1. Skip to Menu
  2. Skip to Content
  3. Skip to Footer>

Ankara'da Kentsel Kimlik Oluşumu

Yazdır E-posta

Mehmet Tunçer - 01 Ocak 2010

Mimarlar Odası Ankara Şubesi
“Kent Kimliği, Mekânsal-Kültürel Değişim” Dosyası
Kasım 2008

”ANKARA’DA KENTSEL KİMLİK OLUŞUMU, DEĞİŞİMİ, BU BAĞLAMDA KENTSEL KORUMA VE DÖNÜŞÜM PROJELERİ”

Doç. Dr. Mehmet Tunçer 
Abant İzzet Baysal Üniversitesi, Mühendislik Mimarlık Fakültesi,
Mimarlık Bölüm Başkanı

I. Amaç

Ankara binlerce yıllık birikim sonucu oluşmuş bir kenttir. Tarihi Galatlar’a kadar gitmektedir. Ankara ile birlikte düşünülen en önemli iki sembolik öğe Kale ve Çankaya’dır. Biri tarihi geçmişi, öbürü ise Cumhuriyet Türkiye’sini sembolize eder. Ankara’da zengin bir kültür birikimi bulunmaktadır ve Türkiye Cumhuriyeti’nin çağdaş, modern  bir “Başkent” oluşturma idealinin gerçekleştiği kenttir.

Frig, Galat, Roma, Bizans, Selçuklu, Osmanlı ve Türkiye Cumhuriyeti dönemleri üst üste birikerek günümüz Ankara’sını oluşturmaktadır.  Günümüz kenti, Başkent oluşundan bu yana Eski Ankara denilen tarihsel çekirdeğinin çevresinde, özellikle batı koridoru denilen İstanbul Caddesi ve Eskişehir aksı boyunca 40-50 km. çepere yayılarak, çevre yollarının da etkisi ile yağ lekesi şeklinde bir makro forma ulaşmıştır.

Bu yazıda günümüz Ankara’sında “Kent Kimliği” nin oluşumu ve değişimi özetlenecek, özellikle eski şehir dokusuna yönelik olarak hazırlanan bazı “Kentsel Koruma” ve “Kentsel Dönüşüm” projeleri değerlendirilerek kent kimliğinin değişimlerini verilmeye çalışılacaktır.

II. Kent Kimliği Nedir ve Hangi Öğelerden Oluşur?

Genel olarak; bir kentin kimliğini oluşturan en önemli öğelerden biri “Mimari Öğelerdir”. Bunları “Çevresel Öğeler” ve “Tek Yapı Öğeleri” olarak iki grupta incelemek olasıdır.

ÇEVRESEL ÖĞELER: Kentin topografyası (Ankara’da Kale ve Çankaya), mikrokliması, doğal yapısı, bitki örtüsü (flora) (Ankara armudu) ve hayvan türleri (fauna) (Ankara keçisi), kentlerin doğal çevresini oluşturur. İnsan yapısı çevresel öğeler olarak; kentleri oluşturan sokak dokusu (çıkmazlar, meydanlar, topografyaya uyum, vb ) (Eski Ankara dokusu), panaromik bakı noktaları (Çankaya, Kale, Anıtkabir, Atakule vb),  vista noktaları, anıtsal yapılar (han, hamam, cami, kilise vb) (Anadolu Medeniyetleri Müzesi, Hacıbayram Camii, Augustos Tapınağı, Roma Hamamı, Çukur ve Çengel Hanlar, Atakule, İş Bankası, Ziraat Bankası, Meclis ve Bakanlıklar Binaları vd) sayılabilir.

YAPI ÖGELERİ: Kentlerde, Ankara dahil özellikle binlerce yıllık geçmişe sahip Anadolu kentlerinde, kentin kültür mirasını oluşturan, kentlere kimlik kazandıran mimari öğelerdir.

