıdır. Sağlıkta Dönüşüm Sürecinde İlaç Harcamaları Sağlıkta Dönüşüm Programının da etkisiyle ilaç pazarımız dünyanın en hızlı büyüyen pazarlarından biri haline gelmiştir. IMS verilerine göre 2007 yılında Türkiye’de serbest eczaneler kanalıyla yapılan satışlarda üretici fiyatlarıyla ilaç tüketimi 9 milyar dolardır. (11.6 milyar YTL / 6.5 milyar Euro). Hastane ve IMS dışı kanallar da göz önüne alındığında üretici fiyatlarıyla ilaç tüketimimiz yaklaşık 10 milyar dolar, tüketici fiyatlarıyla da yaklaşık 14 milyar dolar olmuştur. Aynı yıl kişi başı ilaç tüketimimiz üretici fiyatlarıyla (hastane ilaç harcamalarıyla birlikte) yaklaşık 140 dolar, tüketici fiyatlarıyla da yaklaşık 200 dolardır.AKP Hükümetinin işbaşına geldiği 2002 yılı sonunda üretici fiyatlarıyla ilaç tüketimiz (hastane ve IMS dışı kanallar hariç) 3.3 milyar Euro iken 2007 yılı sonunda iki katına çıkarak 6.5 milyar Euro olmuştur. Sağlık Bakanlığı yetkilileri bu artışın özellikle SSK ve yeşil kart kapsamındaki hastaların serbest eczanelerden ilaç almasının yolunun açılması nedeniyle ilaca erişimin kolaylaşmasından kaynaklandığını, SSK’nın tasfiyesi sonucunda yürürlüğe sokulan Kamu İlaç Alım Protokolü ile ilaç harcamalarının dengelendiğini savunmaktadır. İlaç Endüstrisi İşverenleri Sendikası verilerine göre Türkiye’de 2002 yılında 790 milyon kutu olan ilaç tüketimi 2007 yılında 1.3 milyar kutuya yükselmiştir. (kutu bazında % 65, üretici fiyatlarıyla Euro bazında % 100 artış). Sağlıkta Dönüşüm Programının da (SDP) temelini oluşturan bu bakış açısında ilaç tüketiminin artması ile sağlık çıktılarının iyileşmesi arasında doğrudan bir ilişki olduğu yanılsaması vardır. Oysaki asıl olan ilacın da yerinde ve etkili kullanımını sağlamaktır. SDP sürecinde kutu bazında ilaç tüketiminin artışında ilaca erişimin kolaylaşmasının rolü vardır, ancak kutu bazında pazar genişlemesi ilaca erişimin görece zor olduğu dönemlerde de sürmekteydi. SDP bu genişlemeyi hızlandırmakla birlikte kutu bazındaki artışın tümünü değil yalnızca bir bölümünü etkilemiştir. SSK’nın çok avantajlı ilaç alım modelini yürürlükten kaldıran Kamu İlaç Alım Protokolü ile AB ülkelerine endeksli referans fiyat uygulaması ulus ötesi ilaç şirketlerinin lobi faaliyetleri sonucu çıkarılan ve ilaçta büyük ölçekli bir küresel zoka olan 1984 tarihli İlaç Fiyat Kararnamesiyle karşılaştırıldığında görece bir avantaj sağlamıştır. Bu avantaj da sağlanmamış olsaydı hızla artan ilaç harcamalarımız kamu maliyesinin altından kalkamayacağı boyutlara ulaşacaktı. Dolayısıyla gerek 2004 yılı başında yürürlüğe giren AB ülkelerine endeksli referans fiyat uygulaması gerekse 2005 yılının başında yürürlüğe giren Kamu İlaç Alım Protokolü sistemin zorla da olsa sürdürülebilmesi açısından kaçınılmaz düzenlemelerdi. Türkiye ilaç pazarı dünyanın 13 büyük pazarı konumundadır, 2009 yılında da ilk 10 Pazar arasına girmesi beklenmektedir. Son on yılda ilaç pazarımız dolar bazında 