AB sürecinde tartışılan Alevilik için benim de söyleyeceklerim var
Geçen günlerin birinde ‘oradaydım’ programında gazeteci yazar Saygı Öztürk’ü dinledim. Çorum olaylarının canlı tanığı olarak anlatıyor yaşadığı o dehşet dolu günleri yeniden aynı dehşeti yaşarcasına. Sokak ortasında insanların birden nasıl çoğaldığı, ellerindeki her türlü kesici aletle sağa sola nasıl saldırdıklarını ve bunları belgelemek için yaşamını nasıl ortaya koyduğunu.........
Yıllar geçiyor, ‘K. Maraş Olayları’ yaşanıyor. Yine aynı tüyler ürperten çılgınlıklar, akıl almaz yıkılan dostluk duvarları. Kırmızı boya ile önceden işaretlenmiş alevi yurttaşların evleri, saldırıların frenlenemez dehşeti karşısında 40 yıllık alevi komşusunu izar (kara çarşafın o yöredeki adı) giydirerek nasıl kaçırdığını anlatırken kendi yaşamını nasıl ortaya koyduğunu,.... Ne oldu birlikte yaşayan o toplumun kardeşlik duygusuna Ne oldu o toplumun ekonomisine. Evler boşaltıldı şehir terk edildi, insanlar savruldu. İnsanlar yeni göçün adını nedenini çocuğuna anlatamadı.
2 Temmuz Sivas’a gelindi. Edebiyatçısıyla, fotoğraf sanatçısıyla, şairiyle, saz ve söz sanatçısıyla Pir Sultanı anmak için geldikleri Sivas’ta Madımak otelinde 37 can, alev alev yandılar. Suçları Pir Sultanı anmaktı. Bütün bu olaylar Türkiye tarihinde yaşanmıştır. Tekrar yaşanmaması için irdelenmesi gerekmez mi? Nedir Alevi, nedir Alevilik. Bilim adamları, sosyologlar, halk bilimcileri ne bekliyorsunuz? Tartışın koyun ortaya, yaşam biçimlerinde inançlarını yüzyıllardır gizlenerek sürdürdükleri cem törenlerinde topluma neler veriyorlardı. Hacı Bektaşi Veli’nin kucağındaki aslan ile ceylan sevginin hoşgörünün en üst noktasında buluşmayı simgelemez mi? Hiçbir şeyin üstü örtülmüyor. İnkar neye yarar, neye yaradı. Bu inkar örtüsü kaldırmak, öncelikle bilim adamlarının işi olmalıdır.
Alman AB temsilcisi diyor ki, doğu ve batının barış köprüsü Alevilerdir. Siyaset ve yaşam bilgesi, sayın Bülent Ecevit; “Alevilik mezhep ve tarikatlara sığdırılmayacak bir inanç ve yaşam biçimidir.” derken, ‘ben bilim adamı değilim diyerek, aynı zamanda bilim adamlarının sorumluluklarını anımsatıyor.
Yıllar önce Ş. Urfa ‘nın Kısas köyünde bir cem töreni sırasında ortaya gelen yiyeceklerden (lokma) içinde bir tane muz vardı. Aldım, 9 yaşındaki bir çocuğa verdim. O çocuk o muzu aldı, 5 ayrı parçaya böldü ve bir parçasını kendi yedi gerisini etrafına dağıttı. İşte paylaşmayı inanç töreninde ve öğretilerinde alan bu çocuk yarın inancından dolayı başka inançlarla dolu din bilgisini öğrenince, kendini orada görmeyince nasıl büyür ? Çözüm yok saymak değil kucaklamaktır.
Her alevinin evinde Hz Ali, Hacı Bektaşi Veli ve Atatürk’ün fotoğrafları vardır. Cumhuriyete ve Laikliğe nefes almak gibi bakan, Alevileri bırakın inançlarını cem evlerinde yaşasınlar. Değildir dertleri camiye gidenlerle, kiliseye gidenlerle.....
Doç. Dr Ali Aktaş’ın bir araştırmasından kaynak alınarak sunmak isterim.’Sünni inançlı topluluklarda ölüm halindeki şuuru yerinde olan kişiyi kıbleye çevirme geleneğine, Alevilerde özellikle kırsal kesimde yaşayanlarda pek rastlanılmamaktadır. Çünkü Alevilikte kıble insanın bir başka insana dönük yüzüdür. Yani ‘can’ın cemalidir. Alevi topluluklarında ibadetlerinde okudukları deyiş duazimam, gülbenk, mersiye ve dualarını yüzyıllardır Türkçe okumuşlardır. Ölmek üzere olan kişinin yanında dinsel bilgi sahibi (dede, baba, mürşid, rehber, gibi)kişi tarafından ‘tevhid ‘veya ‘şehadet ‘kelimesi söylenir.’
Şimdi yüzyıllardır insani merkeze koyan Hak, Muhammed, Ali’yi kendine rehber edinmiş eşi ve benzeri olmayan bir inanç bir yaşam biçimi olan bir öğretiyle bugüne kadar gelen bu inanç topluluğunun taleplerinin neresi zarar verir, neresi karşılanamaz. Sivas olaylarından sonra gerek Avrupa gerek Türkiye’de Alevi Bektaşi örgütlülüğü yaygınlaşmış ve Alevilik nedir sorusuna, bilimsel temel oluşturma mücadelesi verilmektedir.
21.09.2004 Bruxelles AB toplantısında Avrupa Alevi Birlikleri Konfederasyonuna şu sorular sorulmuş ve yanıtlar aranmıştır. Bu soruların yanıtları için Avrupa’nın mı sormasını beklemeliydik ....
1-Aleviler diyanet içinde yer verilirse kabul eder misiniz?
2-Din işlerinde sorumlu bakan sizleri kabul etti mi?(2002 yılında tek ziyaret eden devlet Bakanı, şimdi DSP genel başkanı olan Sn Zeki Sezer’dir)
3-Lozan antlaşmasıyla aleviler arasında bir ilişki var mı?
4-Aleviler ve Aleviliğin dine dayalı bir olgu olduğunu, peki etnik anlamda yani ulusal anlamda bir Alevilik var mı?
5-Cem evleri fonksiyonlarını yapıyorlar mı? Rahat ibadet edebiliyor musunuz? Bu olanaklar sizlere sağlanıyor mu?
6-Cem ibadeti yaparken resmi organlar veya polis baskı yapıyor mu?
7-Mecliste kaç tane alevi milletvekili var?
8-Aleviler dışlanıyor mu?dışlanıyorsa nasıl ve hangi konularda dışlanıyor?
9-Aleviler için, hangi gün dini açıdan önemli?
10-Alevilerden başka Türkiye’de dışlanan topluluklar var mı?
Türkiye Cumhuriyeti’nin kuruluşundan beri, Cumhuriyetin temel ilkesi olan laikliği inançların güvencesi saymış bu topluluğun taleplerini, çok iyi okumak gerekir. Tüm alevi örgütleri yalnız kendi bakış açılarıyla değil bilme ilime inanmış bir toplum olarak bilim adamlarıyla, dedeler, babalarla bir araya gelerek, ne yanlış tartışmalara ne de yanlış tespitlere izin vermemelidir.
| < Önceki | Sonraki > |
|---|
YAZARLAR
Seçme Haber
| Demokrasi Getirmek |
|
| Devamı... |




ABD, nükleer silah bulundurduğu gerekçesiyle Irak’a girdi. Bulamayınca bu sefer “Demokrasi getireceğim” dedi, 1 milyona yakın insan, hayatını kaybetti ve sonuçta Irak ikiye bölündü.