ANITSAL YAPILAR : Anıtsal yapılar bir kentte eğer varsa, antik çağlardan bu yana, genel olarak Helenistik, Roma, Bizans, Selçuklu, Osmanlı ve Cumhuriyet Türkiyesi devirleri boyunca inşa edilmiş, büyük ölçekli ve genellikle sosyal-kültürel ve dini nitelik taşıyan yapılardır.
Bu yapılar; tapınaklar, tiyatrolar, stadyumlar, odeonlar, agoralar, kiliseler, vb antik çağ yapıları; hanlar, hamamlar, bedestenler, camiler, külliyeler, imarethaneler, arastalar, kapalı çarşılar vb. Selçuklu ve Osmanlı Dönemi  yapıları; okul, hükümet binası, gar binası, belediye binası vb kamu yapıları ile çeşitli kamu yatırımları (sağlık, kültürel, mali, idari yapılar) gibi Cumhuriyet Dönemi yapıları olabilir.

SİVİL MİMARLIK ÖRNEKLERİ: Anadolu kentlerinde kent kimliğini oluşturan, kentlerde korunması ve geliştirilmesi gerekli dokuları oluşturan geleneksel mimarlık örnekleridir. Hemen her kentte o yöreye özgü mimari tarz ve malzeme ile yapılmış, konaklar, evler ve daha mütevazı ölçeklerde bazen bir doku oluşturan yapılar bulunmaktadır.

SANAT ÖGELERİ: Kentlerde yoğunlaşan, kültür ve sanat eylemleri, kentsel dokunun oluşmasında başlıca etmenlerden biridir. Kentlerin anıtsal ve sivil yapılarında, çevresel değerlerinde kültür ve sanat eserlerini gözlemek mümkündür. Resim ve heykel, ahşap, taş, alçı, oymacılık ve süsleme sanatları, vitray, cam, mozaik vb sanatlar yapılarda ve çevre oluşumunda kullanılan sanat dallarıdır.

Bir kent, sadece orada yaşayanların ya da ziyaretçilerin, seyyahların düşünceleri ve yazdıkları ile değil, bilim, teknoloji, mimari, edebiyat, resim, müzik vb. sanat dallarına olan katkıları ile tanınır ve anılır. Nasıl, “ROMA” denilince; Roma medeniyetinin başşehri, Rönesans’ın geliştiği mimari, resim, heykeltıraşlık vb. sanat dallarının merkezi, Forum Romanum, İspanyol Merdivenleri, meydanlar ve havuzlar, Vatikan vb kubbeler kenti olarak hatırlanırsa…

Kentsel mekânlarda yapılan düzenlemelerde sanat ve mimari nitelikler ağır basar.  Bu niteliği oluşturan öğeler ise, su, peyzaj ve mimari öğeler (cepheler, kapı pencere ölçüleri, çıkma, cumba, vb) ile heykeller, müzik, ışık ve ses gösterileri, resim, rölyef, kabartma, çini, Türk el sanatları, seramik vb sanat öğeleridir.

III. Tarihsel Süreç
Ankara’da Cumhuriyet ilanı sonrasında “Kent Kimliği” ni şekillendiren başlıca birkaç süreç bulunmaktadır.

Bunlar şöyle özetlenebilir:

1. “Eski Ankara”nın korunmasına yönelik politikalar, plan ve projeler ile oluşturulmaya çalışılan geleneksel kent kimliğinin sürdürülmesi çabaları,
2. “Yeni Şehir” (Kızılay) kesiminin geliştirilmesine yönelik politikalar, plan ve projeler ile oluşturulmaya çalışılan “Erken Cumhuriyet dönemi batılılaşması” kent kimliği çalışmaları,
3. Kırdan kente göç olgusu, arsa yağması ve bunlara göz yuman politikaların sonucu olan “Gecekondu” olgusu ile ortaya çıkan “Plansız” ve “Düzensiz” kent kimliği,
4. Kent İmar Planları ile “İmarlı Konut Dokusu” oluşturulmasına yönelik politikalar, plan ve projeler ile oluşturulmaya çalışılan parsel bazında ortalama 5-7 katlı tek yapı “Planlı” ve “Düzenli” kent kimliği çalışmaları,
5.  “Kentsel Dönüşüm”, adı verilen ve temelde yık yap sat sürecinin organize olarak gerçekleştirilmesi ile oluşturulmakta olan sağlıklı, yoğun ve donatı standartları eksik “yeni yerleşimler” ile oluşmakta olan kent kimliği,