4 katlık bir büyüme göstermiştir Türkiye’nin de arasında olduğu gelişmekte olan 7 ülkede 2020 yılında dünya ilaç satışlarının beşte birinin gerçekleşeceği öngörülmektedir. Bir yandan ilaç tüketimiz hızla artarken öte yandan ilaçta dışa bağımlılığımız derinleşmektedir. Yerli ilaç şirketlerimiz ulus ötesi ilaç şirketleri tarafından yutulmaktadır. Çoğu jenerik olmak üzere yaşanan evlilikler ve satın almalarla Türkiye'deki en büyük 20 ilaç firmasının 14'ü yabancı şirketlerin eline geçmiş, böylece ulus ötesi şirketler ulusal pazarın % 70 'inden fazlasını denetimleri altına almıştır.Türkiye'de ilaç, tıbbi teknoloji, tıbbi cihaz ve sarf malzemeleriyle birlikte sağlık harcamalarının düşük olduğunu, yükseltilmesi gerektiğini sektördeki ulus ötesi şirketlerin temsilcilerinin yanı sıra kimi siyasetçi, bürokrat, akademisyen ve sağlık alanında ilerici olduğunu savlayan meslek örgütü/sendika yöneticileri de savunmaktadır. Oysaki kaynaklarımız sınırsız değildir, sağlığa, ilaca, tıbbi teknolojiye ayrılan kaynakların koşulsuz artırılması talebinden önce etkili, verimli kullanılıp kullanılmadığı ve bu harcamaların ulusal gelir içindeki payının ne olduğunun açığa çıkartılması gerekmektedir.Ülkelerin Kişi Başı İlaç Tüketimini Karşılaştırmak Elmalarla Armutları Toplamaktır! İlaç tüketiminde dünya lideri olan ve dünya ilaç pazar payının yarıya yakınına sahip olan ABD'de 2006 yılında üretici fiyatlarıyla eczaneler kanalıyla 198 milyar dolar ilaç tüketilmiştir Cari fiyatlarla ABD'nin aynı yıl milli geliri 13.2 trilyon dolar, kişi başı milli geliri de 44 bin dolardır. ABD'de 2006 yılında üretici fiyatlarıyla kişi başına tüketilen ilaç miktarıysa 661 dolardır. Ancak aynı yıl ABD'de üretici fiyatlarıyla eczaneler kanalıyla satılan ilaçların ulusal gelire oranı yalnızca % 1.5 dur. İngiltere'de 2006 yılında üretici fiyatlarıyla eczaneler kanalıyla 15.7 milyar dolar ilaç tüketilmiştir. Cari fiyatlarla İngiltere'nin aynı yıl milli geliri 2.3 trilyon dolar, kişi başı milli geliri de 39 bin dolardır. İngiltere'de 2006 yılında üretici fiyatlarıyla kişi başına tüketilen ilaç miktarıysa 260 dolardır. Ancak aynı yıl İngiltere'de üretici fiyatlarıyla eczaneler kanalıyla satılan ilaçların ulusal gelire oranı yalnızca % 0.65 dir. Türkiye'de 2006 yılında üretici fiyatlarıyla eczaneler kanalıyla 7 milyar dolar ilaç tüketilmiştir. Cari fiyatlarla 2006 yılında milli gelirimiz 400 milyar dolar, kişi başı milli gelirimiz de 5500 dolardır. Aynı yıl kişi başına ilaç tüketimimiz üretici fiyatlarıyla yaklaşık 100 dolardır, yani 2006 yılında ABD'nin kişi başı ilaç tüketimi Türkiye'nin yaklaşık 7 katı, İngiltere'nin kişi başı ilaç tüketimiyse Türkiye'nin yaklaşık 2,5 katıdır. Ancak, 2006 yılında ABD'nin ulusal geliri Türkiye'nin 33 katı, kişi başı ulusal geliri de 8 katıdır. İngiltere'nin ulusal geliri Türkiye'nin 6 katı, kişi başı ulusal geliri de 7 katıdır. Gerçek Karşılaştırma Ölçütü İlaç Tüketiminin Ulusal