Altındağ'a Talibim
ALTINDAĞ’A TALİBİM!
Altındağlının yabancısı değilim. Önce Ulucanlar Cezaevi’nde derse giden, sonra gecekondularda dolaşan Ayşe öğretmeninizdim. Daha sonra, Altındağlının Meclis’teki vekili oldum ve yine dolaştım “umut kondu”larınızın arasında. Ellerim çocukların kafalarını okşadı sık sık, kadınların omuzlarını kavradı sıcak bir merhaba için ve erkeklerin ellerini sıktı her zaman dostça. Gözlerim Altındağ’a ve Altındağlıya hep sevgiyle baktı. Altındağ’la ve Altındağlıyla olmayınca hayat olmuyor sanki. Geldim, yine Altındağ’dayım; Belediye Başkanlığınıza talibim.
Gözlerimin önünde büyüdü Altındağ, Samsun asfaltından ötelere; Ankara’nın anakent alanı dışındaki ilçeleriyle buluşmaya doğru büyüdü gitti umut kondular...
Ankara’nın en eski yerleşim yerleri, yani “eski şehir” şimdi Altındağ’dadır. Şimdinin yoksul evleri, köhne işyerlerinde Cumhuriyet’in Ankara’sının da ilk şatafatlı yılları yaşanmıştı. Ulus, Kale ve çevresi, İtfaiye Meydanı, At Pazarı... Hele de Büyük Millet Meclisi, Devlet Konukevi... Ya Opera, Bale ve Devlet Tiyatroları... Altındağlı’nın sadece önünden geçip gittiği birer yer adı gibi...
Başkent Ankara’da “eski şehir”in kalbi Altındağ’da. Şimdi de şehrin kalbinde yer tutmak Altındağ’ın ve Altındağlının hakkı.
Altındağ’ı anlatmak değil Altındağ’daki ruhu hissetmek ve sahiplenmek önemli. Hıdırlıktepe’ye doğru dar yollardan tırmanırsın, tepeye varınca Anıt Kabir’in ışıklarını görürsün, ant içer gibi için ferahlar, Atatürk’ü O’nun yolundan oluşunun gururu ile selamlarsın. Bir tarihi yaşadığını fark edersin. Altındağlı olmak ruh katar benliğine, en olmadık hayaller kurarsın. Oyunun, oyuncağının da ustası kendin olmuşsundur Altındağ’da. Süslü ayakkabılar, allı morlu yeşilli bereler, atkılar değildir insanı ısıtan. Altındağlının ruhundaki renkleri anlamak ve o renklerle dünyasını buluşturmak, insanca yaşamın en doğal hakkı olduğunu söylemek mi, yoksa söylemlerle sahiplenmek arasında güçlü bir ağ mı örmek gerekli?
Altındağ’a bir kadın eli değmeli; oya gibi işlemeli, sıcak şefkatli duygularla sokaklarından adeta akarak Altındağ’ı yönetmeli. Ben Altındağ’ı yönetmeye bu duygularla talibim!
Yoksulluk Altındağ’ın kaderi olmamalı.
Evlerde temizlik işçisi olarak çalışan kadınlar kendi ortamlarında güvenceye kavuşturulmalı.
Belediyenin kuracağı çamaşırhanelerde yıkanmalı yoksullarımızın çamaşırları.
Kadınlarımızın el ürünlerine pazarlarda yer verilmeli, kooperatifleşen kadınlara öncelikle destek olmalıyız.
Yoksulluğa itilmiş kader mahkumlarının, ailelerinin ve çocuklarının geleceklerini birlikte kurmalıyız.
Sokakta çalışan evlatlarımızın imkansızlıklarını imkanlı hale getirmeliyiz.
Okur yazar olmayan tek bir Altındağlı bırakmayalım birlikte.
Tek bir çamurlu sokağımız kalmamalı, tek bir içmesuyu olmayan evimiz olmamalı yönetimimizde.
Sosyal konut uygulamalarına başlamalıyız birlikte.
Sağlık merkezlerimizde ücretsiz olmalı doktor bakımımız.
Kadın Sığınmaevimiz, Ankara’nın ilk sığınmaeviydi 1990’larda. Onu geri alacak, yeniden açacağız.
Eski kentin turizm imkanları Altındağlıya iş olmalı elimizde.
Bütçemizi birlikte yapmalı, birlikte harcamalıyız; isteyen her Altındağlı harcamalarımız hakkında bilgi edinebilmeli.
Oyun alanlarıyla,
Spor alanlarıyla,
Mahalle evleriyle gençlere ve kadınlara,
Mahalle kreşleriyle çocuklarımıza,
Eğitim ve kültür alanlarıyla hepimiz için,
Altındağ’ı ALTINKENT yapmak için,
gecem sizlerle,
gündüzüm sizinle,
her evin içinde çalışmalarım,
Altındağlının ortak iradesi ile karar alan bir yönetim için
ALTINDAĞ’A TALİBİM.
AYŞE GÜROCAK
DSP, ATLINDAĞ BELEDİYE BAŞKAN ADAYI
(21.Dönem, Ankara 2.Bölge DSP Milletvekili)
| < Önceki | Sonraki > |
|---|
YAZARLAR
Seçme Haber
| Nurettin Kurtuluş’u Kaybettik |
|
| Devamı... |




Güvercinevi yazarlarından sevgili dost Nurettin Kurtuluş'u kaybetmiş bulunmaktayız. Çok değil bundan 1 ay önce, yazılarından dolayı "kaza"ya uğrayabilir kaygısıyla diye benden telefonumu istediğinde, "Memlekete yaşayacak adamlar gerek" diye özen göstermesini rica etmişim kendisinden.