IV. 1. Eski Ankara’nın Korunmasına ve Yenilenmesine Yönelik Planlama, Projelendirme ve Politikaların “Kent Kimliği” ne Etkileri
Ankara Kent Kimliği’nin “Tarihsel Kimlik” öğelerini, Kale çevresinde günümüze kadar kısmen gelebilmiş Eski Ankara’dan arta kalan yapı ve çevreler oluşturmaktadır. “Eski Ankara” olarak adlandırılan “Tarihsel Çevre” nin korunmasına yönelik çalışmaların kökeni aslında 1930’lara gider. Hermann Jansen Planı’yla ilk korumaya ilişkin fikirler ortaya çıkmıştır. Bu dönemde henüz uluslararası düzeyde kentsel çevre ölçeğinde koruma çalışmaları başlamamıştır. 1970’lerden sonra Avrupa’da bu yaklaşımların öne çıktığını görüyoruz. Jansen Ankara planlamasına başladığı zaman 60 yaşlarındadır ve bahçe kent fikrinin savunucularındandır, Ankara’yı da bir bahçe kent olarak planlamıştır.

Jansen diyor ki “Yeni şehircilikte yeni şehir kısımlarının korunmasını, eski kısmın yayılışından tamamen ayırmak lazımdır, hatta nazari olarak eski şehir hattı üzerine hattı zatında bir cam levhası kapamalıdır. Bu suretle kolaylıkla bütün gidişat takip edilerek, kenti fenalıklardan korumak kabil olur. Eski şehre mümkün olduğu kadar fazla el sürmemek gerekir” (1932).

Jansen’in de vurguladığı gibi, yüzlerce yıldan beri Ankara’nın simgesi, kent kimliğinin en önemli göstergesi Ankara Kalesi’dir. Cumhuriyet’in ilanından sonra buna Atatürk’ün ve modern Cumhuriyet Başkenti’nin imajları eklenmiştir. Kağıt paralarda, afişlerde, madalyonlarda, resimlerde, kartpostallarda, tanıtıcı filmlerde Ankara Kalesi en öne çıkan öğedir  .

          
Solda; Beden Terbiyesi Bölge Başkanlığı (Ankara) Madalyonu’nda Ankara Simgeleri:  Ankara Kalesi, Bayrak ve Arka Planda Güneşin Doğuşu, Üst Kısımda 'Atatürk' Resmi Görülmektedir. Sağda; Atletizm'le İlgili Plaket Şeklinde Madalya.Üzeri Gümüş Kaplama Olup, Ayyıldız İçerisinde, Kabartma Şeklinde Ankara Kalesi Görülmektedir. (Kaynak: http://images.gittigidiyor.com)

Ancak, Kale’nin odağında olduğu eski Ankara dokusunda koruma çabaları yetersiz kaldığından, tarihi kent dokusu kendi kaderine terk edilmiş, yenilenerek, kullanım yoğunluğu arttırılarak ve onarmadan kullanılarak 1980’lere kadar gelmiştir. Protokol Alanı dışındaki alanlarda kentsel yenileme çalışmaları, doku yıkımları ve yeni yol açılması uygulamaları olmuştur. Talatpaşa Bulvarı gibi, Ulucanlar Caddesi gibi, eski dokuyu yok eden uygulamalar olmuştur. Bu kesimlerde tarihsel kentin dokusunun tamamen bozulduğunu ve yenilendiğini görüyoruz, bu uygulamalar kimlik değişimine neden olmuştur.

Jansen Planı’nda çeşitli meydanlardan Kale’nin algılanması hedeflenmiş ve Kale altındaki doku kentin yeni merkezi olarak planlanmıştır.