Gelire Oranıdır!Türkiye'de 2006 yılında ilaç tüketiminin ulusal gelire oranı % 1.75’dir, bu oran ilaç tüketimde açık ara dünya lideri olan ABD'den (% 1.5) bile yüksektir. Tablo-2 İlaç Tüketiminin Ulusal Gelire OranıÜlkeler (2006 Yılı) Ulusal Gelir (Cari Fiyatlarla Milyar $) İlaç Tüketimi (Üretici Fiyatlarıyla-Milyar $) İlaç Tüketiminin Ulusal Gelire Oranı (%)ABD 13.200 198.00 1.50Fransa 2.230 25.60 1.15Almanya 2.900 27.70 0.95İtalya 1.845 15.00 0.80İngiltere 2 345 15.70 0.65Meksika 840 8.00 0.95Türkiye 400 7.00 1.75Kaynak: World Bank Data&Statistics 2007/IMS Retail Drug Monitor, December 2006Tablo2’de açıkça görüldüğü cari fiyatlarla dolar bazında ilaç tüketimi ABD ve AB ülkelerine göre düşük gibi görünen Türkiye, ilaç tüketimin ulusal gelire oranında dünya lideridir. Kişi başı ilaç tüketimin kişi başı ulusal gelire oranında da tablo hemen hemen aynıdır. Zira, Türkiye'nin kişi başı ulusal gelirinin tablodaki ülkelerin kişi başı ulusal geliriyle karşılaştırılmasında da arada büyük bir fark olduğu göze çarpmaktadır. Kişi başı ulusal gelir karşılaştırmasında Türkiye'nin kişi başı ulusal gelirinin: ABD: 8 katı, İngiltere, Fransa ve Almanya 6.5-7 katı, İtalya 6 katı, Meksika ise 1.5 katıdır.Türkiye'de İlaç Üretimi Yetersizdir! İlaç sektöründe 2006 yılında 3.95 milyar dolarlık üretim gerçekleştirilmiştir. . Avrupa ülkeleriyle karşılaştırıldığında ilaç üretimimiz. çok düşük seviyelerdedirTablo-3 Avrupa'da ve Türkiye'de Üretici Fiyatlarıyla İlaç Üretimi ve Tüketimi Ülkeler 2005 Yılı Toplam İlaç Üretimi Milyar € Toplam İlaç Tüketimi Milyar € İlaç Üretimin Tüketimine Oranı (%)Fransa 34.3 23.8 144İngiltere 22.9 15.6 147İtalya 21.6 15.7 138İsviçre 16.0 2.7 592İsveç 5.7 2.7 211Danimarka 4.9 1.5 326Türkiye 3.2 5.3 60Türkiye İlaç Pazarı Dışa Bağımlıdır! 2007 yılında ilaç ithalatımız 3.5 milyar dolar, ihracatımız 350 milyon dolar, ilaç ihracatının ithalatı karşılama oranıysa yalnızca % 10 olarak gerçekleşmiştir. İlaç ve medikal ürün ithalatımızdaki hızlı artış eğilimi dış ticaret açığımız ve cari açığımızda başat bir rol oynamaktadır. ABD, AB ülkeleri gibi gelişmiş ülkelerde ithalat artışından fazla ihracat artışı ve ilaç ticaret fazlası gözlenmektedir. TABLO-4 Avrupa Ülkelerinde ve Türkiye'de İlaç İhracatı ve İthalatı Ülkeler 2005 Yılı Toplam İlaç İhracatıMilyar € Toplam İlaç İthalatı Milyar € İlaç Ticaret Dengesi Milyar € İlaç İhracatının İthalatını Karşılama Oranı (%)Almanya 30.7 24.6 6.1 122İsviçre 25.7 12.4 13.3 207Fransa 18.4 13.8 4.6 133İngiltere 18.1 12.8 5.3 141İtalya 10.6 11.2 -0.6 95İsveç 5.8 2.2 3.6 263Danimarka 5.1 1.9 3.2 268Türkiye 0.2 2.3 -2.1 10 "Sağlıkta Dönüşüm Programı" Küresel Bir Dayatmadır! Ulus ötesi ilaç şirketlerinin Türkiye’deki temsilcilerinin de içinde olduğu lobi gurupları “AKP Hükümetinin "Sağlıkta Dönüşüm Programı'nın başarılı olduğunu, programla sağlık hizmetlerinin iyileştirildiğini ve yaygınlaştırıldığını, bu nedenle de sağlık