1. Skip to Menu
  2. Skip to Content
  3. Skip to Footer>

19 Mayıs Gençliğindir

Yazdır E-posta

Ayşe Gürocak - 22 Mayıs 2003

19 Mayıs Gençliğindir

19 Mayıs gençliğindir. Çünkü,

“Toprak eğer uğrunda ölen varsa vatandır”. Gençlikte eğer uğrunda devlet ve milletçe emek sarf edilirse vazifesine sahip olma duygusunu kazanır. İyi eğitim görmemiş iyi terbiye edilmemiş genç tarladaki zararlı ot gibidir. Bütün vatan topraklarını bakımlı tutmak hepimizin kutsal vazifesidir.

19 Mayıs gençliğindir. Çünkü,

gençlik bir sosyal sınıf değildir.Ama her zaman önemli toplumsal güç olmuştur.

19 Mayıs gençliğindir. Çünkü,

kurtuluş savaşında Atatürk 8 yaşında Nezahat’i, gencecik Ayşe’leri Mehmet’leri, Kemal’leri Nakiye’leri görmüştür. Ve kurtuluş savaşı şehit ve gazilerinin yaş ortalaması 15-28 arasıdır.

19 Mayıs gençliğindir. Çünkü,

gençlerimiz  “delikanlı” diye adlandırılır. Onlar için: “ kalbi su gibidir” denilir.

Kim kendisine yakınlık gösterir ise o tarafa meyledermiş. Bilindiği gibi “kan” da “su” da akıcıdır.

Benzerliği hatırlattıktan sonra, gençlerimizin hangi yöne sevk edeceğini bize en güzel tarif eden Atatürk’ün “gelecek için hazırlanan vatan evladına, hiçbir güçlük karşısında baş eğmeyerek tam sabır ve dayanma ile çalışmalarını ve öğrenimdeki çocuklarımızın anne ve babalarına yavrularını tahsillerinin tamamlanması için her fedakarlığı göze almaktan çekinmemelerini tavsiye ederim” sözleridir.

PEKİ GENÇLER NE İSTER NE BEKLER:

 Onlar kendileri ile sağlıklı ilişki kurulmasını isterler. Kendileriyle diyalog kurulmasını ve kendilerine güvenilmesini isterler. Gençler yarınlarının ne olacağı kaygısından  kurtulup, geleceğe güvenle bakmak isterler.

Onların kendilerini ifade etmelerini sağlayacak ortamlar gerekir ki bu da çoğunlukla ders dışı etkinlikler ve öğrenme alanlarıdır. “Bütün ümidim  GENÇLİKTEDİR” diyen ATATÜRK’ÜN GENÇLİĞE VERDİĞİ DEĞERİN YİNE GENÇLER TARAFINDAN KORUNACAĞINDAN ÖYLESİNE EMİNİM Kİ…

Evet gençler:
Ümidiniz hiç sönmesin, gücünüz hiç eksilmesin, beyniniz hiç kararmasın, güçlü olmanın öbür yüzü sabırdır.

 “19 Mayıs’ları stadyumlardan kurtaralım” diyen, gerçek niyetlerini ortaya koymaktan korkan yöneticiler geleceğinizle ilgili karartıcı yöntemlere başvuracaklardır.

Şu an gençlerin geleceğinden ellerindeki yetkiyle sorumlu olanlar sorunlar yaratmaya ısrarla devam ediyorlar.Bunlardan birkaçını  sezgilerine,  sağduyularına güvendiğim gençlerle paylaşmak istiyorum.

10 000öğrenciyi ısrarla özel vakıf okullarına (kolejlere) gönderme fikri sabitliği içinde olan ,vakıf okullarının kontenjan boşluklarını doldurma gayretine giren sorumlu kişi, devlet okullarının kalabalık mevcudundan derslik ihtiyacının olduğundan söz ederken özel okullardaki boşlukları doldurma hem de halkın parasıyla. Bu ne cüret ,bu ne akıl almazlıktır. Oysa bilmez midir ki bir sorumlunun önce kendi kaynaklarıyla kendi eğitim ortamlarını iyileştirme öncelikli görevidir. Devlet adına devletin kaynaklarını kullanan  sorumlu bakan özel okulları ihya etmek yerine devletin sorumluğundaki okullarımıza neden elindeki  kaynakları aktarmaz. Oysa MEB’in özellikle gelir düzeyleri düşük olan PİO ve YİBO larda hem kontenjan açığı var  hem de kaliteyi arttıracak önlemlere ihtiyacı var. 10 000 yoksul başarılı öğrenciye can feda. Oysa özel okulların  yoksul öğrenci okutma kontenjanları var. SORUMLU Bakan neden bu okulların kontenjanlarını arttırarak veya yerinde kullanılıp kullanılmadığını denetleyerek 10 000 öğrencimizi yerleştirme yolunu seçmiyor. Bu AKepe nin  SORUMLU Bakanının, bu yıl için ayırdığı 15 trilyonla kaç 10 000  öğrencinin okuduğu ve okuyacağı okullar güçlendirilir. Atatürk’ün emaneti olan geleceğimizin güvencesi, Atatürk gençliği bunları görmemezlikten gelemez ve gelmeyecektir.

AKepe ye bu da yetmiyor. Padişah yetkisinin hevesi içinde yönetmelik değişikliğini kendi yetkisine alıyor. Oysa 1999’da DSP’nin döneminde bu yetki Bakanlar kurulu ve Cumhurbaşkanının onayı ile gerçekleşiyordu. Neydi bunda amaç, daha önce “genel hükümler” 657’nin 68 b sine göre atama ve yükselme yapılıyordu. Örneğin, tarım bakanlığında  ziraat eğitimi almış herhangi bir şube müdürünü  alıp eğitimden sorumlu genel müdür olarak atayabiliyorlardı. Yani ihtisas alanı göz önüne alınmıyordu.  DSP zamanında özellikle MEB da  eğitimde kendi alanlarında ihtisaslaşmış insanlara eğitim yönetimi için “özel hükümler” getirildi. Şimdi bu AKepe 2 Nisan 1997 de belediyelerden kamu kurumlarına yatay geçişi engelleyen yasayı geldikleri aylarda değiştirerek eski genel hükümler çerçevesinde atama ve görevde yükselme yapacak Birçok kamu kuruluşlarında örnekleri çoktur.YANİ  FREKANSLARI tutanlarla eğitimin geleceğini belirleyecek.

Bu Gençlik  haftasında ATATÜRK’ÜN GENÇLİĞİNE SESLENİYORUM. Sizinle ilgili karaları kim ve kimler alıyor. YANLIŞLARI İZLEMEK  HEPİMİZİN GÖREVİ. ÇÜNKÜ BİLİYORUZ Kİ BİR MİLLETİN GENÇLERİ NE HALDE İSE İSTİKBALİ DE O HALDE OLACAKTIR.

 

 

Seçme Haber

Fransızların Anadolu’dan Çekilişi

Fransızların günümüzde Ermeni davasına bu kadar büyük destek vermelerinin nedenini daha gerçekçi bir değerlendirmeye tabi tutarak anlayabilmek için Fransız- Ermeni ilişkilerinin geçmişini çok iyi bilmek mecburiyetindeyiz.

Devamı...