Eski dokunun sanatsal değerlerinin dikkate alınması, eski ve yeni kentin birbirinden ayrılıp, birincil bir bağlantıyla bütünleştirilerek, dengenin sağlanması, tarihsel çevrenin yeni gelişmeyi simgesel bir güçle yönlendirmesi Plan’ın temel yaklaşımıdır. Jansen eski Ankara’yı korumak istemekte, bunun için Yenişehir’i eskisinden uzakta kurmak gerektiğini söylemektedir. Eski şehrin çekim gücü olduğunu öne sürmüş, eskiyle yeniyi yan yana koyarak geleneksel dokunun korunmasını güçleştirecek kararlar da vermiştir.

Hacıbayram Camii ve çevresini içeren, Bentderesi’ni içeren ve Kaleyi bedesten geçerek, hanlar bölgesini de içine alan Samanpazarı, Atpazarı, Koyunpazarı’nı içeri alan bir koruma alanı (protokol sahası) sınırı çizilmiştir. Eski Şehir Talimatnamesi, “Protokol Sahası” içinde uygulanmış ve daha sonra 1980’lere kadar bu alan, koruma geliştirme çalışmaları yapılmadan bozulmaya bırakılmış bir doku haline dönüşmüştür.

1920-40 arasında Mahmud Paşa Bedesteni ve Kurşunlu Han Anadolu Medeniyetleri Müzesi olarak restore edilmiştir. Bu bölge 13. ve 14. Yüzyılda çok önemli bir ticaret merkeziydi ve yaklaşık 30 civarında han bulunmaktaydı. Fakat 19. Yüzyıl sonundaki ekonomik çöküş nedeniyle, çıkan yangınlarla, özellikle Mahmutpaşa Bedesteni’nin yanmasıyla, bir yangın bölgesi haline dönüşmüştü. Ancak onarım sonrası bu bölgenin kimliği değişmiş ve “Kültür” ağırlıklı bir kesim haline gelmiştir.

1960’lı yılların ortalarından itibaren, Ankara tarihi kent dokusunun bir bölümü yıkılarak (Kurtuluş ve Kırgız Mahalleleri), Hacettepe Üniversitesi ve hastanesi kurulmuş ve “Eğitim ve Sağlık” ağırlıklı bir dönüşüm gerçekleştirilmiştir.

Ulus tarihsel kent dokusunda 1930’lardan 1964’lere kadar 35 sene tespit ve tescil çalışması yapılmamış, ancak anıtsal yapılar, camiler, hanlar, hamamlar koruma altına alınmıştır. Sivil mimarlık örneklerinin saptanması, belgelenmesi, ilk defa 1964 yılında yapılmış, saptama ve belgeleme çalışmaları 5-6 yılda bir tekrarlanmıştır. Bu çalışmalar sonucu geleneksel kent dokusu ve geleneksel kent kimliği bazı yerlerde (Kaleiçi, Hacıbayram çevresi, Yahudi Mahallesi, Hamamönü, Çıkrıkçılar gibi) tamamen olmasa da değişerek korunmuş, bazı yerlerde ise kısmen ya da tamamen yok olmuştur (Hergelen meydanı, Cebeci ve Suluhan çevresi gibi).

1983 yılında 2863 sayılı Kültür ve Tabiat Varlıkları Koruma Yasası uyarınca kentsel sit alanı ilan edilen bir yerde koruma amaçlı planların belediyeler eliyle iki yıl içinde yapılması gerektiğinden koruma planlaması çalışmaları başlatılmıştır.

1986 yılında Ulus Tarihi Kent Merkezi Çevre Düzenleme Proje Yarışması açılmıştır.100 hektarlık geniş bir alanı içeren bu planlama çalışması ile sadece korumayı değil, sağlıklaştırmayı ve yenilemeyi hedefleyen çeşitli programlar içeren bir Koruma-Islah Planı elde edilmiştir . Ulus merkezinde günümüzde yenilenmesi öngörülen alanda, çok önemli ulaşım ve yayalaştırma kararları vardır.  Bu çalışmalar Ankara Tarihi Kent Dokusunun kimliğini korumayı ve çağdaş şehircilik ve mimarlık ilkeleri doğrultusunda geliştirmeyi hedeflemektedir.