harcamalarının faturasının artmasının doğal olduğunu” ileri sürmektedir. Dahası “OECD ülkelerini yakalamak için bu harcamaların daha da artırılması gerektiğini” savunmaktadır. Sağlıkta Dönüşüm Programı'nın etkisiyle 2007 yılında kamu sağlık harcamaları 27 milyar dolara, toplam sağlık harcamalarıysa 39 milyar dolara çıkmıştır. Kamu sağlık harcamalarının önemli bir bölümü ilaç, tıbbi teknoloji ve tıbbi sarf malzemesi harcamalarıdır. Sağlık harcamalarında hızlı artış ve dışa bağımlılığın derinleşmesi birbirini beslemektedir. Ulus ötesi şirketlerin lobi odakları, “Türkiye’nin ilaç harcamalarının ulusal gelire oranının, gelişmiş ülkelerden bile yüksek olduğunu vurgulayarak, ilaca çok para harcandığını savunmak yanlıştır, en yeni ve en etkin tedavi ve ilaçlara erişmek için yüksek bile olsa, bedel ödenmesi doğaldır demektedir. Bu sav kabul edildiğinde hastaların “en yeni ve en etkin” tedavi ve ilaçlara erişmesinin önkoşulu olarak ilaç harcamamızı ABD düzeyine ulaştırabilmek için 6-7 katına, gelişmiş AB ülkelerini yakalayabilmek için de 3-4 katına çıkarmamız gerekir, bu yükü kaldıramayız! İlaç fiyatlarının AB ülkelerine endekslendiği referans fiyat sisteminde Sağlık Bakanlığı AB üyesi ülkeler arasından her yıl ilaç fiyatlarının en düşük olduğu ülkeleri belirlemektedir. Bu uygulamadan önce ulus ötesi ilaç şirketlerinin lobi faaliyetlerinin etkisiyle ANAP hükümetinin 1984 yılında çıkardığı ve ithal ilaçların gözetildiği “İlaç Fiyat Kararnamesi” geçerliydi. Bu kararnamenin yürürlükte olduğu 20 yıla yakın süreçte ilaçta çok yüklü kamusal zararlar ortaya çıkmıştır. AB'ye endeksli referans fiyat uygulaması, ulusal çıkarlarımıza açıkça aykırı olan 1984 fiyat kararnamesinden görece avantajlı olmakla birlikte gerçek maliyetlere dayalı ve ulusal gelirimizi göz önüne alan bir ilaç fiyat politikasının yaşama geçirilmesi gerekmektedir. İlaç fiyat rejimimizin kişi başı ulusal geliri 6-7 katımız olan bu ülkelerle benzer koşullara bağlanması ulusal ve kamusal çıkarlarımıza aykırıdır. AB ve Dünya Ticaret Örgütü'nün dayatmalarıyla orijinal ilaçlara patent korumasının ötesinde yeni bir koruma avantajı sağlayan veri imtiyazı ve veri koruması yükümlülüklerinin 2005 yılından itibaren yürürlüğe sokulması nedeniyle ilaç harcamalarımızın yükü daha da artacaktır. Sağlıkta Dönüşüm Programı'nın bugün geldiği noktada sürdürülebilmesi güçtür. Dengelerin sağlanabilmesi için yurttaşların temel bir hak olan sağlık hakkını aşama aşama yitirmesi söz konusudur. Tıpkı ABD'de olduğu gibi müşteri ilişkileri çerçevesinde sağlık hizmetlerinin bireyin parası ölçüsünde satın aldığı yani metalaştırıldığı bir küresel piyasalaştırma operasyonu adım adım gerçekleştirilmektedirSağlık alanında da kıstırıldığımız bu küresel kıskaçtan kurtulmanın yolu Türkiye'nin Türkiye'den yönetileceği ulusal bir rotanın belirlenmesi ve yaşama geçirilmesidir.Dr. Mehmet AltınokTıp Kurumu BaşkanıDr. Ali Rıza ÜçerTıp Kurumu Genel Sekreteri