Prof. Raci Bademli ve ekibi tarafından hazırlanan Koruma Islah İmar Planı 1992 yılında onaylanmış, Hacıbayram Meydanı Düzenleme Projesi bu kapsamda hazırlanmış ve uygulanmıştır . Bu proje; Hacıbayram ve Augustos Mabedini odak olarak ele almış ve Hacıbayram meydanı tamamen yaya mekanı olarak düzenlenmiştir. Böylece ilk defa geleneksel dokuda bulunmayan bir “Meydan” olgusu ile bu kesimin kimliği değiştirilmiştir. Bu düzenlemedeki, merdivenlerle Cami ve Mabede ulaşma olgusu da projenin kent kimliğindeki gelenekselden farklı yaklaşımlarına bir örnektir. Roma dönemindeki “Sunak” lara (Bergama Sunağı, Arapacis vd.) ulaşan yaya aksları, kutsal yollardan ulaşılarak bu şekilde merdivenlerle çıkılarak ulaşılıyordu.
1985 yılında Kale’ye çıkan Hisar Caddesi üzerinde Roma dönemi “Odeon”’u bulunmuştur. Bu kesimin kimliğini değiştirecek önemli bir keşiftir. Kazı çalışmaları durdurulmasaydı burada 6 katlı ayakkabıcılar çarşısı yükselecekti! Odeon ve yakın çevresi koruma altına alınmış ve kamulaştırılmıştır. Roma dönemi tiyatrosunun da bu bölgede olduğu bilinmektedir. Bu kesimin kimliğini oluşturan Kale ve Roma Dönemi kalıntılarının özenle korunarak geleceğe aktarılması gereklidir.  Kaleiçi’nin koruma planı uzun yıllardır sonuçlandırılmamıştır ve bu kesim parçacı uygulamalarla geliştirilmektedir. Ankara tarihsel kent dokusunun, kent kimliğinin en hassas ve korunmaya değer kesimi on yıllardır ihmale uğramıştır.

Orta Doğu Teknik Üniversitesi, Mimarlık Fakültesi tarafından Keklik Sokak ve çevresinde koruma amaçlı bir proje hazırlanmıştır ve uygulanmıştır. Altındağ Belediyesi binası yapmak üzere Esenpark kesiminin yenilenmesi burada aşırı yoğun ve farklı bir mimariye yol açmıştır.  Kimlik tamamen değişmiş, aşırı bir betonlaşma olgusu, taşıt trafiği, otopark sorunları oluşmuştur.

Saraçlar Çarşısı’nın doğu kısmının tahribine yol açan yangın sonrası yarışma ile bu kesimde çevreye uyumlu bir proje hazırlanmıştır. Tarihsel çarşı’nın yeni ihtiyaçlara yönelik olarak yenilenmesinde gabari korunmuş ancak sokağa yeni bir kimlik kazandırılmıştır.

Pirinç ve Saksı sokaklar arasında kalan beş yapı adasında onarım, sağlıklaştırma ve geliştirme amaçlı bir proje hazırlanmıştır. Ahi Şerafettin Camii ve çevresinin sağlıklaştırılmasına ilişkin bir proje de Altındağ Belediyesi Koruma Birimi tarafından hazırlanmıştır. Bu çalışmalar daha çok küçük ölçekte birkaç yapıyı onarmak ve küçük alanları düzenlemek şeklindedir. İnci ve Dutlu sokaklarda düzenleme çalışmaları ve Altındağ Belediyesi tarafından, Hacettepe hastanesi arkasında Kırgız Sokakta ve yakın çevresinde yapılan uygulama projeleri aslında geleneksel Ankara sokağını yeniden oluşturma çabaları olarak gözlenmektedir.

Bütün bu uygulamalar, tarihsel kimliğin korunarak geleceğe aktarılması çabaları iken, Ankara Büyükşehir Belediyesi 2005 yılında, 5366 Sayılı Kanun uyarınca, Ulus’un da içerisinde bulunduğu Ankara Tarihi Kent Merkezi’ni “ANKARA TARİHİ KENT MERKEZİ YENİLEME ALANI” olarak ilan etmiştir.

Yenileme Alanı Sınırı belirlenirken;

1. Kültür ve Tabiat Varlıklarını Koruma Ankara Bölge Kurulu’nun 954 Sayılı Kararı ile uygun bulunan “Ulus Tarihi Kent Merkezi Koruma-Islah İmar Planı” ile,
2. Gene aynı Kurulun 9280 sayılı Kararı ile uygun bulunan “Ankara Eski Kent Dokusunun Planlanması, Sağlıklaştırılması ve Koruması Projesi” nin, Plan Onama Sınırları, “YENİLEME ALANI SINIRI” olarak kabul edilmiş ve bu Sınır Bakanlar Kurulu’nun 2005/9289 sayı ve 08.08.2005 tarihli kararı ile kabul edilmiştir .

5366 Sayılı “Yıpranan Tarihi ve Kültürel Taşınmaz Varlıkların Yenilenerek Korunması ve Yaşatılarak Kullanılması Hakkında Kanunun Uygulama Yönetmeliği”nin amaç bölümü ;

“…yıpranan ve özelliğini kaybetmeye yüz tutmuş; kültür ve tabiat varlıklarını koruma kurullarınca sit alanı olarak tescil ve ilan edilen bölgeler ile bu bölgelere ait koruma alanlarının, bölgenin gelişimine uygun olarak yeniden inşa ve restore…" edilmesine ilişkin usulleri belirlemektedir.  Aslında, tarihsel kent dokusunun kimliğinin, geleneksel doku özelliklerinin korunarak geliştirilmesi gerekmektedir. Ancak, Plan detaylı olarak incelendiğinde özellikle Ulus Meydanı ve Çevresinde Cumhuriyet Dönemi Modern Mimarlık öncüsü sayılan birçok yapının yıkılarak bu bölgenin kimliğinin değiştirilmesinin amaçlandığı görülmektedir.

Ankara Tarihi Kent Merkezi Yenileme Alanı içerisinde bu plan öncesinde onaylanan ve halen yürürlükte bulunan 3 adet Koruma planı bulunmaktadır. Bu planlar: “Ulus Tarihi Kent Merkezi Koruma Islah İmar Planı” (Ulus Projesi), “Ankara Kalesi ve Çevresi Koruma Planı” ve “Ankara Merkez Eski Kent Dokusunun Planlanması, Sağlıklaştırılması ve Korunması Projesi”dir.

“Ankara Tarihi Kent Merkezi Yenileme Alanı Koruma Amaçlı Uygulama Planı” çeşitli kamu kurum ve kuruluşları ve sivil toplum örgütleri tarafından dava edilmiştir . Dava süreci sürmektedir, bu nedenle henüz yorum yapmak ve değerlendirmek için zaman erkendir. Ancak, Ankara Büyükşehir Belediyesi’nin bu planlama ve alt projelendirmeler ile Ankara Tarihi Kent Merkezi Kentsel Yenileme Alanı Koruma Amaçlı Uygulama Planı (2007)
Ulus’ta yeni bir kimlik arayışına başladığı ve daha çok Osmanlı dönemi mimarisine öykünen yapılara yer verileceği, bunun da Ulus’un modernleşmesine yönelik kimliğinde önemli kayıplara yol açabileceği sanılmaktadır. Ancak, mimari projeler bilinmediğinden bu yargıya varılması için henüz erken sayılabilir.

IV.2. Yenişehir (Kızılay) Kesiminin Geliştirilmesine Yönelik Politikaların “Kent Kimliği” ne Etkileri

Ankara Kent Kimliği’nin “Erken Cumhuriyet Batılılaşması” denilebilecek öğelerini, Atatürk Bulvarı üzerinde ve Yenişehir çevresinde bu günlere kadar gelebilmiş Erken Cumhuriyet Dönemi yapıları ve çevreleri oluşturmaktadır.

Jansen 1928 uluslar arası Ankara İmar Planı yarışmasıyla birinciliği kazandıktan sonra, alınan en önemli kararlardan biri, “eski şehrin korunması” ve “yeni şehrin planlanması”dır. “Yeni Şehir”; Cumhuriyet fikrinin ve uluslararası düzeyde Atatürk’ün yeni bir Başkent oluşturma olgusunun en önemli göstergelerinden biridir.

Yenişehir kesiminin geliştirilmesi kararının alınması geleneksel dokuyu bir açıdan koruyucu bir karardır, ama başka bir açıdan da, onun tahrip edilmesine olanak sağlamıştır.

1957 tarihinde yeni bir imar planı yarışması daha açılmıştır ve Nihat Yücel-Raşit Uybadin Ankara Planı, 750 bin nüfusa yönelik olarak Ankara’da çok geniş alanları planlamıştır. Bu dönemde artık Kızılay yeni bir merkez olarak ortaya çıkmıştır ve Ankara’nın “Modern / Çağdaş Kent Kimliği” nin bir göstergesi olarak mimari örneklerin sergilendiği bir arena haline gelmiştir.

1961 Bölge Kat Nizamı Planı, 1957 Planına kat artışı getiren bir plandır 6 kat, 8 kat, 10 kat yükseklikler getirilerek hem Yenişehir’de hem de Eskişehir’de (Ulus) ana caddeler üzerindeki erken cumhuriyet dönemi ve 1940-50’lerin yapılaşmalarının yıkılıp yenilenmesine yol açmıştır.
II. Ulusal Mimarlık Dönemi yapılarının, apartmanlarının özellikle Kızılay çevresinde yıkılarak brut beton ve cam kaplama daha modern mimarlık örneklerinin gelişmesi sonucunu doğuran spekülatif yoğunlaşmalar kent merkez kimliğinin de değişmesine neden olmuştur.

Özellikle Ulus’ta; hemen tümü yarışma ile elde edilmiş olan Anafartalar Çarşısı, Ulus İşhanı, heykel arkasındaki Gençlik ve Spor Genel Müdürlüğü binaları (G. Beken, O. Bolak, O. Bozkurt yarışma projesi), 100. Yıl Çarşısı- O. Dikel, S. Dikel yarışma projesi) bu dönem modern mimarlık örnekleri olarak kent kimliğine yeni bir heyecan ve renk katan uygulamalardır..

IV.3. “Gecekondu” Olgusu İle Kendiliğinden Ortaya Çıkan “Plansız” ve “Düzensiz” Kent Kimliği,

1932 – 1980 arasında Eski Ankara’da koruma amaçlı çalışmalar yetersizdir.  . Bu bölge kırdan kente göç olgusu, arsa yağması ve bunlara göz yuman politikaların sonucu olarak gelişmiştir. Geleneksel konut dokusu giderek çöküntü bölgesi niteliği kazanmış ve yer yer konut dışı kullanımlara açılmıştır. Altındağ sırtlarında başlayan gecekondulaşma, Kale çevresine yansımıştır. Kaleiçi’nde de eklentiler ve avlulara yapılan yapılarla, kırdan kente gelenlerin yerleştiği, hatta bir yapıda üç beş ailenin oturduğu bir bölge haline gelmiştir. Altındağ’da başlayan gecekondular kentin kuzeyi, kuzey-doğusu ve kuzey-batısını sararak kentin % 60-70’lere varan konut stokunu oluşturmuştur.


IV.4. İmar Planları İle Oluşturulan “Planlı” ve “Düzenli” Kent Kimliği Çalışmaları,
1920-40 arasında Taşhan yıkılıp, yerine Sümerbank inşa edilmiştir. Cenabi Ahmet Paşa Hamamı o yıkılmış ve Hükümet Meydanı oluşmuştur. Karaoğlan Çarşısı üzerindeki yapılar yıkılmış, buraya Anafartalar Çarşısı ve Ulus İşhanı inşa edilmiştir. 1929 yılında Suluhan çevresi büyük bir yangın geçirmiştir. Buradaki Tahtakale Çarşısı, Tahtakale Hamamı, Haseki Camii ve Arasta yanmış ve bu bölge tamamen yok edilmiştir. Yanan kesime Ulus Hali inşa edilmiştir.

Yeni Ankara’nın eskisi yanında kurulmasıyla, kent bütününün tek ana merkezi durumuna gelen Ulus ve çevresinde, Eski Şehir - Yeni Şehir bağlantıları boyunca spekülatif baskılar yoğunlaşmış, özellikle ana caddeler üzerinde 1957 Planı uyarınca çeşitli yenilemeler yapılmıştır.

1957 Ankara İmar Planı Yarışması sonucu hazırlanan Nihat Yücel-Raşit Uybadin Ankara İmar Planı, Ankara’da çok geniş alanlar planlanmıştır. 750 bin nüfusa yönelik bu Plan’da Kızılay yeni bir merkez olarak ortaya çıkmıştır. Protokol alanının bir kısmı, Hacıbayram çevresi dahil planlanmıştır. Aşırı nüfus artışı ve plan uygulama araçlarındaki yetersizliklere bağlı olarak, kentin sağlıklı gelişimi bu planla da denetlenememiştir.

1990’lara ulaşan bir nazım plan çalışmasının ilk çalışmaları 1967’de başlamış ve 1973 Ankara Metropoliten Alan Nazım Plan Bürosu çalışmalarıyla kentin 1990 Ankara Nazım Planı onaylanarak yürürlüğe girmiştir. Çok büyük bir alanı kapsayan bu planda, Ulus bir çekirdek olarak korunmuş ve Ulus üzerindeki baskıların ve spekülasyonun azaltılması amacıyla Ulus’un Kazıkiçi Bostanları’na doğru geliştirilmesi öngörülmüştür.

Sonuç olarak, Ankara Tarihi Kent Dokusu olarak adlandırılan Eski Ankara’da Cumhuriyet’in başından bu yana yapılan uygulamalar ile Kale’nin silueti büyük ölçüde kapanmış, çevresindeki çok katlı yapılaşmalar ile algılanması zorlaşmıştır. Tarihi kent dokusunun korunmasına yönelik yapılan çalışmalar, planlama ve projelendirmeler korumadan daha çok yıkıma yönelik olmuş ve kent kimliğinin en önemli öğeleri eski kent dokuları bazen mahalle ölçeğinde yok edilmiştir. Kent kimliğinin koruyacak ve geliştirecek bütüncül bir plana ulaşmış (Ulus Koruma-Islah Planı) ve 15 yılı aşkın bu plan uygulanmaya çalışılmıştır. Ancak, Belediye yönetiminin değişimi ve politik farklı yaklaşım ve seçmeler doğrultusunda hazırlanan yeni planın (Yenileme Alanı Planı) uygulanmayan plandan daha başarılı olup olamayacağı ve kent kimliğini ne doğrultuda dönüştürebileceği hususu henüz cevabı verilmesi zor sorular olarak karşımızda durmaktadır.  Parçacı uygulamaların sürmekte olması da çağdaş ve bütüncül bir “Koruma-Islah-Yenileme Politikası” olmayışının ve tarihi dokuda süregelen rant kavgalarının bir göstergesidir.

 

 

Seçme Haber

Referandumda Oylanacak Olan 12 Eylül Rejimi mi?

AKP İktidarı insanları kamplaştırmağa ve kafa karıştırmağa devam ediyor. Referandumda sanki anayasa değişiklikleri değil 12 Eylül Rejimi oylanacak !Aradaki tek ilişki aynı tarihte olmalarından ibaret. Anlı şanlı "liberal"lerimizde bu oyundaki figüran rollerini oynamağa devam ediyorlar.

Devamı...